Gastronomi Haritamız

Türkiye, coğrafik olarak farklı bir topoğrafik yapıya sahiptir. Kısa mesafelerde bile rakım değişmekte, toprağın yapısı jeolojik yapıya bağlı olarak farklı yörelerde yapıları farklı olabilmektedir. Kısa mesafelerde topoğrafik yapının değişmesi nedeniyle farklı iklimler meydana gelebilmektedir. Bunların sonucu...


Coğrafi İşaretlerimiz Uluslar arası Düzeyde Tanıtılacak

Coğrafi İşaretlerimiz Uluslar arası Düzeyde Tanıtılacak

Türkiye için yüksek katma değer yaratan ürünler olduğuna işaret eden Başpınar, "1139 tescilli coğrafi işaretli ürünümüz var. Avrupa Birliği (AB) tarafından yani uluslararası düzeyde..

Şef Recep İncecik'ten

Şef Recep İncecik'ten "Işgın" dan Şerbet Ve Omlet

Sultanahmet'teki uluslararası restoranında saray yemekleri sunan şef Recep İncecik, Mayıs Haziran aylarında yaylalardan toplanan ışgından, şeker, elma suyu veya bal ile taze..

Kuşadası’nın “Yöresel Lezzeti: Bolama Atölyesi” Düzenlendi.

Kuşadası’nın “Yöresel Lezzeti: Bolama Atölyesi” Düzenlendi.

Türkiye Aşçılar Federasyonu Milli Takımlar Direktörü Ozan Güngör ile Kuşadası’nın Soğucak Mahallesi’nde yaşayan Nihal Güler ile birlikte gerçekleşen ‘lok lok pilavı’..

Midyat'ın Coğrafi İşaret'li Ürünleri Nelerdir

Midyat'ın Coğrafi İşaret'li Ürünleri Nelerdir

Midyat Acuru, Midyat İnciri, Midyat Kavunu, Midyat Tandır Ekmeği, Midyat Telkârisi, Midyat Turşusu ve Midyat Zeynebi Üzümü Coğrafi İşaretler listesine dahil edildi. Unesco şehri..

Karabük'te Türk Mutfağı

Karabük'te Türk Mutfağı

Yerel lezzetlerimizi gelen misafirlerimize yöresel restoranlarda ikram edilmesinin daha uygun olacağını düşünüyoruz." dedi. Gürel, etkinliklerin geleneksel hale gelmesini istedikleri ifade et

Yalıkavak Aşçılık Kursundan Türk Mutfağı Haftası Etkinliği

Yalıkavak Aşçılık Kursundan Türk Mutfağı Haftası Etkinliği

Şef Özlem Mekik’in sunduğu kutlamalarda Bodrum Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü folklor ekibi, halkoyunları gösterisi sundu. Gösteriyi, meydandan geçen yerli..

Gaziantep Geleneksel Sofra Kültürünü Yaşatacak

Gaziantep Geleneksel Sofra Kültürünü Yaşatacak

Gaziantep demek gastronomi demek, Mesleki eğitimdeki kalitenin artırılması ve sertifikalandırılmasının önemli olduğunu ifade eden Meyer-Landrut, şunları kaydetti..

Aydın Mutfağı Gastronomi Kitabı İle Dünyaya Açılıyor

Aydın Mutfağı Gastronomi Kitabı İle Dünyaya Açılıyor

Lezzetli ve sağlıklı yemekleriyle Ege'nin bir aynası olan, Aydın'ın kültürel mirasını geniş kitlelere tanıtma ve gelecek nesillere aktarma fikriyle ortaya çıkan 'Aydın Gastronomisi' kitabı...

 Gastronomi'de Sakatat Yemekleri ve Diyarbakır

Gastronomi'de Sakatat Yemekleri ve Diyarbakır

Türkiye Gastronomi turizmi ve gastronomi haberlerinde yer alan bilgilere göre, Sektör haline gelen ciğer, istihdama sunduğu katkıyla Diyarbakır ekonomisi 'nde önemli bir yere sahip..

Balıkesir Gastronomi Atlası

Balıkesir Gastronomi Atlası

Sürdürülebilir ve gerçekçi adımlar atıyoruz. Sadece tanıtım da yapmıyoruz. Projeler üretiyor ve uygulamaya geçiriyoruz. Balıkesir'i güçlü bir turizm şehri haline getirmek için bunlar çok yerinde çalışmalar.

Yemek Kültürünün Gelişimine Katkı Sağlayacak Yeni Şefler

Yemek Kültürünün Gelişimine Katkı Sağlayacak Yeni Şefler

Kaliteli ve donanımlı şefler yetiştirmenin en büyük misyonları olduğunu söyleyen Gastronomi Akademisi başdanışmanı Dr. Esat Özata, Gastronomi akademisi...

Çingene Böreği Nasıl Yapılır?

Çingene Böreği Nasıl Yapılır?

Çingene Böreği nedir? En farklı nefis lezzetlerden Çingene Böreği nasıl yapılır? İlginç yemek isimlerinden Çingene Böreği için hangi malzemeler gereklidir? Bu güne kadar evinizde Gastronomi haritamızda en iyi lezzetler..

Malatya Peyniri Avrupa'da En Çok Arananlar Listesinde

Malatya Peyniri Avrupa'da En Çok Arananlar Listesinde

Malatya’da geleneksel yöntem lerle yapılan Malatya Mutfağının olmazsa olmazlarından Malatya Peyniri lezzetiyle baş döndürü yor. Öyle ki bu lezzet sadece diğer illere değil Avrupa’...

Diyarbakır'da Gastro İnovasyon Merkezi açılacak

Diyarbakır'da Gastro İnovasyon Merkezi açılacak

Bugüne kadar kent olarak bu zenginliği tam ortaya çıkaramadıklarını dile getiren Kaya, ancak son zamanlarda yaptıkları çalışmalarla önemli ürünlerinin tescil sayısını..

Binlerce Yıla Dayanan Benzersiz Lezzetler...

Binlerce Yıla Dayanan Benzersiz Lezzetler...

‘Nefais Restaurant’, binlerce yıllık geçmişe sahip lezzetlerimizi misafirlerinin sofralarına taşıya -bilmek için marifetli şeflerin ve yöre insanlarının orijinal reçetelerini araştırarak..

Tahta Kaşık Ustası'na Cumhurbaşkanı'ndan Ödül

Tahta Kaşık Ustası'na Cumhurbaşkanı'ndan Ödül

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreni'ne.

Tokat Yağlısı Nedir?

Tokat Yağlısı Nedir?

Mutfak tarihimizde Tokat yağlısının tarihi nedir? Tokat yağlısı coğrafi işaret aldımı? Türkiye gastronomi haritamızda en sevilen lezzetlerden Tokat yağlısı ne zaman yapılır? Tokat yağlısının coğrafi işareti

Malatya Gastronomisi Ve Köklü Yemek Kültürü

Malatya Gastronomisi Ve Köklü Yemek Kültürü

Türkiye gastronomi turizmi ve gastronomi haberlerinde de yer alan açıklamada; Kayısımızın yanı sıra birbirinden lezzetli yemeklerimizin tanıtılmasına yönelik Malatya’da başlatılan..

Afyon’da 29’u Coğrafi İşaretli 642 Yemek Çeşidi Tanıtıldı...

Afyon’da 29’u Coğrafi İşaretli 642 Yemek Çeşidi Tanıtıldı...

Afyonda gastronomi turizmine de katkısı olduğu bilinen Kaymağı, sucuğu, lokumu, patatesli ekmeği, ekmek kadayıfı, haşhaşı ile tanınan Afyon'un, coğrafi işaretli..

Malatya'da Ekşi Narın Kabuğundan Çay Yapılacak

Malatya'da Ekşi Narın Kabuğundan Çay Yapılacak

azıhan ilçesinden getirilen narlar, burada sopa ile tanelerinden ayıklanıyor ve fabrikaya gönderiliyor. Yapılan işlemde tanelerden nar ekşisi yapılan narın kabuğundan da çay..

Urla Usulü Kırma Yeşil Zeytin

Urla Usulü Kırma Yeşil Zeytin

Anadolu coğrafyasında, Türk mutfak kültüründe yüzyıllardır geleneksel olarak her yaz bitiminde mevsim meyve ve sebzelerini kışın da tüketebilmek için kışa hazırlık yapılır. Her yörede farklı kültür biriki

Osmaniye zeytininde Hasad

Osmaniye zeytininde Hasad

Zeytinin yer fıstığından sonra Osmaniye'nin gastronomi haritamızda coğrafi işaretlerimizden Osmaniye zeytininde en önemli ürünlerinden olduğunu belirten Yılmaz, "Zeytincilik..

"Alaplı Kuzusu" Olarak Bilinen Alaplı Kestanesi Meşhur Oldu

Coğrafi işaretlerimizden Alaplı- Yığılca dağlarında köylülerce toplanan kestaneler yol kenarında kurulan pazar yerinde satışa sunduğu kestaneleri almak isteyenler, İstanbul..

Yörex Anadolu Mutfağının Gerçek Ruhunu Yansıtıyor

Yörex Anadolu Mutfağının Gerçek Ruhunu Yansıtıyor

Dünyada e-ticaretin "yıkıcı" bir güç olarak öne çıktığını anlatan Hepsiburada İş Geliştirme Grup Başkanı Mutlu Erturan, "Biz Hepsiburada olarak, kurulduğu -muz ilk günden bu yana...





Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü’nün Zenginliğinin Nedenleri
Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü yüzlerce hatta binlerce yıllık çabaların sonucu ortaya çıkmıştır. Bu da başlangıçtan itibaren farklı dönemlerde ve zamanlarda gelen birçok topluluğun payı yadsınamaz niteliktedir. Çünkü farklı yerlerden ve farklı zamanlardan gelen toplulukların her birinin mutfak kültürü, Anadolu Mutfak Kültürünün gelişimini etkilemiş ve çeşitlenmesinde önemli rol oynamıştır.
 
Türkiye, coğrafik olarak farklı bir topoğrafik yapıya sahiptir. Kısa mesafelerde bile rakım değişmekte, toprağın yapısı jeolojik yapıya bağlı olarak farklı yörelerde yapıları farklı olabilmektedir. Kısa mesafelerde topoğrafik yapının değişmesi nedeniyle farklı iklimler meydana gelebilmektedir. Bunların sonucu olarak topoğrafik yapısı, rakımı ve iklimi farklı olan her yerde çok farklı bitki ve hayvanlar yetişebilmektedir. Bu durum Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürünün özgünlüğü ve zenginliğinin nedenini açıklar niteliktedir. Anadolu’da mevcut 12 bin çiçekli bitki türünden 3 bin kadarının endemik (Anadolu’ya özgü) olması bunun en çarpıcı kanıtıdır (Baysal, 2002; Akın, 2010).
 
Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü’nün Beslenme Açısından Önemi
Geleneksel Mutfak Kültürü’nün yaygın olduğu eski dönemlerde ekilen ya da yetiştirilen bitkiler o yörede yüzlerce hatta binlerce yıldan beri üretildiği için o yöreye adapte olmuş, doğal bitkilerdi. Eti, sütü, yumurtası, derisi için beslenen hayvanlar da yöreye adapte olmuş doğal bitkileri yediklerinden ve temiz kırlarda dolaştıklarından etleri, sütleri ve yumurtaları sağlıklı, doğal ve besleyici oluyordu. Elde edilen besinlerin toplanması, depolanması için yapılan işlemler elde  ve doğal işlemlerden geçirilip, küplerde, tahta ambarlarda ve besin saklama kuyularında muhafaza edilip depolandıklarından görünüm, yapı ve içeriklerini koruyorlardı.
 
Yemeklerin kilden, porselenden, kalın, kalaylanmış bakırdan yapılmış kaplarda odun veya odun kömüründe yavaş yavaş pişirilmesi hem besinlerin doğal yapısı korunduğu için yemeklerin görünümü, lezzeti ve kokusu hoş ve güzel oluyordu. Yemeklere konan, soğan, sarımsak, limon, domates, biber, yağ, tuz, nane, maydanoz, kekik, yaprak ve kırmızı biber gibi tatlandırıcı ve aromatik bitkiler de o yörede doğal ortamlarda yetiştirildiğinden hijyenik ve taze idiler. Gübre olarak da doğal gübre olarak bilinen evcil hayvanların bekletilmiş gübreleri kullanılıyordu. Yetiştiricilerin, bitki ve hayvanları yetiştirildiği ortamın toprağı, havası, suyunun da temiz olması, besinlerin, hoş görünümlü, kokulu ve tatlı olmasında temel rol oynuyordu (Özer ve ark., 2010; Akın, 2011).
 
Günümüzde ise bitki ve hayvanların yetiştirildiği ortamdaki toprağın, suyun, havanın istenilen şekilde temiz olmaması besinlerin başlangıçta sağlıklı ve lezzetli, hoş kokulu olmasını önlüyor. Beslenmek için yetiştirdiğimiz bitki ve hayvanların yetiştirildiği ortam kirli olduğu için ortamda bulunan kirli hava, su ve topraktaki zararlı  ve toksin maddeleri, bitki ve hayvanların zaman içerisinde vücutlarında biriktirdiğinden, bunları besin olarak kullandığımızda, bu kirli ve zararlı maddeleri vücudumuza alıyoruz. Zamanla da biriken bu zararlı ve toksik maddelerden dolayı yarar yerine zarar görüyoruz (Çepel, 2008; Akın, 2009).
 
Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra fazla kullanmaya başladığımız suni gübreler, bitki ve hayvan yetiştiriciliğinde parazitlere karşı kullanılan zirai mücadele ilaçlarının yaygınlaşması bunlardan elde edilen besinlerin besin kalitesini düşürdü. Daha sonraları daha fazla miktarda besin elde etmek uğruna, büyüme hormonları ve antibiyotiklerin, gıda katkı maddelerinin kullanılması, besinlerin kalitesi, lezzeti ve kokusuna daha fazla olumsuz etki yaptı. 1996 yılından itibaren giderek artan miktarlarda besin olarak kullanılmaya başlanan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) sağlıklı ve lezzetli besin bulmayı güçleştirdi. 
 
Öte yandan giderek artan hava, su, toprak kirlenmesi, sağlıksız pişirme kaplarının kullanılması ve yemeklerin pişirildiği tüpgaz, doğalgazın devreye girmesi, sağlıklı besin yetiştirmeyi, sağlıklı yemek yapmayı, doğal beslenmeyi neredeyse imkânsız hale getirdi. Sağlıklı beslenemediğimizin gözle görünür en büyük kanıtı, tüm toplumlarda giderek yaygınlaşan ve tedirgin edici boyutlara ulaşan kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı, kanser, alhzeimer gibi hastalıkların akut ve kronik etkilerini gösterebiliriz. Hastanelerin sayılarının her geçen gün nüfus artışından daha fazla yenilerinin açılmasına rağmen, tüm hastanelerin daima dolu olduğunu hepimiz gözlemleyebiliriz.
 
Sonuç
İnsanın yeryüzünde görülmesinden, günümüze gelinceye kadar geçen yaklaşık 2.5 milyon yıllık süreçte doğada gösterdiği yaşam mücadelesi, her türlü takdirin üzerindedir. Özellikle başlangıçtan,
 
yerleşik düzene geçtiği Neolitik Dönem’in (M.Ö. 9-8 bin yıl önce) başlangıcına kadar tamamen doğa koşullarında avcı-toplayıcı olarak yaşamını sürdürmüştür. Yerleşik düzene geçmesinden itibaren yaşam koşullarında meydana gelen iyileşmelerin ve teknolojik düzeyin gelişmişliğine bağlı olarak da yaşam kalitesinde giderek artan bir şekilde düzelme ve gelişmeler meydana gelmiştir.
 
Yaşam kalitesini belirleyen ve yaşamın devamını sağlayan temel öğelerden en önemlisi beslenmedir. Başarılı bir beslenme yapamayan canlı yaşamını devam ettiremez. İnsanlık tarihinde beslenme de toplumların bilgi, teknolojik düzeyine ve yaşanılan yerin koşullarına bağlı olarak farklı evrelere ayrılarak değerlendirilebilir.
 
Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü başlangıçtan günümüze gelinceye kadar 5 ana evreye ayrılarak incelenebilir. Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürünün de Anadolu’da yaşayan toplumların gelişmişlik düzeylerine ve çevresel koşullara bağlı olarak, her dönemin kendine has özelliklerinin şekillendiği görülmüştür. İlk dönem olan avcılık- toplayıcılık dönemi, hemen hemen tüm dünyada benzerdir. Sonraki dönemler toplumların yaşadığı çevresel koşullara ve ulaşılan bilgi ve teknolojik düzeye bağlı değişme ve gelişme göstermiştir. 
 
Geleneksel Anadolu Mutfak Kültürü, bu koşullara göre gelişmiş ve şekillenmiştir. Bu dönemlerde en çarpıcı özellik, saray ve konaklarda yaşayan yüksek gelir düzeyine sahip olanların daha kaliteli ve besin değeri yüksek besinlerle beslendiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz. Halkın büyük çoğunluğu çevrede bulabildikleri besinlerle, beslenmiş ve besin diyetlerinin önemli bir kısmına un ve unlu mamuller oluşturmuştur. Aşağı yukarı her dönem de halkın çoğunluğunun düzenli ve yeterli beslenememiş olduklarını görüyoruz (Sürücüoğlu, 1999; Yılmaz, 2004).
 
İletişimin ve teknolojinin gelişmesiyle, ülkemizde ve tüm dünyada aşırı nüfus artışı, plansız sanayileşme, fazla suni gübre ve zirai mücadele ilaçlarının kullanılması, global düzeyde çevre kirlenmesini gündeme getirmiştir. Son yıllarda artan nüfusu beslemek için fazla ürün elde etme amaçlandığından bitki ve hayvanlara  büyüme hormonu ve antibiyotiklerin verilmesi, gıdalara gıda katkı maddelerinin konulması, sağlıklı beslenmeyi güçleştirmiştir. Son 18 yıldan beri Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın (GDO) kullanılmasının giderek artması, sağlıklı ve kaliteli beslenmeyi imkânsız hale getirmiştir. Bunun en belirgin kanıtı, toplumda herhangi bir sağlık problemi olmayan yetişkin bir bireye neredeyse rastlanmamasıdır.