loader
Kuzu Tandır Tarifi

Kuzu Tandır Tarifi

Şef Emre Öztop’un Kaleminden Sizlere Özel “Kuzu Tandır Tarifi” Türk Aşçı Haberleri Olarak Sizler İçin Derledik...

Saygıdeğer Şefimiz Şef Emre Öztop’un Kaleminden Sizlere Özel “Kuzu Tandır Tarifi” Türk Aşçı Haberleri Olarak Sizler İçin Derledik. Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyiniz.
 
Kuzu Tandır Tarifi (1 Kişilik) “Şef Emre Öztop”
Kuzu Tandır Kullanılan Malzemeler
 
*     Kuzu Kol ((Bütünden Yapılır, 180 Gram Porsiyonlanır)    
*     Körpe Havuç (1 Adet)
*     Orta Boy Kırmızı Pancar (2 Adet)
*     Soğan (Yarım Kilo)
*     Sarımsak (4 Diş)
*     Havuç (1 Adet)
*     Defne Yaprağı (3 Adet)  
*     Tereyağ (20 Gr)
 *     Tuz (15 Gr)
*     Değirmen Karabiber (10 Gr)
*     Buhara Pilavı (80 Gr)
*     Sivri Biber
*     Domates

 
Kuzu Tandır Yapılış Tarifi
Soğan, sarımsak ve havuç soyulur doğranır. 
Bir küvete kuzu kol (bütün olarak) zeytinyağı, defne yaprağı, diğer malzemeler, tuz ve değirmen karabiber konularak harmanlanır. 
Üstü kapatılır. 160 derecelik fırında uzun süre pişirilir (Kuzu kolun büyüklüğüne göre değişir). 
Üzeri açılır, kızarana kadar pişirilir. 
Porsiyonlanıp hazırlanan garnitürlerle servis edilir.
 
Kuzu Tandır için Önemli Not; 
Yanında mutlaka köpüklü Yörük ayranı içmelisiniz.
 
Kuzu Eti için Önemli Not;
erkek kısırlığı ile savaşıyor. Coenzyme Q, karnitin içeren bazı besinlerin erkek kısırlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığı bilinmektedir. Bunların basında Kuzu eti başta olmak üzere kırmızı et ve et ürünleri bulunmaktadır.
 

OSMANLI SARAY MUTFAĞI

Evliya Çelebinin Ve Yabancı Seyyahların Kayıtlarında Osmanlıda Saray Mutfağında “Kebab” Hakkında Bazı Dipnotlar;
Evliya Çelebinin  Domuz eti dışında birçok et çeşidini yediği görülür. Sudan'da deve etini yediği gibi zürafa etini de dener. Ev sahibinin sunduğu zürafa kebabını "inşallah helal"dir temennisiyle yiyip çok beğenir. 
 
Kırım'da avladıkları "fil kadar" yaban mandasının kebabı [VII 2-3] ve Defterzade Mehmed Paşa'nın hizmetindeyken avlanan keklik, turaç, sülün gibi kuşlar ve ahu kebabları da yediği etler arasında sayılabilir [II 190]. 
 
İstanbul'un bozahanelerinde sunulan sakatat çeşitleri [I 247], Rum balık aşçılarının pişirdikleri deniz ürünleri ve perhiz sırasında pişirdikleri çeşitli etsiz sebze yemekleri, Şam'ın kahvehanelerinde satılan çay, salep, süt, palude gibi içecekleri Muhteşem bir mutfak teşkilatıyla seyahat eden ve büyük bir gurme olan Defterdarzade Mehmed Paşa'nın aşçılarıyla ilgili anlatılanlar, saray çevresi mutfağının üstün niteliğini yansıtıyor.
 
Eldiven takmak mecburiyetinde olan bu aşçıların her biri ayrı bir konuda uzmandır: hamurcu, kebapçı, köfte kebapçı, yahnici, tatlıcı, çorbacı, dolmacı ve kıymacı. Yeni ve lezzetli bir yemek icad eden aşçılar da ödüllendiriliyor, giysisi, eli veya tırnağı kirli bulunanlar iki yüz kızılcık değneği yiyordu. 
 
Dolmacı ve kıymacı ve köfte kebabcıların kullandıkları etlere sinek konmaması için sık balık ağından özel çadırlarda saklanıyordu. Evliya, Defterdarzade Mehmed Paşa'nın mutfağında pişen nefis yemekler için "bir vüzera sofrasında görmedim" diyor [II 190-191].
 
Defterdarzade Mehmed Paşa'nın sofrasında, Osmanlı mutfağının temel yemeklerinden olan dolma ve baklava gibi hamurişleri yer alırken, Bitlis Hanı'nın Melek Ahmed Paşa'ya verdiği ziyafette bu yemeklerin olmaması ve sunulan pilavların çokluğu, İran mutfağının etkisini gösteriyor. Onaltı çeşit pilav, birçok çorba ve kebablardan sonra, birçok sıcak içecek ve en son çeşitli reçel ve murabbalar sunulmuştu [IV 76].
 
PİLAVLARKazanılan savaşlardan sonra askerlere ziyafet vermek gelenekti. Evliya Çelebi, İstanbul fethinden sonra verilen ziyafet sırasında, Fatih Sultan Mehmed'in çaşnigirbaşı gibi kemerine peştemal takarak askerlerine üç gün üç gece hizmet ettiğini anlatıyor [I 44].
Lehistan'a karşı yapılan savaştan sonra Melek Ahmed Paşa, Tatar askerleri memleketlerine dönmeden önce onlara koyun kebabı, pilav, zerde, çorba, yahni ve ekmekten oluşan bir yağma ziyafeti vermiş [V 87]. Altı bin sahan içinde çayıra konulan yemeklere hücum eden askerler, tıkabasa karınlarını doyurduktan sonra kalpaklarına da yemek doldurup götürmüşler. 
 
Evliya Çelebi ve arkadaşları kışın Kırım'da yolculuk yaparken, Azak'tan aldıkları söğüş koyun eti ve ekmek soğuktan donunca yaban donbayı avlamışlar. Fakat Kalmuklar'dan korktuklarından ateş yakıp donbayı pişirdikten sonra geceye kadar beklemek zorunda kalmışlar [VII 2 -3].
 
Bursa yaylalarında daha şanslıydılar. Sobran' da ağla avladıkları alabalıkları tereyağında pişirmekten başka, yörüklerin hediye ettikleri koyunları kebab yaptılar; Bakacak'ta keklik, balık ve kuzu kebabı yediler [II 20-21].
 


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler