loader
Kağıtta Deniz Ürünleri Tarifi

Kağıtta Deniz Ürünleri Tarifi

Kağıtta Deniz Ürünleri Tarifi,Gerlach’ın Tanıtımı ile Galata’da çok büyük, “sayılamayacak kadar çok balık çeşidi “ bulunan...

Kağıtta Deniz Ürünleri Tarifi
Deniz Ürünleri Kağıtta Kullanılan Malzemeler
 
*   12 Orta Boy Karides, 
*   250 Gram Lüfer Balığı Filetosu, 
*   4 Adet Küçük Haşlanmış Kalamar, 
*   3 Yemek Kaşığı Haşlanmış Ahtapot, 
*   4 Taze Soğan, 
*   2 Diş Sarımsak, 
*   2 Orta Boy Domates, 
*   3 Sivri Biber, 
*   150 Gram Kültür Mantarı, 
*   3-4 Defne Yaprağı, 
*   3 Yemek Kaşığı Zeytinyağı, 
*   Yarım Limon Dilimi, 
*   Yarım Demet Dereotu, 
*   Tuz, 
*   Karabiber. 
 
Kağıtta Deniz Ürünleri Tarifi Yapılış Tarifi 
*Karidesleri bir güzel hazırlayın. Lüfer Balığını ortadan ikiye bolun. Kalamarları temizleyin, halka şeklinde doğrayın. 
*Haşlanmış ahtapotun kollarını dilimleyin. Taze soğanın kabuğunu soyun, yarım santim uzunluğunda verev doğrayın. 
*Sarımsakları çentin. Domatesi soyun, çekirdeklerini çıkarın, küp şeklinde doğrayın. Sivri biberin sapını kesin, yarım santim uzunluğunda doğrayın. 
*Mantarların saplarının ucunu kesin, limonlu soğuk suya atın, elinizle ovarak üzerlerindeki siyahlıkları temizleyin. 
*Küçüklerini ikiye, daha irilerini dörde bölün. 
*Dereotunun saplarını ayıklayın, yapraklarını ince kıyın. Defne yapraklarını yıkayın, kurulayın. 
*Sarımsak, soğan ve zeytinyağını tencereye koyun, 2 dakika kavurun. Karides, balık, ahtapot ve kalamarı ekleyin. 
*Tahta kaşıkla zedelemeden karıştırıp 5 dakika pişirin. 
*Domates, yeşil biber, mantar, defne yaprağı, tuz ve karabiberi koyun, suyunu çekene kadar pişirin. 
*Yağlı kağıt veya alüminyum folyolara kepçe ile paylaştırın, üzerlerine dereotu ve ince limon dilimlerini yerleştirin, bohça gibi kapatın. 
*Bir tepsiye yerleştirip 5 dakika süre ile sıcak fırında tutun. 
*Dil balığını bulamadığınız takdirde diri beyaz eti olan, kılçıkları tamamen temizlenmiş başka balık filetoları kullanabilirsiniz. 
“Geleneksel Türk Mutfağı, Yöresel Yemekler, Yöresel Mutfaklar, Osmanlı Saray Mutfağı, Osmanlı Yemek Kültürü, Deniz Ürünleri, Balık Yemekleri, Osmanlı ve Türk Mutfağı”
 
Evliya Çelebinin Ve Yabancı Seyyahların Kayıtlarında  Osmanlıda Saray Mutfağında Deniz Ürünleri Hakkında Bazı  Dipnotlar;
Gerlach’ın Tanıtımı ile Galata’da çok büyük, “sayılamayacak kadar çok balık çeşidi “ bulunan bir balık pazarı vardır. 
 
Lubenau da 
Balık pazarını anlatırkan burada, “bir arşın eninde pisi balıkları, bir arşın boyunda deniz istakozları, karidesler, iri istiridyeler, kuyruğu ve kıskaçları olmayan kabuklular ve daha birçok deniz canlıları bulunan öyle büyük ve mükemmel bir balık pazarı vardır ki tüm dünyada benzerine rastlanamaz” der. 
 
Thévenot da 
Galata’yı anlatırken “deniz kıyısında dünyadaki en güzel balıkhane bulunur. Burası iki kenarına balıkçıların sıralandığı bir sokaktır; tezgâhlarında öyle çok balık vardır ki insan şaşırır. Orada hemen hemen her türden balık bulunur; hepsi de nefis, taze ve ucuzdur” ifadesini kullanır. 
 
Tournefort’a göre de 
İstanbul’da “balık hali görülmeye değer … Galata balık hali uzun bir sokaktır ve sokağın her yanında dünyanın en güzel balıkları sergilenmektedir”.
 
Napolyon’un isteğinden mi kaynaklandığı ya da Osmanlı ikramının bir özelliği mi olduğunu bilemediğimiz sebze ve meyve ağırlıklı ziyafet sofralarının yanı sıra Osmanlı sarayının günlük sofrasındaki yemeklerin çeşit çokluğu dikkat çekicidir. Ancak bütün bu yemek çeşitlerinin çokluğundan, havyar - istakoz gibi deniz mahsullerinden söz ederken tam aksi bir kanıyla İstanbul’un İsveç Elçiliğinde görevli olan 
 
M. De M. D’Ohsson gibi 
“...pek az balık yerler hele midye, İstakoz, karides v.s. asla sofralarında görülmez...” sözlerinin yer aldığı eserler ele alanlarda vardır. 
 
Bunlardan İngiliz gezgin Fynes Moryson ise eserinde 
“...yemeklerin çeşidi azdır...” bunlar balık bile yemezler... yemek sanatları da yoktur sade yemeklerle yetinirler, padişah bile sadece pirinç (pilav olsa gerek) yer ve su içer...” ifadesini kullanmıştır. 
 
Bu ziyafet etkinliğini düzenleyenler söz konusu ziyafetin ilk dört çeşidinde bayram ziyafetinin sırasını izlemişlerdi; bu yemekler sofradan kaldırıldıktan sonra altı çeşit tatlı ve iki çeşit yahni sunulmuştu. Bunları balık kavurması (kavurma-ı mahi) ve balık çorbası (şurba-ı maili) takip etmişti. Bir mastabe arasının ardından, yemek dört çeşit kümes hayvanı kebabıyla sona ermişti; bu kez de konuklar güvercin, kaz, tavuk ve ördek arasından seçim yapabiliyorlardı.
 
Fakat İslam dünyasında
Özellikle de güzel sanatlarda, tavus genellikle cenneti simgelediği için bu kuşu yemek kazanının içinde görmek oldukça tuhaf. II.Mehmed zamanında balık, havyar ve karidese, 16. yüzyılın ikinci yarısında kümes hayvanlarının daha ender türlerine duyulan ilginin dışında, 15. ile 17. yüzyıllar arasında sarayın yeme içme alışkanlıkları fazla değişmemişti. Ancak, daha fazla çeşide ve daha fazla miktarda yiyecek tüketimine doğru hafif bir eğilim görülüyor. 


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler