loader
Nane Limon Şerbeti

Nane Limon Şerbeti

Osmanlı Saray Mutfağında şerbet Aslında padişahın içmesi; içecek olarak yalnız bulunduğundan...

Şerbetin orta halliler için basit, zenginler için teferruatlı çeşitleri vardır... büyük şahsiyetlerin evinde yıllık muhtelif şerbetleri hazırlamakla görevli kimseler vardır.... sarayda sırf şerbet, reçel v.s nin hazırlanması için özel bir büro "helvahane" vardır.  Osmanlı Saray mutfağına giriş ve tanıtım ilk etapta mutlaka şerbetler olmalıdır (helvane mutfağı) ..!
 
Nane Limon Şerbeti Tarifi
Nane Limon Şerbeti Malzemeler: 
 
*    2 Limon

*    Yarım Demet Taze Nane 
*    1 Su Bardağı Toz Şeker 
*    2 Litre Su 
 
Nane Limon Şerbeti Hazırlanışı: 
Limonların suyu sıkılır. 
Taze nane yaprakları iyice ezilir ve limon suyuyla karıştırılır. 
Toz şeker ve su ilave edilip iyice karıştırılır. 
Kapalı bir kapta 8 saat bekletilir. Şerbet kaynatılır. 
Soğuyunca süzülür ve servis yapılır. 
 
Nane tüketimi çok eski çağlara dayanmaktadır ve aynı şekilde eskiden beri alternatif tıp naneyi hastalıkları tedavi etmek için kullanmaktadır. 
 
Nane genelde solunum yolları için faydalarıyla tanınır fakat nanenin içerdiği zengin miktardaki A vitamini özellikle göz sağlığı için çok önemlidir. 
 
Mınt And Lemon Sherbet 
Ingredıents: 
*    Two Lemons 
*    Half Bunch Of Fresh Mint 
*    1 Water Glass Of Granulated Sugar 
*    2 Litre Of Water 
 
ZEYTİNYAĞLILARPreparatıon : 
Lemon juice is squeezed. Fresh mint leaves are mashed thoroughly and mixed with lemon juice. Add sugar and water and mix well. Leave in a closed pot for 8 hours. The sherbet is boiled. It is sieved and served in the cold. 
 
Mint consumption is based on ancient times, and in the same way, alternative medicine has used the mint to treat diseases. 
 
Mint is commonly known for its benefits for the respiratory tract, but the rich amount of vitamin A is especially important for eye health. 
 
Nane Nedir?
Nanenin Faydaları Nelerdir?
Ballıbabagiller familyasındaki aynı cinsten 25 kadar çok yıllık dayanıklı otsu bitkinin genel adı Nane'dir. Nane çok yıllık 30-90 cm boyunda, hafif tüylü oldukça sık çatallaşan, gövde esmerimsi kahverengimsi renktedir. Yaprakları yumurta şeklinde, uca doğru sivri, kenarları kertikli, hafif kahverengimsi yeşil renkte, karşılıklı bir sonraki ile çaprazdır. Çiçekleri başak şeklinde ve boğumları çember şeklinde bir demet şeklinde çiçekler dizilmiştir.
 
Nanenin Yetiştirildiği Yerler : 
Dünyanın tüm ılıman ve astropikal bölgelerine yayıldığı gibi ülkemizde de 7 türü yetişmektedir. Ayrıca ülkemizde yetiştirilen nanenin eterik yağ bakımından kalitesi oldukça yüksektir.
 
Nanenin Toplanması ve Saklanması : 
Bitki çiçek açmaya başlamadan önce toplanır ve gölge bir yede kurutulur. Naneyi kuruturken paslı gibi gözüken yapraklar kurutulurken ayıklanmalıdır.
 
Nanenin Bilinen Bileşimi : 
Yaprak, sap ve çiçeklerinde mentol, menton, jasmon vb. maddeleri içeren uçucu yağ ile tanen, reçine, acı bitki esansı ve bazı organik maddeler bulunur
 
İçerdiği uçucu yağlar nedeniyle mide bulantılarını keser.
Gebelikteki ve yolculuklardaki kusma refleksini bastırır.
Grip ve nezlede yüksek ateşin düşürülmesinde değerli bir yardımcıdır.
Beden üzerinde güçlendirici (tonik) etkisi vardır.
Mide ve bağırsak gazlarını söktürücüdür.
Bağırsaklardaki kolit yaralarının iyileşmesinde etkili rol oynar.
 
Nanenin Kullanım Şekli : 
Kurutulmuş toprak üstü kısmından bir tutam alınır, üzerine bir bardak kaynar su dökülüp 10 dakika demlendirilerek çay hazırlanır. Hiçbir yan etkisi olmadığından istenilen aralıklarla içebilirsiniz.
 
Evliya Çelebinin , Yabancı Seyyahların Kayıtlarında  Ve Osmanlıda Saray Mutfağından Osmanlı Şerbetleri Hakkında Bazı  Dipnotlar;
İzmir' deki "meyve gümrükhanesi" herhalde daha çok bu kuru meyveler içindi [IX 53]. Üzüm turşusu da İstanköy'den Mısır'a gönderiliyordu[IX ll5]. Su ve şerbeti soğutmak için kullanılan kar ve buz, devletin tekelinde bulunan önemli ticaret mallarındandı. Hem İstanbul civarında karın kuyularda toplanması hem de Uludağ'dan toplanan ve Mudanya iskelesinden gemilerle istanbul'a taşınan bu ürünler konusunda Evliya değerli bilgiler veriyor [I 251,1121-2].
 
Padişah Sofrası
Evliya Çelebi, ülkenin değişik yerlerinden padişaha ve saraya yollanan birçok yiyecek ve içecekten bahsediyor: Sudak'tan elma [VII 250], Gemlik'ten nar ve fıçılarda nar suyu [V 144], Mısır'dan kavanozlar içinde hummas limonu şerbeti [X 267], İstanköy adasından gelen limon ve turunçla yapılan meyve şurupları gibi [IX ııo]. Diyarbakır'dan nefis Hamrevat kaynak suyu güğümler içinde Sultan ibrahim'e yollanıyordu [IV 28].
 
Dernschwam’ın verdiği bilgilere göre “suya şeker veya bal katılarak” yapılan şerbet Osmanlı toplumunun en önemli içeceğidir. Ama, burada hemen belirtilmesi gerekir ki şeker ile yapılan şerbeti ancak “efendiler” içmektedir. İstanbul’un ara sokaklarında pek çok küçük tahtadan yapılmış barakalar mevcuttur. Bunlar da daha çok testi ve toprak kaplar içinde içilecek şeyler (meşrubat) satılır. Çeşit çeşit olan şerbetler her gün taze yapılmaktadır. Bazen birkaç çeşit şerbetin karıştırılmasıyla yeni bir çeşit de oluşturulmaktadır.
 
 
Busbecq, Türkler, “içtikleri suyun içinde biraz bal yahut şeker bulunursa Jupiter’in kevserine bile imrenmezler” demektedir.
Gerlach, Sultanahmet meydanında yapılan gösterileri izleyenlere şerbet ikram edildiğini belirtmektedir. Ramazan ayında sokaklarda yeşil veya siyah renkte şerbet ve başka içecekler satılmaktadır. Yine Ramazan’da düzenlenen eğlencelerde yorulanlar yorgunluklarını portakal çiçeği, gül ve servi çiceği şerbeti içerek giderirler.
 
Osmanlı Saray Mutfağında şerbet Aslında padişahın içmesi; 
içecek olarak yalnız bulunduğundan, başka bir içeceğin olmadığından dolayı söz konusu olan bir olgu gibi görünmektedir. Ancak D’Ohsson eserinde “...müslümanlar içecekleri şeyler hususunda da yiyeceklerinde olduğu gibi titizdir... 

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler