Kültür Elçisi Olduğu İddia Edilen Nusret Kıskanılıyormu

Tolgahan Gülyiyen
Yazar:Tolgahan Gülyiyen
Bu yazı

İnsanlar Kültür Elçisi Olduğu İddia Edilen Nusret’i Kıskanıyor'mu?
 
Üniversiteyi birinci olarak bitirdiğimde stadyumdaki törende bir grup mezun öğrenci yanıma gelip aldığım ödülle resim çektirmek istemişti. O ödülle resim çektirebilmeniz için önce hak etmeniz gerekir diye cevap verip onları reddetmiştim. 
 
Katar’da Nusret’e kadar çok tanınmış zenginler vardı. O nüfuslu insanların hangisi sahaya inelim, Messi’yi çekiştirip kupayı kazanmışız gibi kaldırıp poz vererek resim çekilelim dediler? 
 
Mesela Elon Musk, Tesla veya kendi tanıtımı için Nusret gibi niye sahaya inip böyle şeylere tenezzül etmedi? Devlet liderleri böyle şeylere niye tenezzül etmedi?
 
Dünya insanlarının ve dünyanın önde gelen şeflerinin Nusret hakkında samimi olan fikirlerini araştırın. Ben size söyleyeyim. Yaptıkları hareketler için hiçte iyi bir imaj çizmiyor. Söylenenler mutfakta yemek yapabilen Türk şeflerini de üzüyor, imajımıza zarar veriyor. Aslında Nusret’in popülerlik ve reklam uğruna yaptıklarıyla dünyada imajımıza zarar verdiğini belli kalıpları ve tabuları olanlar da anlayamıyor…
 
Keşke tarafsız olarak rasyonel ve bilimsel bakışla bu mesellere bakıp dünyayı anlayabilselerdi.
 
Nusret yaptığı yemekler ya da yaptığı kasaplık yerine yapmış olduğu absürt paylaşımlar ile her defasında öne çıkıyor. Bu yüzden dünya insanları ona çeşitli lakaplar takıp, o sıfatlarla onu özleştiriyor. O sıfatların imajımıza, saygınlığımıza katkı sağladığı ise asla söylenemez. 
 
Türk Mutfağı Elçiliği, Kültür Elçiliği gibi görevler-unvanlar ise bilinçsiz kişilere ya da dünyada oldukça kötü sözlerle ve sıfatlarla anılanlara da asla yakıştırılıp verilemez. Diyelim ki oldukça kötü kelimelerle bile anılmakta olanlara birileri birtakım unvanları verildi: O zaman da o kültürel anlamı olan unvanları zaten taşıyacak yeterli donanımda olmamış olan ve dünyada oldukça kötü sözlerle anılmaya devam edebilenlere verilmiş olduğu söylenen tüm unvanların geri alınması gerekir. 
 
Unvanların zarar görmesini engellemek için bu şarttır.
 
Aksi ancak ve ancak kültürel değerlerinin bilincinde olan vicdanları da yaralar. Bunun aksi vicdanları yaralamakla da kalmaz o unvanların içinin boşalmasına bile neden olur. Bir unvanın içinin boşalması ya da boşaltılması ne demektir? Yazımın ilerleyen bölümlerinde bunu da kısaca açıklayacağım.
 
Kültürel değerlerini iyi bilenlerin de ifade edeceği gibi; dünyada Nusret’in anıldığı sözlerle kültürümüzün tanıtımını asla yan yana getiremeyiz. Bu bir şekilde yan yana gelse bile değer yargılarımız göz önüne alınarak bilimsel anlamda meşruiyeti sorgulatır.  
 
Kültür Elçisi Olduğu İddia Edilen Nusret KıskanılıyormuNusret’in yaptıklarının imajımıza dünya genelinde olumlu olarak ne kattığı veya nasıl zarar verdiğini anlamak elbette rasyonel bir bakış açısıyla hiçte zor değil. Ama o rasyonel ve araştırmalara dayalı bilimsel bakışı dünya insanlarının nabzını tutamamış olanlar asla ortaya koyamazlar. 
 
Dünya genelinde önde geldiğini kabul ettiğiniz mutfak kültürlerinin ana vatanlarında Nusret’in yaptıklarını yapan bir Fransız, bir İtalyan kasap ya da şef olsaydı; ülke kültürlerinin veya mutfak kültürlerinin uluslararası temsiliyetini o hareketleri yapanların eline teslim ederler miydi?
 
Onlara Fransa’da ya da İtalya’da Kültür elçisi, Fransız mutfağı elçisi veya İtalyan mutfağı elçisi unvanları verirler miydi? Verseler de o unvanların o kişilerde kalma süresi ne kadar olurdu?
 
Zengin orta doğu ülkelerine, Hindistan’a ve orta Asya’ya doğru gidersek Nusret gibi birçok örnek görebiliriz. Dünyanın önde gelen mutfak kültürlerinde ise Nusret gibi bir örneğe ya rastlayamayız ya da o ülkeler kendi mutfaklarını ve kültürel değerlerini Nusret konseptiyle yan yana getirerek asla özleştirmezler. 
 
Yabancı şeflere de Nusret’i kötületmemiş veya onların Nusret’e birtakım sıfatlar takarak kötülemelerine de müdahale edip karşılık vermiş biri olarak bunları tüm samimiyetimle söylüyorum. Ama Nusret’in yaptıkları kültürümüzün temsiliyeti ve ağır sorumluluğu ile asla bağdaşmıyor. Zaten onun da o sorumlulukta ya da olması gereken bilinçte hareket ettiğini de düşünmüyorum.
 
Eğer kendisi burada ifade ettiklerimi düşünecek olsaydı; Türk şeflerinin ve Türk mutfağının imajına zarar verecek hareketleri asla yapmazdı ya da bir süreden sonra bunları bırakırdı.
 
Bizler Nusret gibi hareket edenlerin saçmalıklarını ve imajımıza zarar veren hareketleri uluslararası alanlarda ve uluslararası mutfaklarda savunmak zorunda kaldığımız için çok üzgünüz. Ayrıca “Kültür Elçisi” olduğu iddiasının şakası bile hoş değilken buna inanması bile çok güç… Bu üzücü ve trajikomik bir durum... 
 
Bunlar bizi fazlasıyla yoruyor ve bize Türk aşçıları, Türk şefleri olarak fazlasıyla zarar veriyor. Emin olunuz ki kültürel değerlerinin sorumluluk bilincinde olan Türk aşçıları Nusret’in yaptıklarından ötürü, onun hareketlerinden ötürü yabancılara açıklama yapmaktan veya yabancıların gözünde Nusret imajıyla yan yana görülebilmekten hiçte memnun değildir. 
 
Ne yazıktır ki Nusret dünya basınında Türk şefi diye belirtiliyor. Aşağıdaki bağlantıda okuduklarımdan ötürü çok üzüntülüyüm.
https://metro.co.uk/2022/12/19/world-cup-final-salt-bae-holds-trophy-aloft-but-gets-ignored-by-messi-17962082/
 
Yine ne yazıktır ki Nusret’in yaptıkları tüm Türkleri hatta Türkiye’yi temsil ediyormuş gibi de dünyaya aktarılabiliyor. Nusret bizi tanıtıyor diyenler o bağlantıda yazanları tercüme ederek okuyup düşünmeli ve yazılanları anlamalı… Nusret’in hareketlerini destekleyen ama dünya basınında böyle yazılara hiç üzülmeyip bunların ülkemizi temsil ettiğini savunanlar bunların tercümesini yapsınlar. Hatta Nusret’e ve birtakım yetersiz, donanımsız kişilere “Kültür Elçisi” ya da “Türk Mutfağı Elçisi” unvanları vermiş olanlar da bunların tercümelerini yapmalıdır. 
 
Madem ki konulara çok yönlü hakimler ve dünyayı okuyorlar o zaman bunları da çevirebilirler.
 
Dünyada Nusret’in hangi kelimelerle konuşulduğuna bakmanız lazım. Eğer o kelimelerle onun Türk şefi diye nitelenerek konuşulmasının sizleri temsil ettiğini ve kültürümüzün tanıtımına da olumlu katkı sağladığını zannediyorsanız, aslında büyük bir yanılgıdasınız demektir.
 
Nusret’in dünyada hangi fiiller ve kelimelerle konuşulduğunu farklı dillerde hiç okuyup araştırdınız mı? Nusret’in yaptıklarını destekleyenler mümkünse dünyayı takip edip onunla ilgili neler yazıldığını araştırıp okumalıdırlar. 
 
Sadece paylaştığım tek bir yabancı haber bağlantısında yer alan ve Nusret hakkında yazılmış olan ifadelere, sözlere ve cümlelere lütfen bakar mısınız? Ne yazık ki o ifadeler çok üzücü ve oldukça utanç verici ifadelerdir.
 
Nusret Neden Kıskanılsın? Nusret’in Özelliği Nedir? 
 
Donanımları Veya Eğitimi Nedir?
 
İnsanlar acaba Nusret’i kıskanıyor mu? Aklı başında hiç kimsenin Nusret’i kıskandığını asla düşünmüyorum. Dünya basını onun yaptıklarına neler neler yazdı açıp bir okuyunuz. Kendi insanlarımızın eleştirileri ise dünya basının yazdığı ifadelerin yanında çok ama çok hafif kalır. 
 
Tek özelliği garip hareketleri olan ve dünyadan habersiz olan bazılarınca dünya markası denilerek bizi, kültürümüzü, Türk mutfağını ve Türk aşçılarını temsil ettiği bile iddia edilen Nusret’i dünya basını o bağlantıda yer alan diğer benzerleri gibi utanç verici kelimelerle haberlerine taşıdı ve taşıyor. Kim ya da hangi ülke dünya da saygınlık uyandıracak bir markasının temsilcisinin o ifadelerle dünya basınında ya da dünya kamuoyunda anılmasını ister? 
 
Kısa ve uzun vadede o haberlerdeki ifadelerin Türk mutfağının ya da Türkiye’nin tanıtımına katkısı ne olur? 
 
Böyle şeylerin Türk mutfağı ve Türkiye için saygınlık uyandıran olumlu tek bir katkısı olur mu?
 
Tarafsız bir anket yapıp dünya insanlarına samimi görüşlerini sorun. Neden birçoğu Nusret ile ilgili utanç verici diye nitelendirilecek olan cümleler kuruyor? Çünkü onun yapmış olduğu hareketlerin karşılığının o cümleler olduğunu düşünüyorlar. Üzücü ve yazık hem de çok yazık…
 
Tesla’nın sahibi Elon Musk dahil o finalde birçok markanın temsilcisi veya sahibi de vardı. Hiçbiri Nusret’in yaptıklarını yapmaya tenezzül bile etmedi. 
 
Kupa finalinde maç sonrası sahaya inerek yaptıklarından ötürü dünya basını utanç vesilesi ifadeler kullanarak niye Nusret’i yazdı? 
 
Çünkü Nusret dışında orada bulunan hiç kimse Messi’yi kolundan çekiştirmedi ve alay konusu olmadı. Çünkü o törende hak ederek kazanmış olan gerçek bir başarıdan Nusret dışında hiç kimse kendisine pay çıkartmak için rol çalmaya da teşebbüs etmedi. 
 
Ne yazık ki dünya basını Nusret’in yaptıklarını yazarken onu Türk şefi diye bile niteledi. Aklı başında ve bilinç sahibi olarak kendi kültürel değerlerini çok iyi bilen Türk aşçıları veya şefleri, Nusret’in ‘Türk şefi’ diye nitelendirilmesinden de çok büyük rahatsızlık duymaktadır.
 
Evet! Hem Türk insanı hem de dünya insanları Nusret’i çok ama çok kıskandı. Bu masala inandırabilirseniz önce kendinizi inandırmalısınız.
 
Gündem olmak uğruna başkalarının başarılarından kendine pay çıkartmak için yapabildikleri yüzünden ve başarı diye nitelendirilen garip hareketleri için oldukça utanç verici kelimelerle cümleler kurarak dünya basını Nusret’i yazdı. Üstüne üstlük ondan güya ‘Türk şefi’ diye söz ettiler. İşte asıl düşünülüp üzülmesi gereken hususlardan biri de tam olarak bu konulardır.
 
Paylaştığı yüksek rakamlı gelir göstergesi olan adisyonları dahil dünyadaki aklı başında insanların Nusret’i kıskanması için mantıklı tek bir nedenleri bile yokken “Nusret kıskanılıyor, Nusret’i kıskanıyorlar, Nusret’i çekemiyorlar” …vb. gibi sözleri söyleyenler şunu anlamalıdır: 
 
Nusret’in tek başarısı garip hareketleriyle dünyada tanınan ünlü ve başarılı diye nitelendirebileceğimiz insanlarla bir şekilde kendini konumlandırmış olmasıdır. Bu arada paylaştığı adisyonlardaki yüksek ücretlerin neredeyse tamamı yabancı içkilere özellikle de Fransız şaraplarına ödenen rakamlardır. Yani Nusret’in yemek satışını değerlendirecek olursak ortaya yemeklerle öne çıkacak olan bir başarı da asla çıkmaz. Zorlasanız da çıkmaz. 
 
Takla atsanız da olduğunuz yerde tepinseniz de çıkmaz…
 
Hatta çok direterek zorlasanız da Türk mutfağı yemekleriyle değerlendirilecek bir başarı da Nusret’ten asla çıkmaz. O yüzden Nusret ile ilgili kıskançlık hissine kapılacak olan tek kitle var. O kitle de bu dünyada kendilerine lazım olmayandan çok daha fazla dünyalık biriktirmekle uğraşan hatta para kazanma hırsıyla aklınıza gelebilecek olan her şeyi yapabilecek olan kitledir. 
 
Dünya kupası finalinde de şahit olduğunuz gibi; Nusret’in başarısı sanılan o sözde başarı aslında dünyada belirli alanlarda emek ve yetenekleriyle gerçekten başarıya ya da üne kavuşmuş olan diğer insanların tanınırlıkları üzerine inşa edilmiştir. 
 
O başarı sanılan sözde başarı toplum tarafından tanınan insanların yanında çekilen resimlerle birlikte reklam ve tanıtım destekleriyle kurulmuştur. Nusret o fotoğrafları hiç paylaşmamış olsaydı ya da bu yönde sürekli bir gösteriş derdi de olmamış olsaydı ne olurdu? Hatta tüm bunları yaparken garip hareketlerle öne çıkacak şekilde belli kesimlerce güçlü bir reklam, tanıtım desteği de görmemiş olsaydı; o zaman Nusret kendisi olarak, kendi adıyla, mesleği ile ve kasaplığı ile var olabilir miydi? 
 
Dünyaca tanınmış insanlarla fotoğrafları olsa bile o fotoğraflarla gösteriş yapmayanlar hatta o fotoğrafları hiç paylaşmayan insanlar vardır. İşte saygınlığımızı artırmak istiyorsak asıl o insanları anlamak zorundayız. Başarı ona hangi açıdan baktığınızla ve neleri kazanmayı başarı olarak nitelendirip, neye değer verdiğinizle de alakalıdır. 
 
Yani başarı herkese göre görecelidir. Sadece kesenizi doldurmak için yapılan her eylem başarı değildir. Yoksa her türlü kötülüğü, erdemsiz hareketleri (açık veya kapalı) yapanlara ve insanlık vicdanını yaralayanların meşru olmayan hukuksuz eylemlerine de başarı mı diyecektik? Böyle anlayışları olanların anlayışlarına gerçekten yazık…
 
İnsanlık adına da yazık ve utanç verici…
https://www.turkascihaberleri.com/MakaleDetay/292/Basarili-Olmak-Nedir--Neye,-Kime-Gore-Basarili-Olunur-.html
 
Bilimsel olarak dünyada kabul görecek olan bir gerçek varsa o da şudur: Nusret, hiçbir zaman hem entelektüel derecede hem de bilimsel anlamda nitelendirilebilecek düzeyde saygı uyandıracak olan gerçek bir başarıyı bu gidişle asla yakalayamaz.
 
Nusret, dünya insanlarının aklında dünya basınında yazılan o utanç verici ifadelerle anılmaya devam edecektir. Galiba bundan da pek üzüntü duyduğu söylenemez. Aksine biz Türk aşçıları için utanç verici olan ifadeler belli ki Nusret’in hoşuna gidiyor. O böyle tanınmayı istiyor.
 
Dünya basınını okuyanlar ve dünya kamuoyunu takip edenler de şunu rahatlıkla anlayabilir: Nusret ne yazık ki sosyokültürel anlamda hem Türk mutfağı hem de Türk aşçılarının dünya genelindeki saygınlığı açısından büyük bir utanç vesilesi oldu. Üzücü hem de çok üzücüdür. Ama hakikatler bunlardır. 
 
Ve asıl üzüntü duyulması gereken bizim insanlarımızın yabancı basında yazanların yanında çok hafif kalan ve kıskançlık diye nitelendirilebilen o haklı eleştirileri değildir. Yine ifade ediyorum: Üzüleceksek uluslararası basında çıkan haberlerde Nusret hakkında neler yazıldığına bakıp üzülmeliyiz.
 
Üzüleceksek Nusret’in uzun yıllardır sosyal medyada özel mesajlarla fotoğraflarını attığı için Dan Bilzerian’ın yaptığı paylaşıma ve onun o paylaşımındaki ifadelerine de üzülmeliyiz. Biz ne yaptık da bunları hak ettik veya bunlarla karşı karşıya kaldık diye de kendimize sormalıyız. Bunların dışında olan haklı eleştirilere getirilen üzüntü ifadelerinin hiçbir samimiyeti ve tutarlılığı da yoktur.
 
İnsanların fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmasının belki bir açıklaması olabilir. Ama bir insanın yıllarca fotoğraflarını özel mesajla tanımadığı ya da hiçbir samimi arkadaşlığı olmadığı birine atma davranışının açıklamasını ancak uzman psikologlar yapabilir.
 
Sonuç olarak: “Kültür Elçisi” bile denilebilen biri hakkında dünya basınında yazılanları son birkaç gündür üzülerek okudum. Hiçte olumlu olmayan ve kötü olarak nitelendirilecek kelimelerle, sıfatlarla cümleler kurarak dünya kamuoyu onu paylaştı. 
 
Dan Bilzerian’ın paylaşımını ve onun yazdığının Türkçe tercümesinin anlamını detaylıca değerlendirmek bile istemiyorum. Zaten Dan Bilzerian’ın da olumlu bir örnek olduğunu asla düşünmüyorum. Ama “Kültür Elçisi” olduğu iddia edilen ya da söylenen Nusret’in, Dan Bilzerian’a uzun yıllardır süreklilik arz edecek şekilde gönderdiklerinden yola çıkarak belki şunu düşünüp sorabiliriz: Nusret, Dan Bilzerian’ın kendisi için iyi bir örnek ya da rol model olduğunu düşünerek acaba Dan Bilzerian tarafından onaylanmak istemiş olabilir mi?
 
Tüm bunlardan anlıyoruz ki:
Bilimsel olarak ve rasyonel olarak konuları ele almayanlar ya da sadece hamasi söylemler üreterek kendi menfaatlerini düşünenler tarafından yapılabilen tercihler her zaman yanıltıcıdır. 
 
Tek özellikleri ilgi çekebilmek adına yapabildikleri garip hareketleri olan ve bir şekilde televizyonlarda ya da sosyal medyada popüler olabildikleri için de “Kültür Elçisi-Türk Mutfağı Elçisi” unvanları verilebilenlerin değişik versiyonlarına gelecek olursak: Belki çok nadir de olsa bunların içinde belli istisnalar olabilir. 
 
Ama genel olarak anlıyoruz ki bunlar içerisinde bizim kültürel değerlerimizi dünya genelinde saygınlık uyandıracak şekilde temsil edebilecek düzeyde yeterli donanımda olanların sayısı ya hiç yok ya da oldukça az… 
 
Ne yazıktır ki “Kültür Elçisi” veya “Türk Mutfağı Elçisi” diye nitelenebilenler içerisinde o unvanların ağırlığını taşıyabilecek sorumluluk bilincine sahip olanları bulmakta çok ama çok zorlanıyoruz. 
 
Hak etmeyenlere veya yeterli donanımları olmayanlara taşıyamayacakları sorumluluklar ya da unvanlar verirseniz ne olur? 
 
Toplumda ne kadar tanınırlarsa tanınsınlar: Yetersiz, bilinçsiz ve donanımsız olarak birtakım kişilerin ağır sorumlukları bulunabilen unvanlarla ortalıkta gezmesine ses çıkartmayıp o unvanlarla anılmaya devam etmelerine göz yumarsanız ne olur? 
 
Cevap: Böyle yaparsanız sadece o unvanların içini boşaltmış olursunuz. Yani o unvanların hem dünya genelinde hem de toplum nezdinde hiçbir değeri kalmaz. Hatta o unvanlar da yeterli donanımları bulunmayan kişilerle beraber toplumda ve hatta dünya insanları nezdinde alay konusu olur. 
 
Sonra çıkıp kolayca şunu da diyemezsiniz: “Artık bu unvanları gerçekten hak edenlere vereceğiz.” 
 
Gereken ciddiyette çalışmayıp bu unvanları yıpratmış olduğunuzdan ötürü “artık bu unvanları sadece hak edenlere veririz.” dediğinizde ise ne mi olabilir? 
 
Cevap: O zaman da o unvanların değerini ve saygınlığını, o unvanları asla hak etmeyenlerle birlikte neredeyse yok etmiş olduğunuz için birtakım sorunlar ortaya çıkar. O unvanları taşıyanların kötü şekilde anılmasına rağmen o unvanları hala onların ismiyle yan yana getirilmeye uzun süre devam etmiş olduğunuz için de verdiğiniz unvanı yıpratmış hatta değerinin kaybolmasına neden olmuş olursunuz. 
 
Artık gelecekte o unvanları gerçekten hak edecek insanlara vermek isteseniz bile vereceğiniz unvanları, görev ya da sorumlulukları gerçekten hak edecek insanlar kabul bile etmek istemeyebilirler. Bunları telafi etmek için ise uzun süreçleri olacak olan birtakım ciddi çalışmalar yapmak zorunda kalırsınız. Buda her açıdan zaman ve enerji kaybı demektir. Bu her anlamda israftır. 
 
Dünya basınına bakıp şöyle ciddi olarak bir düşünsenize: Kültürel değerlerini iyi bilen aklı başında, sorumluluk sahibi olarak yaptığı çalışmalarda da gerçekten ehil ve eğitimli olarak liyakatli şekilde çalışan kaç kişi Nusret’e verildiği söylenen bir unvanla anılmayı ister? 
 
Emin olun ki bu konulara gerçekten sorumluluk sahibi olarak ciddi şekilde yaklaşacak olanlar en azından o unvanı kabul etmeden önce durup şöyle bir düşünür. Ve en azından Nusret gibi davranabilenlerin hala o unvanı taşıyıp taşımadığını da öğrenmek isterler. Şu tespiti de yeri gelmişken yapmakta fayda vardır: Böyle bir şeyi mevcut durumda durup düşünmeden ve sorgulamaksızın isteyecek olanların neredeyse tamamı Nusret gibi anılmak isteyenler ve onu kıskanmakta olanlar olur. Elbette toplumda bunların sayısı hiçte az değildir. 
 
O kitlenin de nelere değer vermekte olan bir kitle olduğuna kısaca önceki cümlelerimde zaten değinmiştim. 
 
Her ne olursa olsun söz konusu Türk mutfağı ve tanıtımımız ise konuya sadece bilimsel çerçevede bakmak zorundayız. O yüzden Türk mutfağı için ve Türk mutfağıyla birlikte Türk aşçılarının dünya genelindeki saygınlığı için bilimsel anlamda olması gereken tercihte kesinlikle sayısal anlamda çoğunlukta olan ve neye değer verdikleri aşikâr olan bir kitlenin tercihleri ile asla ele alınamaz. 
 
Geçmişten günümüze kadar Nusret örneğinde görmekte olduğumuz ve bu örneğin dünyaya yansımasından elde edeceğimiz sonuçlar aslında tam da burada yer vermekte olduklarımdan ibarettir. Böyle gittiği müddetçe gelecekte görecek olduklarımız da tam olarak burada ifade etmekte olduklarımdan çok daha kötü olacaktır. Her anlamda olduğu gibi tüm bunların kültürel değerlerimizle birlikte bilimsel nitelikteki saygınlığımıza dünya genelinde elle tutulur şekilde olumlu bir katkı sağladığı da asla söylenemez.
 
Yozlaşmakta olan kültürel değerlerimiz göz önüne alındığında “Kültür Elçisi” veya “Türk Mutfağı Elçisi” diye nitelenebilenlerin birçoğunun geçmişten günümüze kadar ortaya koydukları çalışmaları veya yaptıkları ne yazık ki bizleri temsil edebilecek düzeyde de asla olamamıştır. Bunların bugünlerde yaptıkları da bizi Türk mutfağı olarak dünya genelinde asla temsil edemez. 
 
Kültürel değerlerimizin bilincinde olarak taşıdıkları büyük ve ağır sorumlulukları çok iyi bilenler de burada yer vermiş olduklarımın bizleri hem Türk mutfağı olarak hem de Türk aşçıları olarak asla temsil edemeyeceğini rahatlıkla kabul edeceklerdir. Bundan da zerrece şüphem yoktur.
Saygılarımla
 
Tolgahan Gülyiyen
TMDH-WTCA
Kurucu Başkan
 




Türk Aşçı Haberleri Not:
Eğer sizde mesleki haberinizin yada tarifinizin web sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki kriterlere uygun bir şekilde uygun içeriklerinizi bize gönderebilirsiniz. Türk Aşçı Haberleri internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü şair içeriklerle ilgili telif hakları www.turkascihaberleri.com 'a aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İlgili haber kopyalanarak başka bir site tarafından yayınlanmaya ihtiyaç duyulduğu takdirde kaynak gösterilerek ve web sitemize link verilerek kullanıması mümkündür.


Benzer Makaleler