loader
Hanımeli Şerbeti Tarifi

Hanımeli Şerbeti Tarifi

Evliya Çelebinin Kayıtlarında Osmanlıda Saray Mutfağında, Osmanlı Şerbetleri Hakkında Dipnotlar...

Hanımeli Şerbeti Tarifi
Hanımeli Şerbeti  Malzemeler: 
 
*    2 Çorba Kaşığı Kurutulmuş Hanımeli Veya Daldan Koparılmış Yıkanmış Taze Hanımeli Çiçekleri

*    4-5 Çorba Kaşığı Toz Şeker 
*    5 Su Bardağı Su

*    Yarım Limon Suyu Veya 
*    2 Çorba Kaşığı Mandalina Suyu 
 
Hanımeli Şerbeti Hazırlanışı: 
Suyu kaynatıp kurutulmuş hanımelini ekleyip, bir taşım kaynatın. Altını kapatıp, şekeri ilave edin. Buzdolabında sabaha kadar bekletip, servis yapmadan önce mandalina veya limon suyunu da koyun. Süzüp, soğuk servis yapın. 
 
Sarayda ve İstanbul’da yaşayan hanımların çok sevdiği çiçeklerin başında gelen hanımelinin, adından da anlaşılacağı gibi bayanların zarif ellerine benzetilmesi nedeniyle bu adla anıldığı bilinmektedir. 
 
Günümüzde sadece güzel kokulu çiçek olarak bilinen hanımeli o dönemlerde yazın buz gibi şerbet, kışın da kurutulup demlendirilerek şifa olmuştur. 
 
Sadece güzel görüntüsü ve kokusu için değil aynı zamanda mevsiminde kurutulup kışın sıcak çay, yazın soğuk şerbet ve nefis reçeller yapmak için kullanılmaktadır. 
 
Kabukları ve taze yaprakları nefes darlığında, gut hastalığında, bronşitte ve öksürükte, grip ve nezlede tedavi amaçlı kullanılmaktadır. 
 
Honeysuckle Sherbet 
Ingredıents: 
 
*    2 Tablespoons Of Dried Honeysuckle Or Plucked,Washed,Fresh Honeysuckle Flowers 
*    4-5 Tablespoons Of Granulated Sugar 
*    5 Glasses Of Water Half Lemon Juice Or 
*    2 Tablespoons Of Mandarin Juice 
 
Preparatıon : 
The water is boiled and dried honeysuckle is added and boiled for a while. The cooker is closed and sugar is added. It is kept in the refrigerator until it becomes cool and tange- rine or lemon juice is put before serving. It is 
sieved and served cold. 
 
The honeysuckle has been the most important flowers which were loved by the ladies living in the palace and in Istanbul.It is known with this name’’a hand of lady’’ because it is likened to the elegant hands of the ladies. 
 
It i is now known as the fragrant flower but it has been used not only for the appearance and the smell of it but also to make hot tea in winter, cold sherbet in summer and delicious jams. 
 
Shells and fresh leaves of this flower are used for treatment of breathing difficulties, gout disease, bronchitis and cough and flu. 
 
Hanımeli Çiçeğinin Faydaları
Sarı ve beyaz renkleriyle doğanın bin bir güzel renginden biri olan ve henüz farkına varamadığımız bitki çeşitleri arasında yer alan hanımelinin vücuda pek çok faydası bulunmaktadır. Ülkemizde hemen hemen her yerde yetişen hanımeli, ayrıca çok güzel bir kokuya sahiptir. Bu yüzden bahçelerde ve balkonlarda kendisini sık sık görmekteyiz.
 
Hanımeli Çiçeğinin Kullanım Şekli
Hanımeli çiçeğinin yaprakları, kabukları ve çiçeği kullanılmaktadır. Çiçeklerinin kurutulmuş halinden çayı yapılan hanımelinin aynı zamanda yine çiçeklerini haşlayarak elde edilen su gargara yapılabilir. Bitkini, kabuk ve yaprakları da yine haşlanarak suyu içilebilir.
 
Hanımeli Çiçeğinin Besin Değeri
Hanımeli vücuda sağladığı faydaları zengin besin içeriğine borçludur. Öyle ki hanımelinin içerisinde bol miktarda A, B ve C vitamini ve  vücudun ihtiyacı olan çeşitli mineraller bulunmaktadır.
 
Vücutta yer yer oluşabilecek spazmın giderilmesini sağlayan hanımeli, aynı zamanda idrar söktürücü özelliği sayesinde mesane yollarını temizler ve idrar yolu enfeksiyonunun önüne geçer.
 
Üst solunum enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan balgamı kısa zamanda söktürüp vücuttan atar.
Hanımelinin çayı dalak ve karaciğer sağlığını destekler.
Haşlanma yöntemiyle elde edilen hanımelinin suyu, eğer gargara yapılırsa ağız yaralarının kısa zamanda geçmesini sağlar.
Cilt içinde son derece faydalı olan hanımelinin özellikle çayı içilirse ciltteki kırışıklıkları giderdiği ve böylece güzel kalmayı sağladığı gözlemlenmiştir.
Hanımeli çiçeğinin nefes darlığına da iyi geldiği bilinmektedir.
 
ANTEP MUTFAĞI
Evliya Çelebinin , Yabancı Seyyahların Kayıtlarında  Ve Osmanlıda Saray Mutfağından Osmanlı Şerbetleri Hakkında Bazı  Dipnotlar;
İzmir' deki "meyve gümrükhanesi" herhalde daha çok bu kuru meyveler içindi [IX 53]. Üzüm turşusu da İstanköy'den Mısır'a gönderiliyordu[IX ll5]. Su ve şerbeti soğutmak için kullanılan kar ve buz, devletin tekelinde bulunan önemli ticaret mallarındandı. Hem İstanbul civarında karın kuyularda toplanması hem de Uludağ'dan toplanan ve Mudanya iskelesinden gemilerle istanbul'a taşınan bu ürünler konusunda Evliya değerli bilgiler veriyor [I 251,1121-2].
 
Padişah Sofrası
Evliya Çelebi, ülkenin değişik yerlerinden padişaha ve saraya yollanan birçok yiyecek ve içecekten bahsediyor: Sudak'tan elma [VII 250], Gemlik'ten nar ve fıçılarda nar suyu [V 144], Mısır'dan kavanozlar içinde hummas limonu şerbeti [X 267], İstanköy adasından gelen limon ve turunçla yapılan meyve şurupları gibi [IX ııo]. Diyarbakır'dan nefis Hamrevat kaynak suyu güğümler içinde Sultan ibrahim'e yollanıyordu [IV 28].
 
Dernschwam’ın verdiği bilgilere göre “suya şeker veya bal katılarak” yapılan şerbet Osmanlı toplumunun en önemli içeceğidir. Ama, burada hemen belirtilmesi gerekir ki şeker ile yapılan şerbeti ancak “efendiler” içmektedir. İstanbul’un ara sokaklarında pek çok küçük tahtadan yapılmış barakalar mevcuttur. Bunlar da daha çok testi ve toprak kaplar içinde içilecek şeyler (meşrubat) satılır. Çeşit çeşit olan şerbetler her gün taze yapılmaktadır. Bazen birkaç çeşit şerbetin karıştırılmasıyla yeni bir çeşit de oluşturulmaktadır.
 
Busbecq, Türkler, “içtikleri suyun içinde biraz bal yahut şeker bulunursa Jupiter’in kevserine bile imrenmezler” demektedir.
Gerlach, Sultanahmet meydanında yapılan gösterileri izleyenlere şerbet ikram edildiğini belirtmektedir. Ramazan ayında sokaklarda yeşil veya siyah renkte şerbet ve başka içecekler satılmaktadır. Yine Ramazan’da düzenlenen eğlencelerde yorulanlar yorgunluklarını portakal çiçeği, gül ve servi çiceği şerbeti içerek giderirler.
 
Osmanlı Saray Mutfağında şerbet Aslında padişahın içmesi; 
içecek olarak yalnız bulunduğundan, başka bir içeceğin olmadığından dolayı söz konusu olan bir olgu gibi görünmektedir. Ancak D’Ohsson eserinde “...müslümanlar içecekleri şeyler hususunda da yiyeceklerinde olduğu gibi titizdir... 
 
Şerbetin orta halliler için basit, zenginler için teferruatlı çeşitleri vardır... büyük şahsiyetlerin evinde yıllık muhtelif şerbetleri hazırlamakla görevli kimseler vardır.... sarayda sırf şerbet, reçel v.s nin hazırlanması için özel bir büro "helvahane" vardır. 
 


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap