loader
Anadolu Ve Kazan Tatar Türk Geleneklerinde Yeme İçme Kültürü -03-

Anadolu Ve Kazan Tatar Türk Geleneklerinde Yeme İçme Kültürü -03-

Türk halkları geleneklerinde benzerlikler görülür. Dinsel törenler ve yemekli günler...

Anadolu Ve Kazan Tatar Türk Geleneklerinde Yeme İçme Kültürü -03- -Son-
Çiğdem SABBAĞ | Ramilya YARULLİNA YILDIRIM
 
2.1.3. Cenaze Törenleri
Müslüman inancı gereği Türk halkları geleneklerinde benzerlikler görülür. Dinsel törenler ve yemekli günler ile cenaze törenleri yapılmaktadır. Ölen kişinin defnedilmesinden sonra yemek verme geleneği en eski Türk geleneklerinden biridir (Korkmaz, 2012:108). Anadolu Türk kültüründe “ölü aşı” olarak bilinen yemekler hazırlanarak taziyeye gelenlere ikram edilmektedir. İlk yedi gün akraba, tanıdıklar ve komşular tarafından yemek getirilerek cenaze sahiplerinin hem yemek yemeleri sağlanmakta hem de taziyeye gelenlere ikram edilmektedir. 
 
Bazı yörelerde cenaze evine katkı sağlamak amacıyla taziyeye gelen kişiler çay, şeker, pirinç gibi yiyecek getirmektedir (Abuzar, 2010:270). Bu da toplumsal dayanışmanın önemli bir örneğidir. Anadolu Türk kültüründe ölünün evinde yakınları tarafından üçüncü gün helva yapılarak gelen kişilere dağıtılır. Kazan Tatar Türkleriyle benzer şekilde yedinci, kırkıncı ve elli ikinci günde ve yıl dönümünde çeşitli yemekler (kuru fasulye, pilav, dolma, et yemekleri gibi) hazırlanıp mevlit okutularak törenler düzenlenmektedir. 
 
Anadolu da ölenin ruhuna gideceği düşüncesiyle cenazenin ilk günü, kırkıncı günü ve cuma günleri yemek, tatlı, şeker dağıtılmaktadır (Talas, 2009:66). Taziye sonrası dağıtılacak yiyecek çeşitlerinde yöresel farklılıklarda görülmektedir. Örneğin Mardinde taziye bittiği zaman okunan mevlitlerde mevlit çöreği olarak bilinen ıkliçe (tarçın, yenibahar, mahlep, anason, rezene, karanfil tozunun karışımıyla hazırlanan çörek) verilmektedir (Sabbağ, 2015:296). Ölen kişinin ilk bayramında ise mezar ziyaretinde şeker, bisküvi gibi yiyecekler dağıtılmaktadır.
 
Anadolu Türklerinden farklı olarak;
Tatar Türklerinde cenazenin çıktığı evde üç gün boyunca yemek hazırlanmaz, sofra kurulmaz. Ev sahiplerini sırayla komşuları ağırlamaktadır. Definden üç gün sonra birkaç kişi davet edilerek Mevlit okutulmakta ve sonrasında yemek verilmektedir. Mevlit okuma adeti yedinci günde, kırkıncı günde ve yıl dönümünde uygulanmaktadır. Elli ikinci gününde ise sadaka verilmektedir. Ayrıca kırkıncı günde ve yıl döneminde büyük hazırlıklar yapılmaktadır. 
 
Birkaç gün önceden çeşitli hamur yemekleri pişirilmekte, ev eriştesi ile tavuk veya dana etinden hazırlanan çorba sunulmakta, ana yemek olarak ise haşlanmış patates ve et; bazen etli belӗş verilmektedir. Eskiden gelen adetlerden biri de Tatarların yaşadığı bazı bölgelerde Mevlit sofrasında mutlaka tabağın ortasına yuvarlak köy tereyağı, tereyağının etrafına da kort (pembe çökelek) konulmaktadır. Ev sahibine hürmet olarak, bal ve kort davetliler tarafından büyük bir istekle tadılmaktadır. 
 
Sonrasında ise çay ile birlikte çeşitli tatlılar, bazı bölgelerde ayrı bir özenle pişirilmiş karabuğday (karabuğday yarması, bol tereyağı, şeker konularak yapılan bir çeşit büyük yuvarlak börek) veya pirinç belӗşӗ ( tepsiye yayılmış hamurun arasına pirinç, bolca kuru kayısı ve üzüm, tereyağı, şeker konularak yapılan büyük yuvarlak börek) sunulmaktadır. Tatar Türklerinde cenaze sofrasında uygulanan adetlerden biri – Aş büleşü yani yemek paylaşımıdır. 
 
Ev sahibinin yakınları Mevlit sofrasına halk arasında Aş diye adlandırılan hediye yani sofradakilere dağıtmak için turta, yufka, çek-çek gibi ev yapımı çeşitli tatlılar ve haşlanmış kaz, tavuk gibi kuş etleri getirmektedir. Tataristan’ın Kaybıç ilçesinde düzenlenen Mevlit yemeklerinde Aş paylaşımının kalıplaşmış bir kuralı vardır:
 
Dağıtım işlemi yemek sonrası yapılır; getirilen yemeklere önce dua edilir; sonra önceden belirlenmiş bayan tarafından güzel dilekler eşliğinde her kese eşit şekilde bölünür; bir kısmı ev sahibine ayrılır. Aş ile gelmeyenler, havlu, yazma, mendil gibi tekstil ürünleri veya sadaka dağıtır. Alınan sadakayla yiyecek alınmaz, belki de ölen kişiyi hatırlamak için bir eşya satın almak gerekir (Yarullina, 2017).
 
2.1.4. Dini Bayramlar
Toplumları bir arada tutan bazı gün ve geceler din, inanç gibi nedenlerle kutsal sayılmıştır. Dinin mutfak üzerindeki etkisi çoğunlukla coğrafyanın ve iklim şartlarının önüne geçebilmektedir. Bu bağlamda dini bayramlar İnsanların bir araya geldiği küslerin barıştığı, birlik ve beraberliğin, kaynaşmanın ve sosyal dayanışmanın olduğu günlerdir. Dini günler Türk mutfak kültürünün gelişmesinde önemli rol oynayan ve bu günlerde yemek çeşitliliğinin ortaya konulduğu zamanlar olmaktadır. 
 
Bayrama bir hafta kala her evde bayram hazırlıkları başlamaktadır. Evler temizlenmekte, bayramlıklar ve bayram şekerleri alınmakta, bayram süresince ikram edilecek yemekler (sarma, börekler gibi), tatlılar (baklava, kurabiyeler gibi) hazırlanmaktadır. Bayramlarda özellikle etten yapılan yemekler ve şerbetli tatlılar yoğun olarak tüketilmektedir.
 
2.1.5. Ramazan Bayramı
Ramazan ayı boyunca sahur ve iftar yemekleri daha özenli hazırlanmakta ve yemek çeşitliliğinde bolluk görülmektedir. Aslında bir anlamda yemek kültürünün bu tür etkinliklerle yaşatılması sağlanmaktadır. Akraba, komşu ve arkadaşların davet edildiği iftar yemekleri bir bayram havası içinde geçmektedir. Bu günlerde daha zahmetli ve zaman alan yemeklerin yapıldığı görülmektedir.
 
Ramazan ayı süresince hurma, zeytin, peynir, reçeller, pastırma gibi iftariyelikler ile taş fırınlarda hazırlanan ramazan pidesi her evin sofrasında yerini almaktadır. Anadolu kültüründe şeker bayramı olarak da adlandırılan Ramazan bayramı tatlıların en çok yapılıp ikram edildiği zamanlar olmaktadır (Közleme, 2013:186). 
 
Bazı tatlılar ramazan ayında en çok hazırlanmaktadır ki en güzel örneği sütlü tatlılardan güllaçtır (Shipman ve Durmus, 2017:97). Ramazan bayramının hazırlıkları günler öncesinde başlamaktadır. Bayram sabahı tüm aile üyelerinin bir arada olacağı şekilde zengin bir kahvaltı sofrası hazırlanmaktadır. Daha sonra akraba, komşu ve arkadaşların evlerine gidilerek bayramları kutlanmaktadır. Bayram ziyaretlerinde gelen konuklara genellikle bayram şekeri, sarma, tatlı, börek gibi yiyecekler ikram edilmektedir. 
 
Kazan Tatarlarında da Ramazan ayı ayrı bir hava içinde geçmektedir. Anadolu’daki gibi devlet kurumları ve camiler tarafından toplu Awız açtıru yani iftar yemekleri verilmekle beraber, pek çok aile bu ayda evinde Mevlit okutmakta ve sonra yemek vermektedir. Tatarlarda da iftar sofrasının hazırlığına özen gösterilmekte, davetliler gelmeden çeşitli hamur yemekleri, milli tatlılar, meyve, kuruyemiş, bayram şekeri, reçel, komposto, kaymaklı yoğurt, tereyağı ile kort (pembe çökelek) vs. yiyecek-içeceklerden sofra hazırlanıp, üstü örtülmektedir. 
 
Önce köy mollası, sonra birkaç kişi Kurandan sureler okumakta, sadaka dağıtıldıktan sonra sofra açılmaktadır. Başlangıçta çay verilmektedir. Kuruyemişler, limon parçası konularak sunulan çaylar tatlılarla beraber tüketilmektedir. Sırayla ev erişteli tavuk çorbası, hemen arkasından haşlanmış et karışımı ile patates sunulmaktadır. En sonunda sofranın birkaç yerine ortaya belӗş (yöresine göre içliği değişir, Tataristan’ın batısında daha çok kuru üzüm, kayısı ve pirinç belӗşi yaygındır) konulmaktadır. 
 
Belӗşin üst kapağı bıçakla kesilerek açıldıktan sonra üzerine bol şekilde eritilmiş tereyağı dökülmektedir. Kazan Tatarlarında her yemeğin sonunda sofradaki büyüklerin biri tarafından mutlaka yüksek sesle yemek duası yapılmaktadır. Ramazan ayı sonunda kutlanan Geyit yani bayramın ilk günü, bayram namazından gelenler için, geçmişteki gibi (Fuks, 2011), günümüzde de genelde mayalı hamurdan yapılan krep yağda pişirilir ve bal ile ikram edilir.
 
2.1.6. Kurban Bayramı
Türk kültürünün en önemli dini vecibelerinden birisi kurban kesmektir. Bayram namazından sonra ki ilk üç gün içinde kurban kesilir. Kurbanlık hayvanlar, koyun, keçi, sığır ve devedir. Kesilen kurbanın 1/3’i fakirlere 1/3’i komşu, arkadaş ve akrabalara verilirken 1/3’i kendisine ayırır (Akyüz, 2008:42). Dağıtılacak kurban eti 7 parçaya bölünerek en az 7 ailenin yararlanması sağlanır. Kurban bayramı süresince kurban etinden çeşitli yemekler yapılır. Özellikle kurban kesiminden sonra ilk gün en çok kavurma yapılır (Sağır, 2012:2683). Genellikle ilk gün kurban kesimi ile uğraşıldığı için bayram gezmesi ikinci günden itibaren başlamaktadır. Bayram gezmesinde de her ev kestiği kurbandan hazırladığı yemekler ile baklava, kadayıf gibi şerbetli tatlıları gelen konuklara ikram etmektedir.
 
Tatarlarda Kurban kesme adeti ayrı bir önem taşımakta ve bu ritüel büyük özenle gerçekleştirilmektedir. Ev hanımı erkenden kalkıp tuğladan örülmüş ocakta mutlaka hamur yemekleri, bayram koymağı yani krep pişirmektedir. Ayrıca sofraya reçel, bal, bayram şekeri konulmaktadır. Ev sahibi bayram namazından gelince bayramlaşır ve birlikte çay içerler. Sonra kurban kesme işleri başlatılır. Tatarlar kurbanlık olarak daha çok koyun tercih etmektedir ve bu ritüeli İslam adetlerine uygun bir şekilde gerçekleştirmektedirler. 
 
Kurban etini yakınları ve muhtaçlarla paylaşmakla beraber, şehirde ve köylerde bir ay boyunca Korban aşları düzenlenmektedir. Korban aşı olarak bilinen ve son zamanlarda çok yaygınlaşan Mevlit yemekleri ayrı bir düzene göre uygulanmaktadır. Genellikle yemeğe önce erkekler davet edilmekte; onlar kalktıktan sonra bayan davetliler gelmektedir. Çeşitli hamur yemeklerinden, meyvelerden, kuru yemişlerden oluşan zengin bir sofra hazırlanıp üstü örtülmektedir. Daha sonra büyük tabakta üstü tülbentle örtülü haşlanmış kurban eti getirilmekte, bir kişi tarafından tekrar dua okunup, herkesin ayağa kalkması sağlanarak tekbir getirilmektedir. 
 
Dua okuma işleri bittikten sonra sofranın üstü açılır, kurban eti mutfağa götürülür. Önce et suyunda tokmaçlı aş, sonra haşlanmış patates ile kurban eti verilir. En sonunda çay ve hamurlu tatlılar ikram edilir. Yakınlarının birinden Kurban eti geldiğinde, Tataristan’ın Kaybıç ilçesinde evin büyüğü mutlaka o ailenin geçmişlerinin ruhuna dua eder, içten dileklerde bulunur. O etten hazırlanan yemeği yemeden önce, sofraya toplanan aile fertleri tarafından tekbir getirilir.
 
Milli kimliğimizi korumada ana dili ve inançla birlikte, kültürümüzün önemli parçası olan milli yemeklerimiz de önem taşımaktadır. Son zamanlarda Tatar Türklerinde de milli ve dini bayramları kutlamanın yaygınlaşması, yemek hazırlama ve yemek sunma geleneklerinin tekrardan canlanmasına katkı sağlamaktadır. Orta ve genç kuşak insanları daha çok eski adetleri uygulamaya önem vermektedir.
 
2.1.7. Mevsimlerle İlgili Gelenekler
Anadolu ve Kazan Türklerinin halkın temel ihtiyaç kaynağı sayılan doğa, daha doğrusu mevsimle ilgili ortak gelenek görenekleri de mevcuttur. İki kültürde de her mevsim farklı etkinlikler yapılmakta ve sunulan yiyecekler büyük anlam taşımaktadır. Mesela; Tatar Türklerinde Bahar mevsiminde Nevruz, buz uğurlama, kardelen, Sabantuy bayramları kutlanmaktadır. Bu bayramlardan Yeni gün olarak bilinen Türk topluluklarının ortak milli bayramı olan Nevruz bayramı (Onarlı, 2003:2) hem Türk kültüründe hem de Tatar kültüründe benzer şekilde kutlanmaktadır. Tatar kültüründe çocuklar bayram sabahı ev ev dolaşarak iyi dileklerde bulunmakta, ev sahipleri çocuklara boyanmış yumurtalar, peremeç, sumsa, kıstıbıy, öçpoçmak gibi yiyecekler vererek onları sevindirmektedirler (Yarullina, 2007:24; Zaripova-Çetin, 2009:11). 
 
Anadolu’da ise baharın başlangıcı olan, çoğunlukla mart dokuzu olarak bilinen Nevruzda benzer şekilde çocuklar maniler söyleyerek ev ev dolaşır, ev sahipleri daha önce hazırladıkları kuruyemişleri, bişi gibi hamur işleri gelen çocuklara dağıtır (Karaman, 2008:135). Nevruz günü kurban kesilerek çeşitli yemekler yapılarak Nevruz sofrası hazırlanır (Artun, 1999.4); eğlenceler, oyunlar düzenlenir, boyalı yumurta yenilir ve ateş yakılır 
 
Çiftçilik ile uğraşan Tatar Türklerinde Sabantuy bayramı (Çift sürme bayramı) günümüzde de coşkuyla kutlanan milli geleneklerden sayılmakta ve tarlada ekin işleri başlamadan önce kutlanmaktadır. Sabantuy bayramına çeşitli et ve hamur yemekleri dışında, özel içki de (sıra) hazırlanmaktadır (Urazmanova, 1992:37). Bu bayramlarda eğer yiyecek ve içecekler fazla hazırlanırsa hasadında bol ve iyi olacağı düşüncesi vardır (Zaripova Çetin, 2007:871). Eskiden Sabantuy öncesi çocuklar ev ev dolaşarak, bulgur, süt, yağ, yumurta gibi yiyecekler toplarlardı. Toplanan yiyeceklerden çayırda, dağda (genelde bu yer her sene ibadet yapılan yer olmuştur) büyük bir kazanda botka yani lapa pişirirlerdi ve Toprak Ana’ya saygı gösterme amacıyla lapayı kardan açılmış yerlere de serperlerdi (Zaripova-Çetin, 2009:19). 
 
Türk inançlarında mevsimin kurak geçtiği dönemlerde topluca yağmur duasına çıkılarak yağmurun yağması ve kıtlığın olması engellenmektedir. Özellikle yaz mevsiminde yağmuru yağdırmak için Yaŋgır Botkası yani yağmur lapası Tatar kültüründe önemli bir gelenektir. Yağmur lapası için karabuğday ve tereyağı gibi gerekli malzemeler farklı evlerden toplanarak büyük kazanlarda pişirilir, köyünün büyükleri tarafından dua okunur ve birlikte lapa yenir. Yemek sonrası herkes birbirinin üzerine su dökerek eğlenir veya evden eve dolaşarak karşısına çıkanların üzerine su dökerler (Bayazitova, 1995:34). 
 
Anadolu’da benzer şekilde yağmur duası okunur, sonrasında köy halkı tarafından toplanan para ile kurbanlıklar alınmaktave imece usulüyle etli yemekler, pilavlar gibi çeşitli yemekler pişirilerek köy halkına ve yağmur duasına çıkanlara ikram edilmektedir. Bazı yerlerde de çocuklar evleri dolaşarak yağmurla ilgili tekerlemeler, dualar söyleyerek yiyecek toplamaktadır. Toplanan yiyeceklerden hazırlanan yemekler topluca yenilmektedir (Artun, 1995; Kobya, 2014:205).
 
2.1.8. Askere Uğurlama
Bahar ve sonbahar mevsimlerinde daha çok gerçekleşen Askere uğurlama âdeti, Türk geleneklerinde kutsal bir görev olarak kabul edilmekte ve bir şölen havasında geçmektedir. Askere gidecek gencin arkadaşları, akrabaları ve komşuları eve davet edilerek çeşitli eğlencelerle asker düğünü yapılmaktadır. O gün ev halkı tarafından çeşitli yemekler hazırlanarak davetli kişilere yedirilmektedir (Çölbay ve Sormaz 2015:1733). Gelen kişiler de asker uğurlamasına katkıda bulunmak için beraberlerinde yiyecek ve içecek getirmektedirler (Güleç, 2011:70). Tatar ve Anadolu geleneklerinde benzer uygulamalar vardır. Her iki kültürde de askere gidecek kişiler için yakın akrabalar tarafından yemekler verilmektedir. 
 
Tatarlarda oğlunu Soldatka ozatkan yani askere uğurlayan aile bir gün önceden oğlunun arkadaşlarını davet ederek, evinde yemekler vermekte ve eğlenceler düzenlemektedir. Sofraya çeşitli hamur yemekleri, tatlılarla beraber, gençlere yönelik daha çok mayonezli salata türleri, farklı yöntemlerle hazırlanan balık, salam, mantar, peynir gibi ürünlerden oluşan soğuk mezeler konulmaktadır. Askere uğurlama sofrasında meyve suları ile birlikte alkollü içecekler de yer almaktadır. Yemek olarak çorba, et ve patates gibi sıcak yemekler verilmekte, sonrasında çay ikram edilmektedir. Bu yemekler arasında evin avlusunda çeşitli oyunlar, yarışmalar düzenlenmekte, müzik eşliğinde halk oyunları oynanmaktadır. 
 
Ertesi gün askere uğurlanacak kişiye Tatar Türklerinde annesi “arış (çavdar) ekmeğinin kesilen baş kısmını ısırtıp tavana koyar (Kalafat, 2004:126). Anadolu Türklerinde de askere gidecek kişiye annesi veya yakını ekmek veya simidin bir parçasını yedirmekte, kalanını da sağlıklı olarak evine döndükten sonra yemesi için saklamaktadır. Bunların yanında Tatar Türklerinde askere gidecek gencin eli una batırılır ve unlu eli ile evin tavanına bastırılır. Gencin askerlikten sağ-salim dönmesi için un ve ekmekle ilgili yapılan ayinler, toprağın çekim gücüne olan inanca bağlıdır. Günümüzde de bu uygulamalar devam etmektedir.
 
3. Sonuç ve Öneriler
Hem göçebe hayat hem de coğrafya nedeniyle Orta Asya’daki Türkler sınırlı besinlerle beslenmişlerdir. Türk mutfak kültürünün gelişmesi Türklerin Ana Vatandan Batı’ya doğru – Anadolu ve Orta İdil’e (Volga) hareketi ile başlamıştır. Yerleştikleri yerin verimli toprakları, yaşayan medeniyetlerin varlığı, komşu kültürlerden etkileşim gibi faktörler tesirinde her iki toplumun da mutfağı çeşitlilik kazanmış ve zengin mutfak kültürü oluşmuştur. Birbirlerinden farklı iklim koşullarında ve coğrafyalarda hayat sürdürmelerine rağmen, Anadolu ve Kazan Tatar Türklerinde pek çok merasimin ve merasimlerde yemek sunumunun ortak olduğunu görmekteyiz. 
 
Geçmişteki ortak kültürel birikim, ortak inanç ve gelenek görenekler, yemek kültürünün gelişimi ve benzerliklerin oluşunu etkileyen önemli nedenlerdendir. Gelenek ve göreneklerin bir parçası olan mutfak kültürü bir toplumun yaşam tarzını ve milli kimliği açıklayan etkin göstergelerdendir. Ne yazık ki teknolojinin gelişmesi, ulaşımın kolaylaşması, çalışma hayatı, küreselleşme gibi nedenlerden dolayı yemek kültürü sonraki nesile değişerek aktarılmaktadır. Hızla değişen dünyada kültürel birikimin kaybolmasını engellemek ve belli bir topluma ait milli özellikleri yaşatabilmek için neler yapılabilir? sorusu herkesi düşündürür. 
 
Yemek kültürünün sonraki nesillere aktarılması için: 
• Türk topluluklarındaki yeme içme kültürünün, eski kaynaklar araştırılarak ve yaşlı insanlarla görüşülerek daha ayrıntılı incelenmesi ve kayıta alınması; 
• Edebi kaynaklardan ve halk edebiyatından yararlanarak, farklı bölge ve yörelere ait gelenekler ve çeşitli yemekler hakkında daha geniş bilgi edinmek; 
• Yemek kültürünü yansıtan müzeleri yaygınlaştırmak; 
• Yerel, ulusal ve uluslararası boyutta tanıtım festivalleri düzenlemek; 
• Yemek yarışmalarında unutulmaya başlayan geleneksel yemekleri tanıtmak; 
• Geleneksel ev tarzı yemeklerinin daha sağlıklı olduğu bilincini geliştirmek ve bu konuda ailelere eğitimler vermek gerektiğini düşünmekteyiz.
 
 
KAYNAKÇA
ABUZAR, Celil (2010). “Şanlıurfa’da Değişen Toplumsal Yapıda Taziye Geleneği”, Din bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 10(2); 259274.
AKYÜZ, Vecdi (2008). Fıkhi Açıdan Kurban, İstanbul: Uluslararası Kurban Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 25-42. 8 - 9 Aralık 2007.
ARTUN, Erman (1995), “Adana’da Yağmur Yağdırma Törenleri ve Çomçalı Gelin”, Adana Halk Kültürü Araştırmaları, 1, 40-51.
ARTUN, Erman. (1999). Türk Halk Kültüründe Nevruz, Kazakistan: Uluslararası Nevruz Sempozyumu Bildiri kitabı, 1-7.
ARTUN, Erman. (2015). Türk halkbilimi, Adana: Karahan Kitabevi, 12. Baskı,568.
BAYAZİTOVA, Flyora (1992), Gömӗrnӗŋ Öç Tuyı, Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı.
BAYAZİTOVA, Flyora (1995). Tatar Halkınıŋ Beyrem hem Könkürӗş Yolaları, Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı.
BAYSAL, Ayşe (2001). Türk ve Çin Mutfağının Karşılaştırılması, İçinde; Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar 2000, Ankara: Türk Halk
Kültürü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Yayınları.
BULDUK, Sıdıka, SÜREN, Tufan. (2008). Türk Mutfak Kültüründe Kahve, Ankara: 38. ICANAS Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika
Çalışmaları Kongresi Bildiri Kitabı, I. cilt 299-309.
CAMALETDİNOV, Redif; NURMÖHEMMETOVA, Ruşaniye (2012), Tatar Tӗlӗnӗŋ Etnokultura Süzlӗgӗ: Matdi Medeniyat Lӗksikası
(Süzlӗk-Bӗlӗşme), Kazan: Oteçestvo.
ÇETİN, Cengiz. (2008). “Türk Düğün Gelenekleri ve Kutsal Evlilik Ritüeli”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 48
(2);111-126.
ÇÖLBAY, Şule, SORMAZ, Ümit (2015). “Konya'da Geçiş Dönemlerinde Yapılan Yöresel Mutfak Uygulamaları”, Uluslararası Türkçe
Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi, 4(4).
DOGAN Yunus, BASLAR Suleyman, AY Gungor, MERT Huseyın Hasan (2004). “The use of wild edible plants in western and Central
Anatolia (Turkey)”, – Economic Botany, 58: 684-690.
EHMEYCANOV,Yunıs (1999). Tatar Halık Aşları, Kazan: Rannur Neşriyatı.
ERDEM, Mehmet Dursun, GÜN, Mesut, KARATEKE, Betül (2015). “The Analysıs Of İstanbul Teachıng Turkısh To Foreıgners Set
Prepared For Advanced Level In Terms Of Culture Transmıssıon”, International Journal of Language Academy, 3(1); 8-17.
ERTAŞ, Yasemin, Gezmen-Karadağ, Makbule (2013). “Sağlıklı beslenmede Türk mutfak kültürünün yeri”, Gümüşhane Üniversitesi Sağlık
Bilimleri Dergisi, 2(1);117-136.
ERTUĞ, Füsun (2000). “An ethnobotanical study in central Anatolia (Turkey)”, Economic Botany, 54(2), 155-182.
ESİYOK, Dursun, ÖTLES, Semih, AKCİCEK, Eren (2004). “Herbs as a food source in Turkey”, Asian Pacific Journal of Cancer Prevention,
5(3), 334-339.
FLANDRİN, Jean Lois (2008). “Tadın da Bir Tarihi Var”, Çev: Serap Öztürk, Yemek ve Kültür Dergisi, Çiya Yayınları
FUKS, Karl (2011). Kazanskiye Tatarı Statistiçeskom i Etnografiçeskom Otnoşeniyah, Kazan: Tatarskoye Knijnoye İzdatelstvo, 134 s.
GÜLDEMİR, Osman, Halıcı, Nevin (2009). Türk Mutfağında Geleneksel Etli Meyve Yemekleri. Van: Geleneksel Gıdalar Sempozyumu Bildiri
Kitabı (27-29 Mayıs 2009, Van), 565-569.
GÜLEÇ, Medine Melda (2011). “Kutsal ve Profan Unsurların Bir Arada Yaşatıldığı Kutlamalar”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 4: 6571.
GÜLER, Sibel. (2008). “Türk mutfak kültürü ve yeme içme alışkanlıkları”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(26),
182-196.
GÜNEŞ, Serkan (2012). “Türk Çay Kültürü ve Ürünleri”, Milli Folklor, 24(94), 234-251.
KALAFAT, Yaşar (2004). “Tatar Türklerinde Karşılaştırmalı Halk İnançlar”, Karadeniz Araştırmaları, Sayı 3, 119-127 s.
KARAMAN, Ramazan (2008). “Anadolu’da Nevruz Kutlamaları”, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 7(13); 129-145.
KARAOSMANOĞLU, Defne (2013). Cooking the Past: The Revival of Ottoman Cuisine, McGill University, Montreal.
KOBYA, Elif Şebnem (2014). Türkiye’de Yağmur Törenleri Ve Yağmurla İlgili İnanışlar, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Erzurum:
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 487.
KOÇAK, Kürşat (2013). “Türk Kültür Tarihinin Bin Yıllık Başyapıtı: Kutadgu Bilig’den Bu Güne Ulaşan Gelenekler”, International
Journal of Eurasia Social Sciences, 2013(13).
KOÇAK, Muhammet (2011). “Türk ve Alman Toplumlarına Özgü Düğün Geleneklerindeki Benzerlikler ve Farklılıklar”, Fırat
Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21(2).97-105.
KORKMAZ, Cihat Burak (2012). “Gaziantep’te Ölü ve Ölüm İle İlgili Uygulamalar: Sam Köyü Örneği”, 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum
Eğitim Bilimleri ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 1(3),99-110.
KÖZLEME, Olgun (2013). Türk Mutfak Kültürü ve Din, Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Din Sosyolojisi Bilim Dalı, 228.
MİNGAZOVA, Leyle (2016). Korendegӗ Etik Hem Estetik Karaşlarnın Balalar Edebiyatında Çağılışı (XX Yöz Başı Misalında) /İslam i
Tyurkskiy Mir: Problemı Obrazovaniya, Yazıka, Literaturı, İstorii i Religii. VIII. Mejdunarodnaya Tyurkologiçeskaya Konferensiya.
KFU. Yılabuga, 121-123.
NASIYRİ, Kayum (2005). Aşau-Eçü/ Kayum Nasıyri, Saylanma Eserler. 4 Tomda. T.3. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 239-241.
ONARLI, İsmail (2003). “Nevruz Bayramı”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, (25);1-43.
ÖZBERK, F., KARAGÖZ, A., ÖZBERK, İ., ATLI, Ayhan (2016). “Buğday Genetik Kaynaklarından Yerel ve Kültür Çeşitlerine;
Türkiye'de Buğday ve Ekmek”, Journal of Field Crops Central Research Institute, 25(2), 218-233.
ÖZDOĞAN, Yahya, IŞIK, Nermin (2008). Geleneksel Türk Mutfağında Şerbet. Ankara:38. ICANAS Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika
Çalışmaları Kongresi Bildiri Kitabı, I. cilt 1059-1077.
RODEN, Claudia. (2007). Arabesque: a taste of Morocco, Turkey, and Lebanon. New York: Alfred A. Knopf
SABBAĞ, Çiğdem. (2015). Adıyaman Yemek Kültürü, (Ed: Ramilya Yarullina Yıldırım) Adıayaman:Fırattan Volgaya Medeniyetler
Köprüsü, Adıyaman Üniversitesi Yayınları:13, 104-115.
SAĞIR, Adem (2012). “Bir Yemek Sosyolojisi Denemesi Örneği Olarak Tokat Mutfağı”, Electronic Turkish Studies, 7(4); 2675-2695.
SHİPMAN, Dilistan, DURMUS, Beril (2017). “The Effect of Culture on Food Consumption; a Case of Special Religious Days in Turkey”,
Journal of Food Research, 6(2), 92-99.
SİVRİ, Birsen Bilgen, KARATAŞ, Nimet (2015). “Toplumun Kültürel Yönü: Doğum Sonu Dönemde Anne ve Bebek Bakımına Yönelik
Yapılan Geleneksel Uygulamalar ve Dünyadan Örnekler”, Journal of Current Pediatrics/Guncel Pediatri, 13(3);183-193.
ŞANLIER, Nevin, CÖMERT, Menekşe ÖZKAYA, FÜGEN DURU (2008). Türk mutfağındaki geleneksel tatlı ve helvaları gençlerin
tanıma durumu. Türkiye 10. Gıda Kongresi Bildiri Kitabı, 21-23.
ŞENOCAK, Ebru (2016). “Halk Anlatı ve İnanışlarında Mitolojik Bir Meyve: Nar”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 4(8); 228-251.
ŞEREN-KARAKUŞ, Suzan, SEZGİN, Aybuke Ceyhun, ŞANLIER, Nevin. (2015). Türk Mutfağında Kullanılan Et ve Etli Yemek
Çeşitlerinin Yapımı ve Sağlık Açısından Değerlendirilmesi”, Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 62, 68.
SOLAK, İbrahim (2013). Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Anadolu’da Arıcılık, Tarihçiliğe Adanmış Bir Ömür Prof. Dr. Nejat
Göyünç’e Armağan, Konya: Selçuk Üniversitesi Matbaası, 347-364.
TALAS, Mustafa (2005). “Tarihi süreçte Türk beslenme kültürü ve Mehmet Eröz’e göre Türk yemekleri”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat
Araştırmaları Dergisi, 1(18), 273-283.
TALAS, Mustafa (2009). Mehmet Eröz’de Ölüm Adetleri Üzerine Bir Araştırma, Journal of World of Turks/Zeitschrift für die Welt der
Türken, 1(2);57-68.
TANRIVERDİ, Gülbu (2015). “Lohusa Kültürel Özellikleri Tanılama Rehberi”, Journal of Anatolia Nursing and Health Sciences, 18(1); 6877.
Tatar Halık Awız İcatı (1987). Mekaller hem Eytӗmner, Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı.
TEZCAN, Mahmut (2000). Türk Yemek Antropolojisi Yazıları. Ankara: T. C. Kültür Bakanlığı Yayınları: 2515.
URAZMAN, Rayfa (1992). Tatar Halkınıŋ Yolaları hem Beyremnerӗ, Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı.
URAZMANOVA, Raufa (2004), Poçemu Gamburger Eçpoçmak Ne Pobedil /Medvedev M. Tatarskaya Kuhnya, Kazan: Star, 4-8.
YARULLİNA, Feride (2017) “Kişisel Görüşme”. (77 yaşında) Tataristan Cumhuriyeti Kaybıç ilçesi.
YARULLİNA, Ramile (2007), İdil Boyu Tatarlarında Nevruz Bayramı, Milli Folklor, S.73, 23-25.
YERASİMOS, Marianna (2012). Evliya Çelebi seyahatnamesinde yemek kültürü sistematik dizin ve ilk yorumlar, İstanbul:Yemekte Tarih Var
Kitabı, Türk Vakfı Yurt Yayınları. 59-76.
ZARİPOVA ÇETİN, Çulpan (2007), Kazan Tatarlarının Kültürel Kimliğinin Oluşumunda Sabantuy Bayramı, Ankara: 38. İCANAS
Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi Bildiriler Kitabı, 869-878.
ZARİPOVA-ÇETİN, Çulpan (2009). “Tatar Türklerinin Gelenek ve Görenekleri”, Karadeniz Dergileri Yayınları, No:1, 160 s.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler