loader
Nar Taneli Yaprak Sarma

Nar Taneli Yaprak Sarma

Nar Taneli Yaprak Sarma, Nar nedir? Narın Faydaları nelerdir? Nar bol miktarda C vitamini, polyphenol...

Nar Taneli Yaprak Sarma
Nar Taneli Yaprak Sarma Kullanılan Malzemeler
 
*    250 Gram Yaprak
*    1 Adet Büyük Soğan
*    1 Su Bardağı Pirinç
*    1 Su Bardağı Kaynamış Su
*    2 Yemek Kaşığı Dolmalık Fıstık
*    2 Yemek Kaşığı Kuş Üzümü
*    1 Tatlı Kaşığı Tarçın
*    1 Tatlı Kaşığı Yenibahar
*    1 Tatlı Kaşığı Nane
*    Tuz
*    2 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
*    1 Su Bardağı Nar Tanesi
*    1 Yemek Kaşığı Limon Suyu
 
Nar Taneli Yaprak Sarma Hazırlanış Tarifi
Soğanlar küp küp doğranır.
Tencerede 1 yemek kaşığı su ve zeytinyağı ile kapak kapalı vaziyette pişirilir.
Suyunu cekince fıstıklar ilave edilir.
Fıstıklar pembeleşince pirincler ilave edilip 3 - 4 dakika kavrulur.
Sıcak su ilave edildikten sonra kuş üzümü ve baharatlar eklenip suyunu cekene kadar pişirilir.
İç hazırlandıktan sonra yapraklar 10 dakika sıcak suda haşlanır.
Tencerenin dibi yaprak ile kaplanır.
Yaprakların geniş tarafına bir miktar iç konularak kenarlar üzerine gelecek şekilde katlanır ve yaprak sarılır.
Sarmalar düzgüce tencereye dizilir.
Sarmaların üzerini geçmeyecek kadar su ve limon suyu konulur.
Nar taneleri sarmalar arasına serpiştirilir.
Biraz da zeytinyağı gezdirilir.
Pişirmeye başlamadan ince bir tabak ile sarmaların üzeri dağılmamaları icin kapatılır.
Ağır ateşte suyunu çekene kadar pişirilir.
 
Nar nedir? Narın Faydaları nelerdir?
Nar bol miktarda C vitamini, polyphenol, demir, potasyum içerir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Ayrıca kolestrol ve şekeri dengeleyen nar, kanser hücrelerinin gelişmesine engel olurken, kalp sağlığının korunmasında da yardımcı olur.
 
C, B1 ve B2 vitaminleri yanında zengin potasyum içeren ve yaklaşık bir su bardağı nar suyu günlük ihtiyacımız olan C vitamininin % 25'ini karşılar. İsmi Kuranı-ı Kerim'de geçtiği için, halk arasında 'Cennet Meyvesi' olarak da adlandırılan narı günlük tükettiğinizde yorgunluğu giderir ve vücuda zindelik kazandır.
 
Narın Kalp ve Damarlara Faydaları:
Narın içerisinde bulunan polifenol ve antociyanin adlı maddeleri E vitamininden 20 kat daha fazla güçlüdür ve bu maddelerin antioksidan özellikleri damarlarda meydana gelen plak artışını ve daralmayı önler. Ayrıca nar bir nevi doğal antibiyotik görevi gördüğünden dolayı kalp ve damarlarda bulunan zararlı maddeleri temizler, mikropları öldürür. Her gün sıkılmış bir bardak nar suyu kalp ve damarlara iyi gelir.
 
Gribal Enfeksiyonlara Faydaları:
Narın içerdiği antioksidanlar gribe neden olan mikrop ve virüsleri zararsız hale getirir. Bununla birlikte bakteriler tarafından kaynaklanan enfeksiyon hastalıklarına karşı özellikle nar suyunun ciddi anlamda koruyucu etkisi vardır. Özellikle kış aylarında artan gribal enfeksiyonlara karşı önceden tüketilmesinde fayda vardır. Çünkü narın içerdiği C vitamini vücudun soğuk algınlığına karşı direncini arttırır.
 
Nar Prostat Kanserini Engeller:
Nar özellikle prostat kanserine karşı etkilidir. Birçok bilimsel araştırma sonucu narın prostat kanserine yakalanma riskini azalttığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte prostat kanseri tedavisi için yapılan çalışmalarda narın kanser hücrelerinin hızını yavaşlattığı ortaya konulmuştur. Bu yüzden özellikle düzenli olarak nar suyunun tüketilmesi bilim adamları tarafından tavsiye edilmektedir.
 
İshale Faydaları:
Narın içerisinde ve taneleri arasında bir damar halinde bulunan beyaz tabaka mideye iyi gelir ve güçlendirir. Aynı şekilde kabukları da ishale karşı etkilidir. Nar kabuğu kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır ve biraz bal ile tatlandırılarak içilir. Narın kabuğuyla yapılan bu karışım ishali keser.
 
Mideye Faydaları:
Yukarıda belirttiğimiz gibi, narın içerisinde bulunan beyaz tabaka midenin kuvvetlenmesini sağlar. Bunun yanında düzenli olarak ekşi nar pekmezi bal ile karıştırılarak alındığında mide iltihabına iyi gelir. Fakat bu karışım aç karınla alınmalıdır. Yemekten sonra bir tane nar yemek alınan gıdaların hazmını kolaylaştırır. Midede meydana gelen değişikliklerden dolayı oluşan kusma veya kusma hissine karşı ekşi nar iyi gelir.
 
Enfeksiyon, iltihap ve yaralara faydaları:
Genel anlamda insan sağlığına faydası olan narın ayrıca doğal antibiyotik etkisi olduğunu söylemiştik. Vücudumuzun içerisinde bulunan organlarda meydana gelebilecek iltihap ve yaralara faydası olduğu gibi, cildimizde meydana gelen yara ve iltihapları önleyici etkisi vardır. Cildimizin herhangi bir yerinde meydana gelen yara veya iltihaplara nar kabuğunu sürerek giderilmesini sağlayabilirsiniz.
 
Nar Genç Kalmanızı Sağlar:
Narın içerdiği maddelerin kozmetik ürünlerinde de kullanıldığını biliyor muydunuz? Özellikle Amerika ve Çin'de yapıla araştırma sonuçları kozmetik ürünlerinin de dikkatini çekiyor. Hatta artık bazı kozmetik ürünleri narın içerdiği bazı elementleri ürünlerinde kullanmaya başlamışlar bile. Narın içerisinde buluna antioksidanlar kozmetik ürünlerinde kullanılıyor. Bu yüzden özellikle yüz maskelerinde narın suyu ve kaynatılmış nar kabuklarını kullanabilir ve genç kalmayı başarabilirsiniz.
 
Evliya Çelebinin Ve Yabancı Seyyahların Kayıtlarında Osmanlı Saray Mutfağında “Nar” Hakkında Bazı Dipnotlar;
Evliya Çelebi’nin abartıları, uydurduğu kelimeler ve efsanelere düşkünlüğünün, dev boyuttaki Seyahatnâme’yi okumayı daha da keyifli hale getirdiği malum. Kelle paça, “taam-ı atik”tir; mişkembe, “zerafet ü kabahat çorbası”dır, meyhaneler dibine  “kibrit suyu” dökülecek “fıskhane, rüsvahane”dir. Bugün modernleşen ve tektipleşen toplumlar için ortak alışkanlıklar, seyyahın hayretinden payını alır; “kefere demir çatal ucuyla elli dirhem ta’am yer” mesela. Segâh makamında anıran eşekler, âdem kellesi kadar narlar metnin içinde dolaşır.
 
İstanbul'a imparatorluğun her yerinden ve dış ülkelerden malların geldiği biliniyor. Pastırma, yüzbinlerce bez çuval içinde gemilerle Kili ve İsmail (Silistre) şehirlerinden [I 263], binlerce fıçı bal da "Eflak ve Boğdan ve Erde! ve Tımışvar ve Vidin ve Serem ve Semendire ve Budin ve Atina ve Mora ve Girici" vilayetlerinden İstanbul' daki Balkapanı'na gelmekteydi [I 262]. Taze meyveler deniz ve kara yoluyla uzaklara taşınmaktaydı. Ankara armutları ve Kırım'ın Sudak elmaları, pamuklara sarılarak kutu ve sepetler içinde hediye olarak yollanıyordu [II 243, VII 250]. Malatya'nın hediye olarak yollanan yazılı elmaları da benzer bir şekilde korunmuş olmalı. Kalın kabuklu nar ve narenciye meyveleri ise daha dayanıklıydı. 
 
Gemlik narı kış aylarında İstanbul'a gemiyle getirilmekteydi [V 144]. 16. yüzyılda tatlı ve ekşi turuncun deniz yoluyla getirildiğini ve İstanbul' da çok ucuz fiyatlara satıldığını da yabancı bir gezgin anlatmaktadır [Dernschwam 174]. Kuru meyve ticareti çok gelişmişti. Ege bölgesi ve adalarından gelen kuru üzüm ve kuru incir, Mısır dahil imparatorluğun her yerine yollanıyordu [IX107, 99, ll5]. 
 
Padişah Sofrası
Evliya Çelebi, ülkenin değişik yerlerinden padişaha ve saraya yollanan birçok yiyecek ve içecekten bahsediyor: Sudak'tan elma [VII 250], Gemlik'ten nar ve fıçılarda nar suyu [V 144], Mısır'dan kavanozlar içinde hummas limonu şerbeti [X 267], İstanköy adasından gelen limon ve turunçla yapılan meyve şurupları gibi [IX ııo]. Diyarbakır'dan nefis Hamrevat kaynak suyu güğümler içinde Sultan ibrahim'e yollanıyordu [IV 28].
 
Yemişçiler, pestilden ve iplere dizilmiş kestaneden oluşan hilatlar giyip, ellerinde nar, limon, turunç ve elmadan tesbihler taşımışlar. Ayrıca manavların meyve taşıyan gemilere hücum etmelerini canlandırmışlar: " ... her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahı tagalluben alırım diyü gemiler içre bir hay huy gavga ve feryad ve ana ve ata ve avratlarına cerbü şırinler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak Alay Köşki dibinden böyle ubur ider." [I 263-4].
 
Ayva dolması halen Anadolu’nun bazı yörelerinde çok itibar görür. Bütün bu yemekler, belki de ziyafetin çoğu kez olduğu gibi et ve tatlı çeşitlerinden oluşan ana bölümüne geçişi hazırlayan bir başlangıç olarak kabul edilmelidir. Burada, muhtemelen nar şurubu (nardan) ile çeşnilendirilmiş kıymadan sonra, konuklara biri kavurma olmak üzere iki farklı tavuk yemeği ikram edilmişti. Ardından balık çorbası ve balık kavurması (kavurma-ı mahi), şurba-i piliç ve hepsi şeker ile yapılan me’muniye, aşure, sembuse, muhallebi ve kafes (ya da kakış?) gibi tatlılar ve bal (‘asel) ile yapılan mahmudiye gelmişti. Kareler halinde kesilip şurupla ıslatılan bir hamur tatlısı olan kesmenin arkasından, konuklar sembusenin değişik bir çeşidinin tadına bakabilmişlerdi; pahalı lüks şekerle yapıldığından olsa gerek bu tatlıya sembuse-i şerif deniyordu.
 
Yine Dernschwam, İstanbul’da iyi elma bulmanın zor olduğunu, ancak “selenken” denilen bir cins elmanın görünüşünün kaba saba, renginin yeşil olmasına rağmen tadının güzel olduğunu, Edirne’de bu meyveden çok bulunduğunu belirtir. Türkiye’de her cins kiraz bulunmaktadır ama iri kirazların turfandası çok pahalıdır. İstanbul’da nar ve incir yetişmektedir.

 



  • Facebook'ta paylaş

Yorumlar

  • Yorumlayan: yaren tuken
    7.2.2019 Email: yaren_21********

    Emeginize sağlık. Teşekkür ederim bu güzel tarifler icin. her gün birini deniyoruz:)

Bu Habere Yorum Yap