loader
Biber Tatarı Tarifi

Biber Tatarı Tarifi

Fatih Sultan Mehmet döneminde domates, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın zamanında ise biber yoktu...

Biber Tatarı Tarifi
Kullanılacak Malzemeler (6 Kişilik)
 
*    200 Gram Kurutulmuş Etli Biber
*    100 Gram Süzme Yoğurt
*    3 Diş Sarımsak
*    2 Yemek Kaşığı Tereyağı
*    Yeteri Kadar Tuz Ve Pul Biber
*    2-3 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
 
Biber Tatarı Yapılış Aşamaları
Kurumuş biberler yıkanır.
Tencereye suyu koyulup biraz tuz ilave edilir, kaynamaya bırakılır.
Kaynayan suyun içerisine biberler konur, 5 dakika (yumuşama aşaması) kaynatılır.
Ocaktan alınıp suyunu süzdükten sonra çekirdekleri ayrılır.
Biberler yağda çevrilir.
Biberler servis tabağına alınıp üzerine isteğe göre sarımsaklı yoğurt dökülür.
Son olarak tereyağı ile pul biber eritilerek üzerine dökülür.
Servise hazırlanır.
 
 
Evliya Çelebinin Ve Yabancı Seyyahların Kayıtlarında Osmanlıda Saray Mutfağında Biber Hakkında Bazı Dipnotlar;
Günümüzde, milli yemeklerimiz dediğimiz birçok yemeğin geçmişi gerçekte çok da eski değildir. Fatih Sultan Mehmet döneminde domates, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın zamanında ise biber yoktu. Ayrıca patates ise ilk defa sarayda 1840 yılında nark kayıtlarına geçmiştir..! “Geleneksel Türk Mutfağı, Yöresel Yemekler, Yöresel Mutfaklar, Osmanlı Saray Mutfağı, Osmanlı Yemek Kültürü,  Tavuk Yemekleri, Tencere Yemekleri, Sebze Yemekleri, Zeytinyağlı Tarifleri, İştah Açıcılar”
 
Anadolu’da yetiştirilen sebzeler arasında patlıcan, lahana, bezelye, fasulye, hıyar, havuç, maydanoz, kırmızı pancar pirinç, nohut, barbunya, bakla, soğan, turp bulunmakta. Dernschwam’ın verdiği bilgilere göre  İznik’te hıyar ve kabak üretilmektedir. Mercimek Türklerin en sevdiği yiyecekler arasındadır. Lahana bol miktarda üretilmektedir. İstanbul’un ihtiyacı olan turp Edirne’den getirilmektedir. Olivier’e göre Mudanya ve çevresinde patlıcan yetiştirilmektedir. İstanbul’da çeşitli yerlerde bakla, marul, hindibâ, patlıcan, biber ve kabak yetiştirilmektedir. Lubenau, Gelibolu’da yetiştirilen hıyar, turp, soğan ve kabağın İstanbul’a gönderildiğini yazar. İki Fransız gezgin Çanakkale’de lahana, soğan ve marul yetiştirildiğini belirtir.
 
Pardoe, Bursa’da Ulucamicami’yi ziyaret ettikten sonra çevreyi dolaşır, bir baharat satıcısı ile karşılaşır. Gördüklerini şöyle anlatır:
“Az ileride, ciddi görünüşlü bir adam, sanki ‘Arap Diyarı’nın minyatür bir tasviri önünde oturuyor. Çevresine baharat ürünlerinden bazılarını piramit biçiminde yığmış, bazılarını da hususiyetlerine ve fiyatlarına göre billur kavanozlara koymuş; tezgâhında karanfil çuvalları, küçük hindistancevizi yığınları, zencefil öbekleri, yenibahar ve kırmızıbiber sepetleri, kabuk tarçın demetleri ve daha az bilinen nice baharat var”.
 
Dernschwam’a göre Türklerin başlıca yemeği çorbadır. Anadolu’nun birçok yerinde sofrada başlangıçta çorba içilir. Sabahleyin kalkar kalkmaz ekseriya içine ekmek doğranmış bulgur çorbası yenir. Pirinçten ya da bulgurdan yapılan her çeşit çorbanın içine parçalanmış koyun veya tavuk eti konulmaktadır.
 
İçine tavuk eti konulan pirinç çorbasının üzerine sofraya getirirken maydanoz konur, tarçın ve karabiber ekilir. Et suyu ile yapılan çorbaya limon suyu veya sirke dökülür, biraz da karabiber eklenir. Fasulyeden ya da çeşitli bakliyattan yapılan çorbalar da yaygındır. Busbecq de Dernschwam’ın gözlemlerini doğrular.

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler