loader
Aşçı Şeflerin Savaşı-Bölüm 03

Aşçı Şeflerin Savaşı-Bölüm 03

Erkeklerin kontrolü altıda olan bu mutfaklarda kadınlar, düşük statülü poziyonlarda çalıştırılarak...

Aşçı Şeflerin Savaşı: Profesyonel Mutfaklarda Erkek Ve Kadın Şefler Bölüm “03”
“Şengül İnce”
Bu özellikleriyle bir “oğlanlar kulübü” (Platzer, 2011, s. 10) olarak tanımlanan profesyonel mutfaklarda eğer kadınlar çalışmak istiyorsa çalışma zamanı ve mekânının tüm zorluklarıyla beraber bu kulubün üyeleri tarafından yapılan şakalara, aşağılamalara ve hatta tacizlere katlanmaları gerekmektedir (LaPontie, 1992, s. 379-385). Erkeklerin kontrolü altıda olan bu mutfaklarda kadınlar, düşük statülü poziyonlarda çalıştırılarak ve yükselmelerinin önüne engeller konularak ciddi bir ayrımcılığa da uğramaktadırlar. Kadınların işyerlerinde toplumsal cinsiyet asimetrisini ve diğer hiyerarşi ilişkilerini idare etmek zorunda kaldıklarını belirten LaPontie, servis sektöründe çalışan kadın garsonlar üzerinden yaptığı çalışmasındaonur kırıcı üniformalar, uygunsuz hitap şekilleri, yeteneklerinin çarpıtılması ve cinsel taciz aracılığıyla kadın garsonların pozisyonlarının daha da zayıflatıldığını ortaya koyar (1992, s. 377-378). 
 
Son yıllarda, bu kulübün zorlukları içinde kadınların sayısı artıyor olsa da bunun nasıl başarıldığı merak edilen bir sorudur. Özellikle Harris ve Giuffre’in Taking the Heat (2015) adlı çalışmasında kadınların neleri feda ederek, nelere katlanarak ve hangi rollere bürünerek şef oldukları sorusunun cevabını kadın şeflerden alarak hazırladıkları bir bölüme yer verilir. Bunun dışında bir medya metni olarak sinema filmleri gerçekliği temsil eden araçlar olarak bu çalışmada profesyonel mutfakları anlamak ve kadınların burada nasıl varolabildikleri sorusunu cevaplayabilmek için kullanılmıştır. Çünkü sinema, içinde üretildiği toplumdaki kültürel temsiller üzerinden hareket etmektedir ve Ryan ve Kellner’ın da belirttiği gibi bu temsiller, ne hâlihazırda mevcut olan bir toplumsal cevherin üzerine ekleniverir, ne de kendilerinin dışındaki bir duygu ve düşünce kütlesini yansıtırlar. 
 
Bu duygu ve düşünceler kütlesi o temsillerden ayrı var olamaz, tıpkı, zihinde duyulan arzunun, onu yönlendiren temsillerden kopuk olarak var olamayacağı gibi. Sonuç olarak kültürün politik anlamı, verili olarak bu kültürdeki temsillerden önce varolan bir şey değildir. Temsillerin kendileri de bu anlamı inşa etmekte rol alırlar. Böyle olduğu için de kültürün politik anlamı, dönüştürülebilir, inşa edilebilir ve belirlenimsizdir. O anda hangi maddesel koşulların ağır bastığına, hangi temsillerin etkili olduğuna göre değişebilir (Ryan ve Kellner, 1997, s. 450). Dolayısıyla bu çalışma bağlamında izlenen filmlerdeki kadın ve erkek şef karakterler, yukarıda özellikleri ve nasıl işledikleri anlatılmaya çalışılan profesyonel mutfakların gerçek kahramanlarının durumları hakkında bizimle konuşacaktır. 
 
ZEYTİNYAĞLILARFilmlerin, toplumsal yaşamın söylemlerini (biçim, figür ve temsillerini) şifreleyerek sinemasal anlatılar biçiminde aktardıkları düşüncesinden hareketle (Ryan ve Kellner, 1997, s. 34-35) aşağıda adı geçen filmlerdeki temsiller aracılığıyla kadın şefler hakkındaki toplumsal kabulleri ve düşünceleri anlama fırsatı bulunacaktır. Temsil, insanın kendisi ile dünya arasındaki ve nesnelerle dünya arasındaki sınırları çizmesine yardım ettiği ve dünyayı anlama fırsatı verdiği için oldukça önemlidir. İçinde yer alınan kültürden devralınan ve içselleştirilerek benliğin bir parçası haline gelen temsiller, benliği kültürel temsillerde içkin olan değerleri de benimseyecek şekilde yoğurur (Ryan ve Kellner, 1997, s. 36-37). Bu nedenle kültürel temsiller, yalnızca psikolojik duruşları şekillendirmekle kalmaz, toplumsal gerçekliğin nasıl inşa edileceğine yani toplumla yaşamın ve toplumla kurumların şekillendirilmesinde hangi figür ve sınırların baskın çıkacağı konusunda da oynadıkları rolle politik önem taşırlar. 
 
Bu bağlamda Smelik, kadınlar ve dişillik, erkekler ve erillik, kısacası cinsel farklılıklar hakkında mitlerin üretildiği, yeniden üretildiği ve bunların temsil edildiği kültürel bir pratik olarak sinemada gördüğümüz kadınların, erkekler için taşıdıkları ideolojik anlamların ürünü olduğunu belirtirken aynı zamanda Hollywood sinemasında eril karakterin etkin ve iktidar sahibi olarak konumlandırıldığını kadınların, “daha kusursuz”, daha eksiksiz, daha güçlü ideal egonun (erkeğin) bakışıyla edilgen ve güçsüz bir karakter olarak temsil edildiğini ifade eder (Smelik, 2008, s. 1-6). Genel olarak, erkek ve kadın yönetmenlerin ve senaristlerin gözünden ve kaleminden çıkan filmlerde dönemin politik ve topumsal hareketlerine göre farklılık olabileceği şerhi düşülse de, Hollywood filmlerinde kadınların bağımlı uyruklar, duygusal, eve bağlı ve bağımlı, dünyayı rasyonel şekilde anlama yetisi bulunmayan, meşruiyet sınırlarını ihlal eden kural yıkıcılar9 olarak resmedildiğini söylemek yanlış olmaz (Ryan ve Kellner, 1997, s. 216-220). Aşağıda, bu bağlamda izlenen filmlerde özellikle kadın şef karakterlerin nasıl temsil edildiğine odaklanılmıştır.
 
Bu çalışma bağlamında izlenen dört filmin geçtiği profesyonel mutfaklarda şeflerin ikisi kadın ikisi de erkektir. Aşk Tarifi’nde (No Reservation) şef Kate bir restoran mutfağında, Sarayın Tadları’nda (Les Saveurs Du Palais) Bayan Laborie Elize Sarayı’nda cumhurbaşkanın özel aşçısı olarak çalışırken Burnt’te ve Şeflerin Savaşın’daki erkek şefler, kendilerinin adlarını koydukları ya da kendi adlarıyla açılan restoran mutfaklarında çalışmaktadır. Bu durum erkek şeflerin aynı zamanda çalıştıkları mekânın ortağı ya da sahibi kadınların ise sadece ünlü bir şef olarak mekânda varolabildiklerini göstermektedir. 
 
Bu filmlerde çalışılan mutfağın ekibine baktığımızda ise Kate’in mutfağında erkek ve kadın çalışanların, Şef’de sadece erkek çalışanların, Burnt’te bir kadın çalışanın (ki o da erkek şefin özel isteğiyle onunla çalışmaya başlamış ve daha sonra şefin sevgilisi olmuştur) olduğu görülmüştür. Saray’ın Tadları’nda Elize Sarayı’na davet edilen Bayan Laborie ise mevcut erkek şefin mutfağındaki tek kadındır ve zaten ona çalışması için ayrı bir mutfak ve yardımcı olarak bir erkek çalışan verilir. Bu durum, kadınların profesyonel mutfak içinde erkeklerle ilişkileri bağlamında değişik şekillerde varolabildiklerine işaret eder. İleride de belirtileceği gibi, kadınlar bir erkekle ilişkisi olmadan neredeyse sorunlu bir kadın olarak temsil edilirken önemli bir konuma geldiğinde de bunun üst düzeyde çalışan ya da bulunan bir erkekle olabilecek/olan duygusal ilişkisi üzerinden gerçekleştiği imâ edilmektedir. 
 
YUMURTALI YEMEKLERFilmlerdeki şeflerin meslekleri ve hayatlarıyla ilgili olarak verilen bilgiler ve ayrıntılar ise bir kadının şef olarak profesyonel mutfakta nasıl varolabildiğine ilişkin incelemeye değer temsiller sunmaktadır. Hem Kate hem de Bayan Laborie yalnız yaşayan kadınlardır. Yukarıda belirtildiği gibi profesyonel mutfakların uzun, ağır çalışma saatleri ve erkeklerin burada işgal ettiği konumlar onları karar verici durumuna getirir ve bu kararlar doğrultusunda örgütlenen iş yerleri, kadınların hem iş hem özel yaşamlarında ve isteklerinde pek çok fedakarlık yapmasını gerektirir. Bu fedakarlıkların başında da aile yaşantısı gelir. Platzer, çalışan kadınların sıklıkla aile-iş çatışması yaşadığını, kadınların çocuk doğurup ona bakması beklenirken bunu kariyerleriyle dengeli şekilde yürütmelerinin beklendiğini belirtmektedir. 
 
Bu çatışmaya girmek istemeyen kadınlar ikisinden birini seçmek zorunda kalırken ikisini birlikte yapmaya çalışanların, örneğin doğumla beraber bebeğine ilk aylarda bakması gerken bir kadın şefin, kariyer yolununun bu bağlamda epey zarar göreceğini doğum izninden geri döndüğünde herşeyi geri kazanmasının çok zor olduğunu ifade eder (2011, s. 17). Bu ilk aylar atlatılsa bile çalışma saatlerinin oldukça fazla ve katı olduğu bu alanda eş olmayı, anneliği ve onun gerekliliklerini yerine getirmek hiç de kolay değildir. Dolayısıyla çalışan eş ve anne olarak aynı zamanda bir şef olmak çok zordur. Erkeklerin kariyer için işlerini bırakması ya da bununla ilgili olarak seçim yapması ise söz konusu değildir. Platzer’in söyledikleriyle örtüşen şekilde oldukça başarılı bir şef olan Kate’in de “uzun zamandır hayatında biri yoktur”. Çalıştığı mutfağın aynı zamanda sahibi olan kadın arkadaşı, onun uykusuz olduğunu görünce “Yine tarif okudun değil mi?” diye sorduğunda “Başka ilgi alanlarım da var” cevabını alır. 
 
Bu diyalog seyirciye Kate’in mesleğinin ve zorlu çalışma koşullarının yani yaptığı seçimin sonucunu gösterir. Kate’in yalnızlığının nedenlerinden biri mutfağa olan düşkünlüğü olarak görülürken diğeri de kuralcılığıdır. “Kuralların olması niye kötü olsun, herşey mükemmel olsun istiyorum sonunda kendim yapıyorum” der. Gece işten çıkıp eve geldiğinde teleksekreterini kontrol eden Kate, her defasında “Hiç mesajınız yok” ifadesini duyar. Bu izleyenlere uzun saatler dışarıda çalışan ve işine tutkuyla bağlı bir kadının hayatının nasıl olduğunu anlatan önemli bir göstergedir. 
 
Kate, kız kardeşini bir trafik kazasında kaybedip onun kızına bakması gerektiğinde ise işler karışır. Yeğenini yalnız bırakamayacağı için işe bir süre gidemeyen Kate, mutfağına geri döndüğünde yerine İtalyan erkek bir şefin alındığını görür. İkilinin arasında başlayan gerilimli ilişki bir süre sonra duygusal bir ilişkiye döner ve Kate’in hayatı, filmin sonunda yeğeni ve erkek şefle kurulan yeni bir aile ve birlikte işlettikleri kafeyle (aile işletmesi) mutlu sona bağlanır. Bu son, aslında kadınlar için biçilmiş kaçınılmaz iki sondan biridir: yalnızlık ya da evlilik ve çocukla son bulan mutlu bir aile hayatı. Böylece film, toplumsal yapı içinde olumlanan bir sonla biter ve geleneksel ataerkil yapı desteklenmiş olur. Sarayın Tadları’nda da ise Bayan Laborie, saraya davet edilmeden önce çiftliğinde amcası ile yaşayan, sarayda çalışmaya başladıktan sonra da Paris’te yalnız yaşamaya başlayan 50’li yaşlarında bir kadındır. 
 
YÖRESEL MUTFAKLAROnun yalnız bir kadın olması, saray mutfağına cumhurbaşkanının özel isteğiyle gelmesi, mutfağında masraf sınırı olmaması, cumhurbaşkanıyla yalnız başına sohbet edebilmesi onun hakkında ana mutfak çalışanlarının yakıştırmalar yapmasına neden olur. Bayan Laborie, kendisine “Kontes Dubari” adının takıldığını öğrenince yardımcısı çok kaz ciğeri pişirdiği için kendisine bu adın takıldığını söyler. Bayan Laborie, “Bir tek o değil, 18. Yüzyılda Kontes Dubari XV. Loui’nin gözdesiydi. Gözde ne demek biliyor musun? Kralın metresi demek yani fahişe. Hadi işe başlayalım” diyerek yemek hazırlamaya geçer. Benzer şekilde Saray’dan ayrıldıkta sonra bir yıl Antartika’da sadece erkeklerin bulunudğu bir askeri üsde (Albert France Üssü) aşçılık yapmaya başlayan Bayan Laborie, burada çalışanlar tarafından “büyük kızkardeş” olarak kabul edilir ve oldukça sevilse de buradan ayrılırken kendisine Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand ile bir gönül ilişkisi yaşadığını ifade eden küçük bir parodinin de bulunduğu bir veda partisi hazırlarlar. 
 
Bayan Laborie, parodinin sergilenmesi sırasında ara sıra gülümsese de bu parodi, Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir kadın şef olarak bulunabilme halinin başka erkekler tarafından nasıl anlaşıldığının, cinsiyetçi ve kadın cinselliğine dayalı klişelerin nasıl yeniden üretildiğinin göstergesidir. Hem bu parodideki imâlar hem de ana mutfaktaki erkeklerin Bayan Laborie’ye lakap takması, onu aşağılamanın bir yoludur. LaPontie, garsonlar üzerine yaptığı çalışamda, erkek iş arkadaşlarının kadın garsonlara takma adlar verdiklerini çünkü onlara gerçek isimleriyle seslenmelerinin onları iş arkadaşı ve birey olarak kabul ettikleri anlamına geldiğini ifade eder (1992, s. 385) ve elbette bu mutfakta çalışan erkeklerin rakip olarak görmek istemedikleri kadınları aşağılamak için kullandıkları takdiklerden biridir. 
 
Benzer şekilde şeflik kültürü üzerine yapılan çalışmalarda ekip üyelerine yönelik ama özellikle kadınlara, farklı etnik gruplara ve küçük yaşta çalışanlara karşı aşağılayıcı davranışlarda bulunarak ayrımcılık yapıldığı bulunmuştur. Erkek şeflerin bulunduğu Şef ve Burnt filmlerinde de sadece bir şef evlidir (Şef filmindeki Jacky karakteri). Diğer şeflerden Lagarde boşanmış ve bir kız çocuk sahibiyken Burnt’teki şeflerden hiçbiri evli değildir filmin sonuna doğru şef Adam’ın işe aldığı yardımcı şefle duygusal yakınlaşması olduğunu anlarız. 
 
Ancak erkek şeflerin medeni halleri, filmde hiçbir yer işgal etmez ve kadın şeflerin yaşadıklarını yaşamalarına ya da onlara imâ edilen şeyleri duymalarına neden olmaz. Lagarde’in vakit ayıramadığı kızı, kendisine vakit ayırmadığı ve işinin çok önemli olduğu yönünde babasına imâlı sözler söyler ama bu Lagarde’in kızı için çok önemli olan tez jürisinin önüne çıktığında sınavdan yarıda çıkmasına yani işini yapmasına engel teşkil etmez hatta izleyici Lagarde’in iş nedeniyle kızının yanından ayrılmasını takdir eder. Ya da Jacky’nin hamile eşi, sürekli kovulduğu mutfak işine kocasının geri döndüğünü öğrenip onu terk ettiğinde Jacky, bir kadın şeften farklı olarak, karısının onu terk etmesine rağmen işini bırakmayı düşünmemiştir. Ailesini geçindirmek için yapması gerekeni yapan Jacky de benzer bir takdir kazanır izleyiciden. 
 
YEMEK TARİFLERİÜstelik işlerine özel hayatlarını karıştırmayan ve onu iş gibi yapmaya devam eden erkek şefler kadınların aksine ne kadar ve nasıl profesyonel olduklarını da kanıtlarlar. Kadınlarınsa hayatlarındaki herşey işlerine etki eder ve bu onların profesyonel olamamalarının önündeki en önemli engel olarak durur. Burada ataerkil söylemden beslenen kadın ve erkeğin alanlar ayrımı, erkeğin rasyonel dünyayla akılla başedebilme yetisi ve kadınların duygusallıklarıyla profesyonel dünyaya ait olmadıklarının altı yeniden çizilmektedir.
 
Mutfaklardaki zorlu hayatlar
Daha önce restoran ya da profesyonel mutfakların kontrolünün erkeklerde olduğu ve kadınların burada büyük şef olarak çalışmasının çok zor olduğundan ya da düşük pozisyonlarda çalıştırıldıklarından, yaratıcılığın ve haute cuisine işinin erkekler tarafından sahiplenilirken kadınların yeteneklerinin sıradanlaştırıldığından bahsetmiştim. Bayan Laborie, Elize Sarayı’na Haute Cuisine Derneği Başkanı’nın tavsiyesiyle davet edildiğinde saray yetkilisi ona, cumhurbaşkanının özel misafirleri, dostları ve davetleri için yemek pişirmesinin istendiğini belirtir. Bayan Laborie ise “Ben aradığınız kişi olduğumdan emin değilim. Demem o ki ben, annemden ve büyük annemden öğrendiğim basit yemekleri yaparım. 
 

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler