loader

Yedikleriniz Davranışlarınız Olur...

Şef Deniz ORHUN
Yazar:Şef Deniz ORHUN
Bu yazı

Yedikleriniz Davranışlarınız Olur
Yedikleriniz Davranışlarınız Olur! kitabı beslenme modellerinin karakterimizi nasıl etkilediğini anlatıyor. Kitabın yazarlarından Deniz Orhun “Fast food tüketenler daha az toleranslı oluyor” diyor
 
Sürekli fast food yiyen aceleci olur
Yediklerimiz davranışlarımızı üç türlü etkiler; fiziksel, kimyasal ve psikolojik olarak... İşte Deniz Orhun ve Kutsi Akıllı'nın birlikte yazdıkları, Velespit Yayınları'ndan çıkan Yedikleriniz Davranışlarınız Olur! kitabı bu etkileri detaylıca anlatmak maksadıyla ortaya çıkmış bir çalışma. Üstelik sadece yemek-davranış ilişkisi değil, gastroturizm, Türk mutfağının diğer mutfaklarla teması, hayatımıza yeni giren gıdaların fayda ve zararları gibi birçok konu da kitapta anlatılıyor. Biz de bu vesileyle kitabın yazarlarından Deniz Orhun ile bir araya geldik. Beslenme şeklimiz karakterimize nasıl etki ediyor, doğru bildiğimiz yanlışlar neler, trend olan gıdalara nasıl yaklaşmalı, Türk mutfağının önünde ne gibi fırsatlar var, hepsini masaya yatırdık...
 
- Kitabınızın ismi Yedikleriniz Davranışlarınız Olur. Bu cümleyi biraz açalım istiyorum. Yediklerimiz nasıl davranışlarımız oluyor?
- Aslında çok eskilerden beri yediklerimizin karakterimize olan etkileri bilinen bir durum. Fakat özellikle Sanayi Devrimi'nden sonra bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle bu durumun adı konmaya başlanıyor. Birtakım deneylerle sonuçlara ulaşılıyor. Örneğin Hindistan'da Alzheimer hastalarının nüfusa oranla çok az olduğu tespit ediliyor ve bunun sebepleri araştırıldığında yemeklerine her öğünde bir çay kaşığı zerdeçal koydukları anlaşılıyor. İşte yediğimiz bir şeyi rutine bindirdiğimizde sağlığımız ve karakterimiz üzerinde direkt etkisi oluyor.
 
- Peki, daha somut bir örnek verecek olursak ne diyebiliriz?
- Mesela sürekli fast food tüketen birisi ele alındığında karar verme süreçlerinin de hızlandığını görüyoruz. Çünkü kanı hızlanıyor. Fazla düşünmeden, acelece kararlar veriliyor ama hızlı bir analiz süreci söz konusu değil burada. Çünkü vücut hız istiyor. Bu tarz insanların toleransı daha az olup, tartışma ve kavgaya da daha meyilli oldukları gözlemleniyor. Daha kolay borca giriyorlar. Bu da aslında pazarlamacıların istediği bir durum.
 
- Kitapta, Türk mutfağının diğer mutfaklarla özellikle de Çin ile olan yakınlığından da bahsediyorsunuz. Bizim yemek kültürümüzde dünyanın hangi sofralarından izler bulmak mümkün?
- Türk mutfağı Doğu ve Batı mutfakları arasında lezzetin katalizörlüğünü yapan tek mutfak. Birçok unsuru da Doğu'dan alıyoruz tabii... Örneğin gözleme Çin'den geliyor. Mantı da direkt Çin'den. Sonra, pişmaniye! Bire bir aynısı var Çin'de... İnsanlar pek bilmedikleri için Uzakdoğu mutfağı hakkında "Böcek yiyorlar" gibi eleştirilerde bulunuyorlar. Oysa bundan ibaret değil, mutfaklarımız o kadar yakın ki...
 
- Sizce Doğu ve Batı mutfağı arasında en keskin farklar neler?
- Ezber bilgiler çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Bölgelerin lezzet haritasına bakmak daha net sonuçlar koyacaktır önümüze. Örnek vermek gerekirse, bizim ülkemizin doğusunda, acı ve biberin yoğun tüketildiği bilinir. Oysa bölge insanının lezzet haritası çıkartıldığında domates tüketiminin biberin katbekat üstünde olduğu görülüyor.
 
Trend Olan Her Gıdaya Şüpheyle Yaklaşılmalı
- Son yıllarda hayatımıza yeni giren, trend olmuş gıdalar var: Goji berry, kinoa, çiya gibi... Zayıflama veya sağlıklı olma konusunda nedir bu gıdaların etkileri?
- Her trendin getirdiği yanlışlar da oluyor. Beslenmeyi mevsim koşulları, hayat temposu, yaş faktörleri açısından değerlendirmeliyiz. Dolayısıyla hayatımıza her giren besini sorgusuz sualsiz kabul etmemek gerekir. Örneğin saydığınız besinleri ben tüketiyorum ama anneme yapacağım zaman tereddüt ederim. Bu saydığımız gıdaların popüler olmasının sebebi çoğunlukla zayıflatmayla ilgili. Ama herkes için tek bir 'hap' yok. Herkesin hapı kendine özel. Besinlerin protein, lif değerlerine bakılmalı ve kişide bulunan herhangi bir rahatsızlığı tetikleyip tetiklemeyeceği mutlaka doktorlar tarafından incelenmeli. Doğrusu trend olan her gıdaya şüpheyle yaklaşılmalı.
 
Depresyondaysanız Pirinç Tüketmeyin
- Siz özellikle ilaç kullanırken yediğimize içtiğimize dikkat etmemiz gerektiğini belirtiyorsunuz. 
- Kesinlikle... Örneğin baklanın kabuğundaki madde Alzheimer'a gerçekten iyi geliyor. Ama zaten Alzheimer hastalarının kullandığı ilaç da bakla kabuğundaki maddeden yapılıyor. Yani hem ilacı alıp hem de bakla tüketince bir nevi aşırı doza maruz kalınmış olunuyor. Yine gilaburu için de benzer bir durum söz konusu. Böbrek taşı düşürmekte iyi olduğu bilinir ki doğru ama o da ilaçla aynı etken maddeye sahiptir. - Böyle başka eksik bildiğimiz şeyler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
 
- Örneğin çok depresif hissettiğimiz bir anda pirinç tüketmemeliyiz. Çünkü pirinçteki etken madde direkt beynin duygusal bölümünü tetikleyip ilgili hormonların salınımını hızlandırır. Bu en az 'Çikolata yerseniz mutlu olursunuz' gibi geçerli bir durum. Keza tiroid hastaları için lahana çok zararlıdır, ebegümeci tüketmeleri önerilir. Onun dışında taze soğan ve bal da beraber tüketilmemeli, zira tepkimeye girip kişide istenmeyen komplikasyonlara sebep olabilir.





Benzer Makaleler