loader
Ciğer Sarma Tarifi

Ciğer Sarma Tarifi

Ciğerin Faydaları Nelerdir? Vitamin ve mineraller açısından son derece zengin olan sakatatlar arasında...

Ciğer Sarma Tarifi 
Ciğer Sarma Kullanılan Malzemeler
 
*     2 Takım Kuzu Gömlek
 
Ciğer Sarma İç Harcı İçin
*     3 Su Bardağı Pirinç
*     2 Adet Kuru Soğan
*     500 Gr Kuzu Ciğeri
*     1 Paket Dolmalık Fıstık
*     1 Paket Kuş Üzümü
*     Bir Tutam Maydanoz
*     Bir Tutam Dereotu
*     2 Yemek Kaşığı Tereyağı
*     Yenibahar
*     Tarçın
*     Sıvı Yağ
*     Karabiber
*     Tuz
 
Ciğer Sarma Üzeri İçin;
 
*     2 Yumurta Sarısı
 
Ciğer Sarma Hazırlanış Tarifi
Pirinçleri sıcak su ile ıslatın, bekletin. Kuzu gömlekleri ılık suda bekletin. 
Kuzu ciğeri küp küp doğranır ve yağsız tavada kavurun. 
Tuz ekleyin ve kapağını kapatın.
 
Ciğer Sarma İç Harcı İçin; 
Tencereye sıvıyağ-tereyağ ekleyin.
Yemeklik doğranmış soğanları, dolmalık fıstıkları ekleyip kavurmaya başlayın. 
Pirinçler süzüp ekleyin. 
Yenibahar, tuz , tarçın, karabiber, kesme şeker, kuş üzümü ve en son ciğerleri ekleyin, sıcak su ilave edin. 
İç pilav suyunu çekene kadar pişirin.
Nane ve dereotu küçük küçük kıyılıp demlenen pilava eklenir, harmanlanır.
Açılmaları için sıcak suda bekletilen kuzu gömleklerinin suyu süzülür, büyük kareler şeklinde kesilir. 
Her gömlek çorba kasesine yerleştirilir ve içi ciğerli pilavla doldurulur. 
Kasenin dışında kalan kenarlar kapatılır ve ters çevrilerek yağlanmış tepsiye alınır. 
Üzerilerine yumurta sarısı sürülür. 
180 derecedeki fırında nar gibi kızarana kadar pişirilir.
 
Ciğer Nedir? Ciğerin Faydaları Nelerdir?
Vitamin ve mineraller açısından son derece zengin olan sakatatlar arasında en çok tercih edileni ciğer. Eti yediğin zaman protein alırsın, ciğeri yediğin zaman protein, vitamin dahil pek çok şeyi alırsın. Sağlığımız için ciğer önemli bir mineral ve proteinler karaciğerde depolanıyor. 
 
Ciğer yiyince topluca dengeli biçimde hepsini almış oluyorsunuz. Bunun içerisinde nispeten şeker ve aminoasit de var.  Aklınıza gelebilecek her türlü besleyici şey ciğerde var. Karaciğer etten daha üstün.  
 
Ciğeri kızartınken de renginin kararmamasına dikkat edin.  Sağlıklı bir ciğer yemek istiyorsanız renginin hafif pembemsi kalması gerekiyor.
Karaciğer vücudun kan yapım yeri, sonra kan yapım yeri karaciğerden dalağa, oradan da kemik iliğine geçiyor.  Ama karaciğerin o özelliği aynen kalıyor" şeklinde açıklamalarına devam ediyor. .. Teknik olarak ciğerin ince doğranıp kızartılması gerekiyor. 
 
Piyasadaki ürünler ya Arnavut ciğeri olarak kuşbaşı şeklinde doğranmış ya da biftek gibi dilim olarak doğranmış şeklinde. Ciğer kızartıldığında içine yağ çekmesi söz konusu değil.  İnsanlar 'ciğeri kızarttım yağlı oldu' der öyle olmuyor. 
 
Ama çok rahatsız ederse kalan yağı üstünden süzdürebilirler. Kuzu ciğeri alıp, ince ince doğrayıp, unlayıp kısa süreli kızartacaklar, pembe kalması önemli, uzun kızarması ve koyulaşması besin değerini düşürüyor. 
Ciğer Demir kaynağıdır. 
Karaciğerdeki demir hemoglobin oluşumunu destekler.  Ciğer Ayda en az 2 kez tüketilmesi tavsiye edilir.  Ciğer Vücudun demir eksikliğinde şiddetli yorgunluk oluşur.
Ciğer Diş sağlığına iyi gelir. 
Karaciğer, yağda eriyen A, D, E ve K2 vitaminlerini içerir.  Bu vitaminler ise sağlıklı dişler için gerekli olanlardır. B vitamini yönünden zengin olmasıyla unutkkanlığa iyi gelmektedir.
İçerdiği çinko sayesinde yaraların hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Vücut direncini artırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hücrelerin yenilenmesini sağlar.
 
Ciğer Hakkında Tarihimizden Bir Kaç Not;
Kızartma yöntemi pek kullanılmaz ancak son zamanlarda restoran ve evlerde ızgara yöntemi yaygınlaşmaktadır. Sakatat tüketimi de hala yaygındır.
 
Ciğer, böbrek, dalak gibi organlar; kızartılarak ya da ızgara edilerek pişirilirken, bağırsaklar da doldurularak (kibbe) pişirilir. Ayrıca kelle-paça da tütsülendikten sonra kaynatılarak pişirilir. 
 
Selçuklular hayvanların karaciğer, kalp, böbrek, baş, işkembe ve bağırsakları gibi sakatatlarını da genellikle tandır ocaklarda (taş veya kilden yapılmış) pişirerek tüketmişlerdir. Bu dönemde Orta Asya‟dakine benzer şekilde arpa, yulaf, çavdar ve buğday unundan fırında veya tandırda etmek olarak adlandırılan somun, bazlama ve yufka ekmekler yapılmıştır.
 
Ancak yapılan bu ekmekler Orta Asya Türk Mutfağı‟ndan farklı olarak her yemeğin yanında tüketilmeye başlanmıştır. Selçukname‟de adı geçen arı girde, sadece buğday unundan yapılmış olan yufka ekmeği demek olup, bu ekmeklerin padişahların tüketimi için yapılmış olduğu düşünülmektedir. Bu dönemde su buharıyla pişirilen ve çukmin adı verilen kurabiye şeklindeki ekmekler de tüketilmiştir 
 
Tavukçubaşı, Tavuk pazarı’nın Reisidir; 
Gelir tavukları görür ve her tavuğun  kaça satılacağını tayin eder. Sonra diğer satıcılar gelir. Bunlar tavukları kesip yolarlar, temizleyip hazır duruma getirdikten sonra alıp kendi dükkanlarına götürürler. Tavuk kesicileri şehrin ötesinde berisinde vardır. Ama genellikle Tavukpazarı’nda bulunurlar, elleri çok çabuktur. Tavukların tüylerini çok çabuk yolarlar, başlarını ve ayaklarını bir tarafa atarlar.
 
Zira hiçbir Türk tavuğun başını ve ayağını yemez. Neden yemediklerini de bilmezler. Tavuk tartılır ve ağırlığına göre para ödenir. Tavukçu, tavuğun ciğer ve taşlığını da parasız olarak verir. Şayet kafesteki bir tavuk alınmak istenirse, satıcı hemen tavuğu veya horozu çıkarıp oracıkta keser, yolar ve temizleyip verir”

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap