loader
Sûrnâmelerde

Sûrnâmelerde "1582" Şenliği Bölüm “02”

Nurhan Atasoy’un Sûrnâme-i Hümayun (Düğün Kitabı) (1997) adlı kitabıdır. Bu çalışma...

Sûrnâmelerde "1582" Şenliği Bölüm “02”
“Gülsüm Ezgi Korkmaz”
1582 şenliği hakkındaki çalışmalar yalnız edebî metinlerle sınırlı değildir. Sanat tarihi uzmanları da şenlik minyatürlerini inceleyen önemli çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalardan biri Sezer Tansuğ’un Şenlikname Düzenf dir (1961). Tansuğ, bu çalışmada Sûrnâme-i Hümâyûn’un ve Surnâme-i Vehbî’nin minyatürlerini inceleyerek, Osmanlı minyatür sanatının zaman içinde geçirdiği evrimi ve gelişimini değerlendirir. Tansuğ, şenlikname düzenini ele aldığı çalışmasının giriş bölümünde Osmanlı şenliklerinin ve şenlik düzeninin kökenleri hakkında önemli saptamalar yapar.
 
Sûrnâme-i Hümâyûn üzerine yapılmış en önemli çalışmalardan biri, yine bir sanat tarihi çalışması olan Nurhan Atasoy’un Sûrnâme-i Hümayun (Düğün Kitabı) (1997) adlı kitabıdır. Bu çalışma, Sûrnâme-i Hümâyûn’un Nakkaş Osman ve ekibi tarafından hazırlanan minyatürlerinden bazılarının tıpkıbasımları ve bunlar hakkındaki açıklamalardan oluşmaktadır. Kitapta, şenliğin belirli bir sahnesini resmeden minyatürlerin yanı sıra, söz konusu sahnenin sûrnâmedeki anlatımına da yer verilmiştir. Nurhan Atasoy’un şenlikle ilgili bir diğer çalışması ise “HI. Murad Şehinşahnamesi,Sünnet Düğünü Bölümü ve Philadelphia Free Library’deki İki Minyatürlü Sayfa” (1973) başlıklı bir makaledir. Bu makalede, Seyyid Lokman tarafından yazılan m. Murad Şehinşâhnâmesi nin ikinci cildinde 1582 şenliğinden söz edilen bölüm ve yine bu konuyla ilgili minyatürlü sayfalar üzerinde durulmaktadır.
 
Bunlardan başka, doğrudan 1582 şenliğini veya bu şenliği anlatan sûrnâmeleri konu edinmeyen, ama bu olaya geniş bir şekilde yer verdiği için burada anılmasında yarar görülen çalışmalar vardır. Bunlardan biri Şehsuvar Aktaş’ın “16. yüzyılda Kentin Oyunu: ‘Şenlik’ İki Örnek: Avrupa’da Şarlken Dönemi; Osmanlı’da 1582 şenliği” 
 
(1996) başlıklı, tiyatro alanında hazırlanmış doktora tezidir. Bu çalışmada genel olarak 16. yüzyıl Osmanlı ve Avrupa şenliklerinde “oyun” kavramı ele alınır. Yazar, oyun kavramının açıklanmasında Johan Huizinga’nın Homo Ludens: Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme başlıklı çalışmasını temel almıştır. Tezde 1582 şenliği ve bir Avrupa şenliği, kutlamalarda yapılan etkinlikler ve bu etkinliklerdeki oyun öğesi bakımından ele alınır.
 
OSMANLI SARAY MUTFAĞI1582 şenliğini, bu şenlik üzerine yazılmış metinleri ve minyatürleri konu alan çalışmalar yukarıda kısaca tanıtılmaya çalışılmıştır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu çalışmaların çoğu, şenlikteki olaylarla ya da şenliğin folklor ve tiyatro gibi alanlar bakımından içerdiği zengin malzemeyle ilgilidir. Yapılan literatür taramasında neredeyse hiçbir çalışmanın edebî birer ürün olarak sûmâme metinlerine odaklanmadığı görülmüştür. Söz konusu çalışmalarda, edebî metinlerin Şehzade Mehmed’in sünnet düğünü hakkında ne söylediği üzerinde durulmuş, nasıl söylediği ile fazla ilgilenilmemiştir.
 
Bu tezde şenlik üzerine daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak, Şehzade Mehmed’in sünnet düğünüyle ilgili sûrnâme metinlerine odaklanılmıştır. Çalışmada ilk olarak Osmanlı şenlik geleneği ve bu geleneğin sonucu olarak ortaya çıkan bir edebî tür olan sûmâme genel özellikleriyle ele alınmaktadır. Daha sonra bu edebî türün ortaya çıkmasına yol açan 1582 şenliği ve bu olayı anlatan çeşitli metinler tanıtılmaktadır.
 
çalışmanın üç ve dördüncü bölümlerinde sûmâme türünün ilk örnekleri olan Câmi ’ü 7- Buhûr Der Mecâlis-i Sûr ve Sûrnâme-i Hümâyûn’un konu edindikleri 1582 şenliğini ne şekilde ele aldıkları İncelenmektedir. Metinlerin incelenmesinde dilsel özelliklerden çok, söylem, yani sûrnâmelerde şenlikle ilgili hangi yönlerin öne çıkartıldığı ve bunun metinlere ne şekilde yansıdığı üzerinde durulmaktadır. Söz konusu metinler üzerinden dönemin kültür ve edebiyat hayatına ilişkin bazı yorumlar da yapılmaktadır. Ancak, dönemin kültür ve edebiyat hayatına ve şenliğin niteliğine ilişkin bu yorumlarda, metinlerin birer “edebî” ürün olduğu göz ardı edilmemiş ve içerdikleri bilgiler belirli bir mesafeden ve şüpheci bir yaklaşımla değerlendirilmeye çalışılmıştır.
 
çalışmanın “Osmanlida Şenlikler ve Metinleri” başlıklı ilk bölümünde Osmanlı kültür hayatında şenliklerin ve şenlik metinleri genel olarak İncelenmektedir. “Osmanlida Şenlikler” adlı ilk alt başlıkta, OsmanlI’nın kuruluşundan itibaren şenlik geleneği ve şenliklerin toplum hayatındaki yeri üzerinde durulmaktadır. “Osmanlı Şenliklerinin Yazılı Metinleri: Sûrnâmeler” alt başlığında ise, 16. yüzyıldan itibaren, şenlik geleneğinin önemli bir parçası hâline gelen sûrnâmelerin, edebî bir tür olarak ortaya çıkışları ve gelişmeleri ele alınmaktadır. çalışmanın “1582 şenliğini Konu Alan Metinler” başlıklı ikinci bölümünde Şehzade Mehmed’in sünnet şenliği hakkında bilgi içeren her tür metin tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu bölümde tanıtılan metinler “Edebî Metinler” ve “Diğer Metinler” olarak iki alt başlıkta ele alınmıştır. Birinci alt başlıkta sûrnâmeler ve diğer edebî eserler tanıtılır.
 
İkinci alt başlıkta ise şenlikle ilgili kayıt ve gözlemlerin yer aldığı tarih kaynakları ve yabancı gezginlerin anlatıları ele alınır.
 
OSMANLI ŞERBETLERİçalışmanın “1582 Şenliği Sûrnâmelerinde Anlatım Özellikleri” başlıklı üçüncü bölümünde, iki sûrnâme metninin şenliği ne şekilde yansıttıkları saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, şenliğin iki sûrnâmede nasıl ele alındığı, şenlikle ilgili hangi yönlerin öne çıkartıldığı, yazarların olaylara bakış açıları ve bunu metinlerde yansıtma biçimleri gibi konular üzerinde durulmaktadır. Câmi ’ii ’l-Buhûr Der Mecâlis-i Sûr adını taşıyan ilk alt başlıkta Gelibolulu Âlî sûrnâmesi biçimsel özellikleri ve şenliği ele alış biçimi açısından değerlendirilmektedir. Bölümün Sûrnâme-i Hümâyûn adını taşıyan ikinci alt başlığında ise Întizâmî sûrnâmesi, ilk alt başlıkta olduğu gibi biçimsel özellikleri ve şenliği ele alış biçimi açısından ele alınmaktadır. 
 
çalışmanın “Sûmâmelerde Esnaf Alayları” başlıklı son bölümünde 1582 şenliğinde önemli bir yeri olan ve sûrnâme metinlerinin büyük bir bölümünü oluşturan esnaf alaylarının anlatımı İncelenmektedir. Bu bölümde esnaf alaylarının niteliği ve iki sûrnâme metninde nasıl anlatıldığı ele alınmıştır. İlk alt başlıkta, esnaf alaylarının şenliklerdeki yeri ve genel niteliği ile bu alayların politik işlevleri üzerinde durulmuştur. İkinci alt başlıkta ise esnaf alaylarının iki sûrnâme metnindeki anlatım biçimleri ele alınmıştır. Kahveci esnafı, metinlerde kullanılan anlatım biçimlerinin ayrıntılı bir değerlendirmesini yapmak üzere örnek olarak seçilmiştir. Esnaf alaylarının sûmâmelerde nasıl anlatıldığı her iki metinde kahveci esnafının anlatıldığı bölümlerden yapılan alıntılar üzerinden İncelenmektedir.
 
Osmanlı’da Şenlikler Ve Metinleri
Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminden itibaren saray mensuplan tarafından çeşitli gerekçelerle şenlikler düzenlendiğinden söz edilmişti. Bu şenlikler giderek bir gelenek hâlini almış ve 19. yüzyıl sonlanna kadar Osmanlı saray hayatımn bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Kutlamalar genellikle hanedan yaşamını ve sürekliliğini ilgilendiren olaylar (düğün, sünnet, askerî zafer vs.) dolayısıyla düzenlenir. çalışmanın bu bölümünde, Osmanlı toplumunda şenlik geleneği, bu geleneğin kültür ve toplum hayatındaki yeri ve bu geleneğe bağlı olarak ortaya çıkan sûmâme türü çeşitli bakımlardan ele alınmaktadır. “Osmanlı’da Şenlikler” adlı ilk alt başlıkta Osmanlı’da şenlik geleneğinin kısa bir tarihçesi verilmekte ve Osmanlı şenlikleri amaçları, işlevleri ve nitelikleri bakımından İncelenmektedir. “Osmanlı Şenliklerinin Yazılı Metinleri: Sûrnâmeler” altbaşlığında ise sûrnâme türü ve bu türün özellikleri ele alınmaktadır. Ayrıca sûrnâme metinleri dolayımında, şenlikler ve sûrnâme metinleri arasındaki ilişki değerlendirilmektedir.  
 
A. Osmanlı’da Şenlikler
Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemlerinde yapılan ilk şenliklerden 19. yüzyıldaki son şenliğe dek geçen sürede, büyüklü küçüklü yüzlerce kutlama yapılmıştır. Mehmet Arslan’ın “Osmanlı Saray Düğünleri ve Şenlikleri ve Bu Konuda Yazılan Eserler: Sûmâmeler” başlıklı makalesinde verdiği bilgilere göre 1298 yılında Orhan Gazi’nin evliliği vesilesiyle yapılan şenlik, Osmanlı hanedanı tarafından düzenlenen ilk evlenme şenliğidir. 1365’te I. Murad’ın şehzadesi Bayezid (Yıldırım) için yapılan şenlik ise ilk sünnet şenliğidir. XIX. yüzyıl sonunda, 1899’da II. Abdülhamid’in, şehzadesinin sünnet düğünü dolayısıyla yaptırdığı şenlik ise Osmanlı hanedanı tarafından düzenlenen son büyük kutlamadır. Esin Atıl’m Levni and the Sûrnâme: The Story of an Eighteenth Century Ottoman Festival adlı kitabında verdiği bilgilere göre ise, kayıtlara geçen ilk şenlik 1285 yılında I. Osman’ın Karaman Emiri’nin kızı ile evliliği vesilesiyle düzenlenen şenliktir (42).
 

OSMANLI VE TÜRK TATLILARI

Özdemir Nutku, “Eski Şenlikler” başlıklı makalesinde 48’i önemli olmak üzere 79 saray şenliğinin saptandığını söyler (97). Bunlar arasında etkinliklerinin görkemi ve uzunluğu ile en fazla bilinenler şunlardır: Fatih Sultan Mehmed’in oğullan Bayezid ve Mustafa için 1457’de Edirne’de düzenlettiği ve 1 ay süren şenlik; Kanuni Sultan Süleyman’ın dört oğlunun sünneti dolayısıyla 1530 yılında düzenlenen ve 3 hafta süren şenlik; IE. Murad’ın oğlu Şehzade Mehmed’in sünneti için düzenlettiği ve iki aya yakın süren şenlik; IV. Mehmed’in oğlu Mustafa ile Ahmed’in sünneti için 1675 yılında Edirne’de düzenlettiği on beş gün süren şenlik ve 1720 yılında III. Ahmed’in dört şehzadesinin sünneti için düzenlettiği ve on beş gün süren şenlik. Osmanlı’da çeşitli vesilelerle yapılan şenliklerin kökenleri çok çeşitli kaynaklara dayanır. Özdemir Nutku, IV. Mehmet ’in Edirne Şenliği (1972) başlıklı kitabında bu kaynaklardan bazılarını şöyle sıralar: Orta Asya’daki törenlerden Roma mimus’una, İslâm dünyasının ilk dönemlerindeki mugaffallardan Orta Çağ Avrupasında görülen curcuna oyuncularına, Anadolu ritüellerinden Avrupa’daki Rönesans gösterilerine dek deği şi r bu kaynakl ar.
 
Özdemir Nutku’nun da belirttiği gibi, Osmanlı şenliklerinde, ilkel bereket törenlerinden kalma simgeler olan nahıllardan, Habsburg hanedanlarının şenliklerde kullandığına benzer “otomat” denilen fantazi ürünü teknolojik araçlara dek pek çok farklı dönem ve kültüre ait öğeleri bir arada bulmak mümkündür. Metin And da 40 Gün 40 Gece adlı kitabında, şenliklerdeki aşırı savurganlık, aşırı yiyecek sunma, yiyecek sunulan kapların konuklara yağmalatılması gibi geleneklerin eski Türkler’de de bulunduğundan söz eder. Nitekim Dede Korkut Hikâyeleri'nde görülen, şölen sahiplerinin evlerini yağmalatması geleneği, Osmanlı şenliklerindeki “çanak yağmaları”nı hatırlatır 
 
Osmanlı şenlikleri bütün olarak ele alındığında, sözü edilen bu kaynaklardan hiçbirine tam olarak benzemediği görülür; ancak şenliklerin çeşitli öğeleri incelendiğinde farklı dönem ve kültürlere ait kaynakların izleri bulunabilir. Bizans eğlenceleri bunlardan biridir. Osmanlı şenliklerinin bazı öğeleri Bizans eğlencelerinde de görülür. Osmanlı şenlikleriyle Bizans eğlenceleri arasındaki en önemli benzerlik, pek çok Osmanlı şenliğinin Atmeydam’nda, yani eski Bizans hipodromunda yapılmış olmasıdır (And 73). Osmanlı’da olduğu gibi eski Bizans’ta da hipodrom, şenlik ve eğlencelerin düzenlendiği bir alandır. Bundan başka, Osmanlı şenliklerindeki çeşitli gösteri ve eğlencelerin benzerlerinin Bizans şenliklerinde de bulunduğu bilinmektedir.
 
16. yüzyıl sonlarındaki Osmanlı şenlikleri söz konusu olduğunda ise, şenlik düzeninin genel olarak Bizans eğlencelerinin düzenine benzediği görülür. Sezer Tansuğ, Şenlikname Düzeni adlı kitabında 1582 şenliğinin eski Bizans’taki kaynaklarını şöyle değerlendirir: Padişah Üçüncü Murad’in, Kanuni Süleyman devrinde bile sultanların bırakmadıkları aşiret geleneğine yan çizerek, bir imparator edasıyla halkın arasında bir çadıra girmeden, konukları ağırlamak, görüşmek işini bir vezire yükleyip köşk şahnişine çekilmesi, geçitlerin bir çeşit yarışma havasına bürünmesi gibi olaylar, Bizans şenliklerinin yenilenmiş bir tekrarı düşüncesini uyandırıyor. (37)
 

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler