loader
  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

  • Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

    Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...

Atatürk'ün En Sevdiği Yemekler; Prof. Dr. Mahmut Tezcan'ın 2000 yılında düzenlenen I. Uluslararası Atatürk ve Türk Halk Kültürü Sempozyumu'nda sunulan "Atatürk'ün Beslenme Alı...

Mustafa Kemal Atatürk 'ün Yeme İçme Alışkanlıkları...
Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiği yemekler nelerdi? Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, savaşlarla ve başarılarla geçen ömrü boyunca; yeme içme alışkanlıklarına da oldukça dikkat ederdi. Öyle ki, Atatürk'ün en sevdiği yemekler listesinde oldukça çeşitli lezzetler bulunuyor. Atatürk'ün sevdiği yemekler hakkında pek çok kaynak olmasa da, gerek yakınında bulunanlar gerekse aşçısı olarak çalışan kişilerin aktardığı bilgiler bulunuyor. İşte, Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiği yemekler...
 
Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiği yemekler nelerdi? Ulu Önder Atatürk'ün yeme içme alışkanlıkları
Mustafa Kemal Atatürk, savaşlarla geçen ömründe yeme içme alışkanlıklarına da oldukça titizlikle yaklaşırdı. Atatürk'ün en sevdiği yemekler hakkında çok geniş kapsamlı bilgilere ulaşılamasa da, çevresinde bulunan kişilerin aktardıkları eşliğinde yeme içme alışkanlığı hakkında fikir sahibi olunabiliyor. Öyle ki, aşçısı Halit Atay, Atatürk'ün en sevdiği yemeklerin başında kuru fasulye geldiğini söylemiştir. Bunun yanında, bulgur ile pirinç pilavını da oldukça tercih ettiğini aktarmıştır.
 
Atatürk'ün En Sevdiği Yemekler
Prof. Dr. Mahmut Tezcan'ın 2000 yılında düzenlenen I. Uluslararası Atatürk ve Türk Halk Kültürü Sempozyumu'nda sunulan "Atatürk'ün Beslenme Alışkanlığı, Yediği ve Sevdiği Yemekler" başlıklı bildirisinde Atatürk'ün en sevdiği yemekler hakkında fikir edinilebiliyor. Prof. Dr. Tezcan'ın aktardığına göre, Atatürk yemek düşkünü bir insan değildi. Çok yemek yemeye hem israf hem de sağlığa zararlı bir alışkanlık gözüyle baktığını konuşmalarında ifade ederdi. Sofradan genellikle tam doymadan kalktığı bilinirdi.
 
1931-1935 yılları arasında Çankaya Köşkü'nün aşçısı olarak görev yapan Halit Atay'ın ifadelerine göre, Atatürk güne çok sade bir kahvaltıyla başlardı. 1 bardak soğuk ayran ya da 1 kase yoğurt ve 1 dilim ekmekten ibaret bu kahvaltının ardından gazetelerini okurken sütlü kahvesini içerdi. Çok sıkı bir kahve tiryakisi olan Atatürk'ün içtiği kahve miktarının günde 15 fincana kadar çıktığı söyleniyor. Nitekim o günlerden bize kalan birçok fotoğrafında da Atatürk Türk kahvesi içmektedir.
 
Atatürk'ün çocukluğundan kalma en sevdiği lezzet, annesi Zübeyde Hanım'ın elinden çıkmış olan Selanik usulü ıspanaklı börekti. Atatürk, ara ara mutfaktan bu böreğin yapılmasını ister, böreğini mutlaka ayran eşliğinde tüketirdi. Bu börek için ıspanaklar kuru soğan ve baharatla kavruluyor, sonra da bolca beyaz peynirle karıştırılıyor. Tepsiye serilen kat kat yufkaların arası bu malzemeyle dolduruluyor ve üzerine yine kat kat yufka seriliyor.
 
En Sevdiği Yemek Kuru Fasulye İdi
Atamız'ın en sevdiği yemek ise askeri okullardaki öğrencilik hayatından kalma bir alışkanlıkla etsiz kuru fasulye ya da kendisinin tabiriyle "yağlı fasulye" idi. Her öğün yese kuru fasulyeden bıkmayacağını söylerdi, bu nedenle köşkün mutfağında her saat hazır bir tencere kuru fasulye bulunurdu.
 
Atatürk kuru fasulyeyi genellikle iki dilim ekmek eşliğinde tüketirdi. Bu ekmekleri de muhakkak ayrana batırarak yerdi.
 
Ayranı Çok Severdi
Aslına bakılırsa ayran Atatürk için olmazsa olmazların başında geliyordu. Kahvaltının ve yemeklerin yanı sıra Atatürk, ikindi vakitlerinde de bir kase ayran içerdi.
 
Kuru fasulyenin yanında pilav da yemeyi seven Atatürk'ün sevdiği diğer yemekler de karnıyarık ve bamyaydı. Özellikle karnıyarığı da pilavla karıştırıp yemeyi severdi.
 
Gece geç saatlere kadar çalışan Atatürk'ün bu sırada karnı acıkırsa tercihi yumurtadan yana olurdu. Aşçılarına peynirli omlet ya da sahanda yumurta yaptırırdı.
 
Tatlıyla pek arası olmadığı bilinen Atatürk'ün arada sırada irmik helvası ve gül reçeli yediği ifade ediliyor.
 
Atatürk'ün siyasal yönleri şimdiye değin yeterince incelenmiştir. O'nun getirdiği Cumhuriyet rejimi, demokrasi anlayışı, devlet yapısı ve siyasal düşünceleri ele alınmış ve literatürde yer almıştır. Bir devlet adamı olarak devlet yönetimi siyasal literatürde yer almıştır. Bir devlet adamı olarak devlet yönetimi siyasal literatürümüzde incelenmiştir.
 
Fakat O'nun bir siyasal önder olarak insancıl yönleri, günlük yaşamı, alışkanlıkları, hoşlandığı, hoşlanmadığı kültürel ögeler, değer yargıları, aile yaşantısı yeterince ele alınıp incelenmiş değildir.
 
Bu bildirimizde onun günlük yaşantısının sadece bir kesitini oluşturan yemek yeme alışkanlıkları üzerinde duracağız. O'nun yemek kültürünü iki açıdan ele almak olanaklıdır.
 
Atatürk'ün Sofrası
Tarihin ilk çağlarından bu yana devlet başkanlarının çeşitli mesleklerden kişilerle sofrada oturup tartışma geleneği yarattığını biliriz. Eski Yunan'da ünlü filozof Eflatun, öğrencileriyle tarihe “Diyaloglar” diye geçen tartışmalarını “Akademia”da yapardı. Burası, Atina'da bir felsefe okulu durumuna getirdiği evinin bahçesi idi. Eflatun'da tıpkı hocası Sokrates gibi burada öğrencileriyle günün sorunlarını aklın ve bilimin ışığında tartışırdı. Böylece gerçeklere, iyiye, güzele, doğruya varmanın yolları aranırdı.
 
İşte Atatürk'ün sofrası da bu nitelikte bir sofra idi.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir yazısında şöyle der: “Atatürk'ün sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır.”
 
Atatürk'ün sofradaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları, vecizeleri gerçekten bir hazine idi. Bu sofrada esen hava sevgi, vefa ve arkadaşlıktı. Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı. Ülke sorunları, geleceği, çözüm biçimleri aranırdı. Gönül sohbet ister, kahve bahane şiirinde olduğu gibi, M.Kemal için de amaç, tartışmalardı, iyiyi doğruyu bulmaktı. Akıla yol açmaktı. Sofra ve içki ise bir araçtı. Gece yemekleri bazen müzikli oluyor, çeşitli sanatçılar konser veriyordu.
 
Karatahta, tebeşir, silgi ve kütüphaneden gelen kitaplar, sofranın bir parçası idi.
 
Beslenme Alışkanlıkları ve Sevdiği Yemekler
Atatürk, boğazına düşkün, çok yiyen bir insan değildi. Kendisi bir konuşmasında ziyafetlerde çok yemek yenmesini tasarrufa aykırı bulduğunu ve sağlığa zararlı olduğunu söylemiştir.
 
Sabah kahvaltısında; çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kâse yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi.
 
Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, “yağlı fasulye” derdi. Ayran ve limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da ayrıca yiyordu. “Kuru fasulyeye okulda alıştım” demiştir. Kışla yemeği, askerî yemek sayılmıştır kuru fasulye. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi.
 
Sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.
 
Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte yiyordu. Devlet görevi akşam yemeklerinde devam ediyordu.
 
Omlet seviyormuş, özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet yermiş. Sahanda yumurta da severmiş. Etli taze bamya de sevdiği yemeklerden. Karnıyarık da severmiş. Onu pilav karıştırarak yermiş.
 
Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemek. Enginarı hiç yememiş. İstediği halde hiç yiyememiş. Hastayken enginar yemek istemiş. Hatay'dan ısmarlamışlar. Fakat kendisi komaya girmiş ve yiyememiş. Arasıra fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesinden istediği olurdu. Tatlılarla arası pek iyi değilmiş. Ama gül reçeli severmiş. Kahveyi orta şekerli içermiş. 10-15 fincan içermiş. Hergün 40-50 sigara içermiş. Meyvalardan kavun seviyormuş. Kavrulmuş, tuzlu leblebi, fıstık da sevdiği yiyeceklerden. Soğan, sarımsak, pastırma gibi kokulu yiyecekleri sevmiyormuş. İçkilerden rakı ve bira içiyordu. Sofrasında çeşit bol değilmiş. Köşkte hazırlanan yemekleri yiyordu.
 
Sarhoşluktan hiç hoşlanmadığı söylenmektedir.
Çocukluğunda annesinin yaptığı Selanik'in ıspanaklı böreğini çok severmiş.
Seyahatlerinde gittiği yerlerde kendisine ikram edilen yörenin yemeklerini zevkle yermiş. Ama bunlar O'nun sürekli yediği yiyecekler değildi.
 
Kırşehir'de çorba, hindili pirinç pilavı, su böreği, karışık turşu ve meyva ikramları ile karşılaşmıştır. Kırşehir'in su böreğini çok beğenmiş.
 
Kaman'da sahanda yumurta, yoğurt, balbaşı, pekmez ve meyva yemiş. Kızarmış tavuk, bulgur pilavı da orada ikram edilen yemekler arasındadır. Kaman'da ikram edilen yoğurt ve pekmez karışımı bir tatlı olan balbaşı pekmez dürüm ya da sokum biçiminde yufka ekmekle yenir ki Atatürk bu yiyeceği de sevmiş.
 
Adana'da severek yediği yemekler şunlardı: Bamya dolması, patlıcan hünkâr beğendi, güveç, sini köftesi, domatesli pirinç pilavı, hanım göbeği tatlısı. Tarsus'ta baklava yemiş ve ayran içmiş. Ayrıca çok miktarda marul yemiş.
 
Siroza yakalanıp halsiz düştüğü günlerde tatlı yemesi gerektiğinde Yanya tatlısı ve irmik helvası çok hoşuna gitmişti.
 
Konya'da kendisine sedirler saç böreği ve Höşmerim denen kaymaklı tatlı ikram edilmiş ve Atatürk bu özel yiyeceklerden memnun kalmıştı. Özellikle belediye başkanının evinde hanımı bu yemekleri O'na ikram etmiştir.
 
Atatürk'ün yemek ve kültür konusundaki yaşamını günümüz açısından değerlendirecek olursak şu hususlara değinebiliriz:
 
Sofrada uzun süre oturmak geleneğini Atatürk'te görmekteyiz. Bugün çağdaş ülkelerde insanlar, sofralarda uzun zaman oturmaktadırlar. Tartışırlar, eğlenirler, iş hallederler. Atatürk de öyle yapmıştır. Sofrayı O, ülke sorunlarını çözümlemede bir araç olarak kullanmıştır.
 
O'da bir Türk insanı olarak geleneksel Türk yemeklerini sevmekte idi. Kuru fasulye ve pilav örneğinde olduğu gibi. Bugün hepimiz bu yemeği severiz. Askerde de çok pişirilir bu millî yemek. Bazı kimseler askerde bu yemeği çok yedikleri için askerlik dönüşünde artık yemezler. Bıkmışlardır çünkü. Demek ki Atatürk bıkmamış.
 
Yemekleri fazla yememekle bu günkü çağdaş anlayışı sürdürmüştür. Sağlıklı beslenmenin koşullarından olan az yemek, Atatürk'ün de beslenme politikası olmuştur. Onun sofrasında bol çeşit olmaması da bu hususu kanıtlar.
 
Geleneksel Türk içkisi olarak O'da rakıyı seviyor ve leblebi, kavun gibi mezeler yiyor. Bunlar da O'nun geleneksel yanlarından birisini oluşturuyor. Beslenmesinde Türk zevkinin egemen olduğunu görüyoruz. Türk mutfağının yemekleri, mezeleri, tatlıları, içecekleri ve meyveleriyle besleniyordu. Avrupa mutfağının yiyecekleriyle beslenmemiştir.
 
O'nun döneminde devlet görevlilerinin sofralarında et yemeği hemen hemen yoktu. Kebaplar, yağlı ağır yemekler yemiyordu. Bazen tavuk ya da hindi yeniyordu. Anadolu'da halk eti Kurban Bayramında görebiliyordu. Ülke yoksul durumda idi. Halkının et yemediğini Atatürk çok iyi biliyordu. Kendi sofrasında da bazen etli yemek oluyordu. O'nun ülkenin bu yoksul durumunu göze aldığını ve bu nedenle de et yemediği söylenebilir. Yemek sofrasında ve sevdiği yemeklerde daha çok sebze ağırlıklı yemekler dikkati çekiyor.
 
Yemeklerdeki gelenekselliği sürdürmesi, O'nun geleneksel Türk kültüründen kopmayışının bir kanıtıdır. Fakat O, her konuda çağdaşlaşmayı amaç edinmişti. Ama bunu yaparken çağdaşlık ve geleneksellik sentezi içinde, ulusal kimliğin korunarak çağdaşlığın gerçekleştirilmesini istemesi, O'nun çağdaş bir devlet adamı oluşunun en güzel göstergesidir.


Türk Aşçı Haberleri Not:
Eğer mesleki haberinizin yada yemek tarifinizin sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız; "Haberini Yada Tarifini Paylaş" sayfamızdaki prosedürleri inceleyerek gönderebilirsiniz. Yapılacak kısa değerlendirmeden sonra haberin altında sizin isminiz olacak şekilde içeriğiniz sitemizde yayınlanacaktır.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Foto Galeri Haberleri

WhatsApp chat WhatsApp Danışma Hattı