loader
Gastronominin Oscar’ları Belli Oldu

Gastronominin Oscar’ları Belli Oldu

Bocuse D’or yarışmasının Avrupa ayağı birkaç gün önce Torino’da yapıldı. İlk üç kuzey ülkelerinin. İspanya ilk onda bile yok, İtalya on ikinci. Gastronomide dengeler iyiden iyiye değişti, neler oluyor?

 

Gastronominin Oscar’ları Belli Oldu
Bocuse D’or yarışmasının Avrupa ayağı birkaç gün önce Torino’da yapıldı. İlk üç kuzey ülkelerinin. İspanya ilk onda bile yok, İtalya on ikinci. Gastronomide dengeler iyiden iyiye değişti,  neler oluyor? Buyurun Torino gözlemlerime…

 

Bundan on, on beş yıl kadar önce mükemmele takıntılı genç şefler, üst düzey mutfak teknikleriyle işlenmiş absürd malzemeler ile onlarla bezenmiş sanat eseri tabaklar ve Noma ile başlayan mutfak devrimi gümbür gümbür gelen kuzey mutfağının habercileriydi.

 

Dünyanın en bereketli toprakları üzerinde oturan ve derin bir mutfak hafızasına sahip bizler halen “Mutfağımızı dünyaya nasıl tanıtırız?”ı tartışırken, ellerindeki üç beş malzemeyle kuzeyin parlak çocukları inanılmaz yol kat etmişlerdi bile. Bu yılki Bocuse D’or Avrupa finallerinde de son birkaç yılın geleneğinin bozulmaması hiçbirimizi şaşırtmadı. Norveç birinci, İsveç ikinci, Danimarka ise üçüncü oldu...

 

Şef Mutlu Şevket Yılmaz ve Türkiye’nin ana yemek tabağı.

Birkaç gün önce yarışmayı izlemek ve tabii ki Türk takımına destek vermek üzere İtalya’nın Torino kentindeydim. Gastronomi dünyasının en prestijli yarışması olarak kabul edilen Bocuse D’or dünya finalleri iki yılda bir dünyanın en geniş kapsamlı sektörel gastronomi fuarı olan Sirha’da yapılıyor.

 

Bu süre zarfında Avrupa, Asya ve Amerika finalistleri seçiliyor. Biz, Türkiye olarak üçüncü kez katıldığımız Avrupa finallerinde maalesef derece alamadık. İkinci kez katılan şefimiz Mutlu Şevket Yılmaz, komi Kıvanç Karagöl ve koçları Vedat Demir çok iyi performans sergilediler. Ama Bocuse D’or’un başkanı Jerome Bocuse’un da dediği gibi, bu iş kilometre işi. Bu, uzun bir yol. Hırslı ve çalışkan Türk ekibi de gelecek vadeden iyi bir yolda.

 

Milli bir mesele

Peki, yemek dünyasının Oscar’ını kapmak için neler gerekiyor? Sadece iyi yemek pişirmek yeterli mi? Asla… Her şeyden önce ülkeler bunu milli bir mesele olarak görüyor ve takıma büyük yatırım yapıyor. Mesela Fransa 2.5 milyon, Norveç 1.2 milyon, Belçika 500 bin avro gibi bütçeler ayırıyor. Şef, koç ve komi maaşa bağlanarak sadece bu yarışmaya konsantre olmaları bekleniyor. Mesela Norveç’in koçu son iki ay, şefi de son dört ay ailesini hiç görmeden hazırlanmış.

 

Öte yandan ülkenin şefleri de seferber olmuş ve Norveç’in birinci gelen menüsünün tasarımına tam 17 şef omuz vermiş. Bir şef sadece kuşkonmaz üzerine birkaç ay çalışmış. Bir gün öncesinde düzenlenen patiseri yarışmasının birincisi İsveç’in kullandığı çikolata kalıbının maliyeti 22 bin avroymuş. Amerika ekibinin bu yılki sunum tepsisini ise ödüllü bir tasarımcı hazırlamış. Takımların çoğunun tır dolusu ekipman ve malzemeyle gelmesi de yine gözlerden kaçmayan detaylardandı.

 

Türkiye’ye Çevre Dostu Ödülü

Malzeme listesinin önceden verildiği yarışmanın bu yılki teması bir sebze tabağı ve Piemonte etinin başrolde olduğu bir et tepsisi hazırlamak idi. Şefler 15 kişiye hazırladıkları yemekleri için tam 5 saat 35 dakika tuvalete bile gitmeden çalıştılar. Bu süre zarfında bir derbi maçındaymışçasına takımlarını destekleyen taraftarların coşkulu gürültüleriyle baş ettiler.

 

Puanlamada esas olan lezzetti. Ama sunumdan zaman ve atık kontrolüne kadar her şey puanı etkiledi. Dereceye girememesine rağmen patiseri yarışmasında çevre dostu ödülü alan şef Yiğit Zeyneloğlu’nun başında olduğu Türk takımı bizi gururlandırdı. Bocuse D’or Türkiye başkanı Rudolf Van Nunen’in belirttiğine göre sebzeleri kullanma şeklimiz ve bilgimiz diğer ülkeler tarafından alkışlanmıştı. Tüm mutfak ekibini, yarışmacılara destek veren Metro’yu, Rudolf’u ve yardımcısı Tülay Saygı’yı gönülden kutluyorum. Unutmayalım bu uzun bir yol. Ve milli bir mesele. Hepimizin desteğine ihtiyaçları var… kaynak

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler