Berfend BER
Yazar:Berfend BER
Bu yazı 1204 kez okundu

Turizm' de Lay Lay Lom Muhabetiyle Yürümez !!!

 

SK. Berfend BER

 

" Türk Turizminin Kaynak Pazarı Almanya Dost Mu? " başlıklı makale yazıma atfen Sayın Hüseyin Baraner Bey'in yorum yazısına cevaptır.

 

Sayın Hüseyin Baraner Bey' in sosyal ağı profilinde yazım ile birlikte paylaştığı yorum yazısı;

 

" Çok üzüldüm, Türkiye'nin en önemli meslek grubunun yayın organlarından birinde Türkiye'ye 45 yıldır en çok turist gönderen Alman halkının tümüne yönelik bu kadar sert ve ağır bir karalama ve aşağalama  beni Türk turizmcisi olarak çok yaraladı .. " demiştir.

 

Sayın Hüseyin Baraner Bey

 

Siyaset insanlarla ve insanlar için yapılır. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım... Neticesiyle insanım... 

 

Bir siyasetçi veya siyasi lider halkının onu nasıl görmek istediği ile ve o halkına inandırmak ve güvenini kazanma doğruluğunda siyasetini yapar...  ( Almanya' daki siyasilerin Türkiye' ye karşın olumsuz politikasının tamamına yakın çoğunluğuda bu yöndedir. )

 

Devletlerin siyasetinde her zaman  menfaatte  asgari % 51 e talip olma siyaseti yatar. Devletlerin teknolojik gücü kültür yoğunluğu Dünya siyasetine bakış ve yön verme açısı ve ayrıca ordu ve silahlı gücü menfaat payının yüzdelerinin çoğalmasına yol açan unsurlardır. ancak bu menfaatlerin çoğaltılmasında asla savaşa ve savaş çığırtkanlığına yer yoktur. Özellikle bunu yapmayı alışkanlık haline getiren siyasetçiler, liderler olduklarının üzerinde görünme gayreti ile hedef aldıkları devletlerin istihza ( alay konusu ) olabilirler.

 

Siyasetin doğru olanı herhalde " Yurtta Sulh, Cihanda Sulh " düsturuna uymaktan geçer.

 

Bu gün gelinen süreçte Almanya siyasetçilerinin önümüze koymuş olduğu tablodaki resim topyekün halkıyla birlikte " Türkiye Cumhuriyeti Düşmanlığıdır... Gözü gören, aklı olan hiç bir Allahın kulu da bunu inkar edemez... Turizm ayrı deyip de; soyutluyamazsınız çünkü Turizm ilişkilerimize odaklı da hedef belirlenmiştir.

 

Ayrıca bu durum bugüne ait bir süreçde değildir. Bunu sizde çok iyi biliyorsunuz... Yazımın sonunda, sizin de çok iyi tanıdığınız, zaman zaman yanyana bulunduğunuz Türkiye Cumhuriyeti Milletvekilinin 2015 yılında yayınlanmış öngörü yazısını da takdim edeceğim... 

 

Dünya' da insanlık var olduğu günden beri, hiç bir zaman yaşam güllük gülüstanlık olmamıştır. Bu da insanlık adına anormal olmasına rağmen gerçekleşmiş insanlık tarihi itibariyle normaldir. Dolayısıyla, bunun üzülecek hiç bir tarafı yoktur. Şöyleydik, böyleydik diye... 

 

Bal gelecek yere pekmez verme politikasından veya anlayışından da bıktık artık.

 

Saygı duyarım, bana göre duygusallığınızın sebebi ile cevaben bu talihsiz değerlendirmeyi yaptığınızı düşünmekteyim... Keşke, profil duvarınızda bu yazıyı yorumsuz paylaşsaydınız... Daha isabetli olurdu... Fikir ve düşüncenin paydaşlığında karanlıklardan aydınlığa çıkmak daha adil ve kolay olurdu... Fikir ve düşüncelerimde yanlışsam yanlışlığımı bile kabullenirdim.

 

Hemen bilgisiz bir şahsiyet yazıma atfen yorumuyla ahkam kesmiş " Tribünlere oynanmış " diye. Biz maç mı yapıyoruz? Bu basitlik nedir? Onun da aklına hitab etmesini bilirim ben; 45 yıldır iyi oynadık, son 15 yıldırda bedava tatil yaptırdık sonrasında her türlü pisliği yapsınlar, sadece ticaretlerinde ahmakça Türk turizmine yaptırım getirsinler onlar mı kazandı diyeceğiz... Otomotiv, beyaz eşya vs. niye yaptırım yok... Akıllı olalım!.. Yok böyle bir şey!.. Geçmiş geçmişte... Biz geleceğimize Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı şuuruyla bakıyoruz... Sanırım bu aklı oyunda seyirci yaşadığı toprakların kıymetinde bundan böyle çift gözlük takar...

 

İstemiyeni istemeyiz! Sanırım, Dünya'da 193 ülke var. Bunun 102 ülkesi gelişmekte olan ülkeler. Yönümüzü, enerjimizi, gayretimizi onlara çevirir, oluşacak güç birliğinin varlığındaki Türk Turizm Endüstrisine farklı kaynaklar oluşturur bitiririz... Bu kadar basit! Almanlar olmasın bu onların sebepsiz tercihi.

 

Bu arada; benim ne siyasi nede ticari bir kimliğim yok. Bunu çok iyi biliyorsunuz. Türk Turizm Endüstrisi ile ilgili neler yapmak istediğimide bilen bir şahsiyetsiniz... Projemi adı ile bile olsa manasının derin yapısıyla da biliyorsunuz... Karşılığında Türk Turizm Endüstrisin'de yapılması gerekenler adına tıkanıklığın da neler olduğunu açıkça bana izah eden de sizsiniz...

 

Gayretlerinizi de çok iyi biliyorum, iftaharla takdir ediyorum... Ancak, tekrarlıyorum ve genelliyorum, karşınızda Türkiye Cumhuriyeti Düşmanlığı yapan bir ülkenin bir ulusun varlığı söz konusudur. Bunu isme odaklanmasını kabüllenmemi de beklemeyiniz. Türkiye Cumhuriyetinin en üst makamına yapılan  kelimelerle ifade edilemeyecek davranış, söylem, tüm ülkelerinin medyasına yol, yöntem kısaca tutulan çanak ve yeni çıkartmış bulundukları kanun ile... Özellikle binlercene insanımızın şehit edilmesine sebebiyet veren terör ve terör örgütlerine " Devlet Destekli Terör " politikaları ile sahiplenilmesine kadar... Şehitlerimize üzülelim!.. Sebep verenlerine yani devlet destekli teröre kanat açmışlara gerçekleriyle baş başa bırakarak dobra olalım!.. Teröristleri koruma altında bulunan ulusların halkının içerisinde bulunulduğu insan düşmanlığının vahametine ayrıca da çook üzülelim!.. 

 

Evet, bir de bir yasa var;

 

Ne çabuk unutuldu? Almanya' nın siyasileri "Bizim egemenlik sahamızda kimin politik etkinlikler düzenleyip düzenlemeyeceğine biz karar veririz. Nefret söylemlerine maal vermeyiz " diye alel acele yabancı hükümet temsilcilerine etkinlik yasağı getirilmesiyle aslında bir " Türkiye Cumhuriyeti Siyasileri Yasası" değilmiydi... Amaçları alışkanlıklarında, parçalama hedefi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti'ne otorite koymaktı... Eeee! Aradan ne geçti.. Tema farkıyla ama temelinde hedeflenin odağında eylemiyle " sen şimdi nefretinle, ne yapıyorsun? Neyi parçalıyorsun? " diye sorulmaz mı? 

 

Alman hükümeti, Almanya Dış İstihbarat Servisi'nin (BND) Türkiye'yi 2009'dan 2014'e kadar  dinlendiğini kabul edip, savunurken, dinlemeye gerekçe olarak da, uydurma mazereti ile Türk hükümetinin siyasi hedeflerine Almanya'daki Türk dernek ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerçekleştirmek istemesini gösterip,  Nato üyesi Türkiye’nin ABD, Fransa ve İngiltere gibi ‘dost ülke’ olmadığını açıklamadı mı? O zamanda yaralandınız mı? O zaman tanıdık Almanlarınız yaralandı mı?

 

Öncesinde Alman Başbakanı "dostlar arasında gizli dinleme kabul edilemez" deyip de sonrasında pişkinlikle Alman usulü utanmadan ve yaşadığı çamur havuzundan çamur atarak kabüllenildiğinde peki ne yaptınız... Yaralanmadınız mı? 

 

Almanya'da 1993 yılından bu yana yasaklanmış ve terör listesinde olan bir PKK olduğunu ve ülkede 3 milyon Türk yaşadığını belirterek, Alman istihbaratının Türkiye'nin telefon konuşmalarını dinlemesini savunmadılar mı? Hele bugünün gelinen sürecinde, terör politikalarının odağında " bu ne perhiz bu ne lahana turşusu " denilmez mi? Gerçeklerin ışığında önümüzü aydınlatarak yönümüze yolumuza bakalım. Böyle ilişki olmaz olsun!.. 

 

Uluslar arasındaki tek ilişki Turizm değildir... İlk önce Turizimciler bunu bilsin. Bunu öğrensin! Lay lay lom, cennet muhabetiyle bu işler yürümez.

 

Üzülmeyiniz, mutlaka Alman dostlarınız vardır. Münferiden dostluklarınızda vardır. Benimde var... Onlarcana da orada yaşayan akrabam var... Olsun!.. Açık ve net olarak her şey ortada artık... Sürecin, suçlusu ise Almanya'nın siyasileri, hükümet organları dolayısıyla halkıda bundan düşen payı alır. Almalıdır da!.. Bunlar onların seçtikleri. Artık, o görmek istedikleri Türkiye Cumhuriyeti hiç bir zaman olmadığı gibi yok ve her şekilde egemenliğimizi yani ülke bütünlüğümüzü, devletimizi temsil eden makamları, halkımızın süre gelen haklarını tehdit eden, aşağılayan unsurlara karşı tek yürek, tek ses Türkiye Cumhuriyet Halkının varlığı sadece Almanların değil diğer Dünya uluslar tarafından da bilinmelidir... Aslında çok iyi biliniyor da korkuları da bu!.. Artık yeter! Bizim tarafta da duygusallık olmamalıdır... Son yıllarda gelende vuruyor, gidende...  

 

Sayın Hüseyin Baraner Bey Almanya'nın siyasileri en ağır ithamlarla " Türkiye' ye gitmeyin" diyor. Geceniz ve gündünüz ile yurt içi ve yurt dışında bir sürü, hatta gıpta edilecek başarılı konuk seferliğiniz ile etkinlikler düzenlediniz... Sonucu; Türkiye Cumhuriyetine aşağılama ve hakaret... Bence siz buna üzülün... İhanetlerine üzülün!.. Karalamanın, aşağılamanın en büyüğü bu. 45 yıl sonra Türk Turizm Endüstrisinin en önemli yüzde değeri ile iki kaynak pazarından birini Türk Turizm Endüstrisi çalışanlarının , yani insan haklarındaki bir Dünya insanının nerede yaşıyorsa yaşasın istihdamının, beklentisindeki ekonomilerini gözlerinin yaşına bakmadan ne hale getirildiğine üzülün... Türk Turizm emekçisine çok üzülünüz... Hem de yaralanarak!. Tek sebep; Türkiye Cumhuriyeti olarak dizginlerinde emirlerine amade olunmadığı için... ( Türkiye Cumhuriyeti üzerinde varılmak istenen hedeflerine yalakalıkla, teslimiyetimiz ile uygunluk sağlanılmadığı için... ) 

 

Biz bunu, sanırım büyük bir keyifle sosyal mecrada fotoğraf paylaşımlarını yaparak tatilinizi geçirdiğiniz, toprağına ayak bastığınız vatan toprağımız Çanakkale'nin tarihinde gördük. Eğer Alman Komutan yerine Türk Komutan olsaydı ve Türk Savunma Planı uygulansaydı Çanakkale Savaşı 18 Mart Deniz Zaferi’nde olduğu gibi çok kısa sürede ve çok daha az kayıpla başarıya ulaşırdı. Güya bu savaşı bize kazandırıp sonucunun karşılığında planlanmış hedefleri ile de Almanların boyundurluğu altına geçecektik.

 

Bizim siyasilerimiz Alman halkına ülkemize gelmeyin demediğine göre???

 

Dostluk kavramınıda parçalayan onlar olduğuna göre???

 

Bana göre Almanlar dün olduğu gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti' ne odaklı bir çamurun içerisindeler... Bırakın onlar üzülsünler... O çamurun içinde de gün be gün batıyorlar... AB deki farklı seslerde adeta bunun kanıtıdır... Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bile bu duruma hiç bir zaman üzülmesin. 

 

Üzülünecekse hakkıyla Arakan' a üzüldüğümüz gibi insana yapılan zülme üzülelim... Dünyada ki sadece Türkiye Cumhuriyeti Halkı gibi. Yani insana, insanlığa üzülelim!.. Kardeşlerimize üzülelim!.. Bize yapılanlara üzülelim.

 

Sanırım Avrupa faaliyetlerinden sorumlu bir Türkiye Cumhuriyeti miletvekilinin  18 Ağustos 2015 tarihinde kaleme aldığı yazısı bu günün gelinen sürecin adeta sureti gibidir... ( Bunu tarihsel süreç olarak da Türk Turizm Endüstrisinin özellikle Almanya' ya odaklı lütfen ölçümleyiniz. )  Siyasetçi değilim. Sadece, her Türk vatandaşı gibi Türk ve Dünya siyasetini takip ederim... Siyasetten polimiğe maaruz kalmamak içinde isimsiz yayınlıyorum. Merak edenler araştırıp kolaycana tespit edebilirler... Lütfen okuyunuz.

 

Almanya'daki Bild Ekolü Ne Yapmak Istıyor?

 

Almanya BİLD ekolü Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı kurulan bloğun en azılı temsilciliğini yapmaktadır. Şimdi de muhalefet partilerinin hazır fırsatları varken neden bunu değerlendirip bir koalisyon hükümeti kuramadıklarını sorguluyorlar. 

 

Bild ekolü bu durumdan çok rahatsız ve sinirleri bozuk. Bunu anlamak kolay, çünkü Almanya 7 Haziran Seçimlerinde Türkiye Cumhurbaşkanına Karşı Yürüttüğü Kampanyanın Meyvelerini Görmek İstiyorçünkü Almanya Hdp (Pkk) ile Güneydoğu’da ve Berlin’de kurduğu ittifakın meyvelerini yemek istiyor. Kısaca yatırımlarının karşılığını almak istiyor.

 

Alman hesabı Türkiye’de tutmayınca yazarlarının çizerlerinin siyasetçilerinin sinirleri bozuluyor. Bizdeki muhalefet partilerine “siz ne kadar beceriksizmişsiniz meğer, biz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı gitsin diye size o kadar destek verdik ama sizin basiretsiz siyasetiniz yüzünden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tekrar seçime gidecek” diyorlar. Almanlar Alışkın Oldukları İş Disiplinini Türkiye’deki “Siyaset Ve Terör İşçilerinde” Göremiyor.

 

Ekonomisi zor yıllar geçiren ve siyasi kariyerini Yunanistan Krizinde gören bir Alman Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti Cumhur Başkanına ve O’nun üzerinden Türkiye’ye kafayı takmış durumda. Türkiye’de ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanında çekemedikleri şey İrade ve İstikrardır. Yıllardan beri “derneklerle” besleyip büyüttükleri terör yuvalarını, siyasi oluşum gibi gösterip Türk Devleti’ne karşı hareket etmeye teşvik eden Almanya’nın derdinin ne olduğu ortaya çıkıyor.

 

Erken Seçim konuşulmaya başladığında en ani tepki Almanya’dan gelmiştir. Patriotlar’ın geri çekilmesi ise “artık dostlarımızı vurma” mesajıdır. Kim bu dostlar? Hayırdır Almanya? Sen Türk Toraklarında Türk Devletinden Başka Bir Yapıyla Türkiye’ye Karşı Bir Tavır İçinde Misin? Evet Bıld Ekolü çok ileri gittiler. 

 

Niyetlerini açık açık söylemekten çekinmiyorlar. Bunun içinde nasıl İçimizdeki İthal Kalemler yazıyorsa, Bıld Ekolü De Almanya’da aynı iştahla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Üzerinden, Cumhurbaşkanı Ve Türkiye aleyhine saçma sapan şeyler yazmaktadır.

 

Türkiye’yi Ortadoğu denkleminden çıkarıp siyasi olarak da istikrarsızlığını desteleme ihalesini herhalde ALMANYA üstlenmiştir. Bunun altında yatan ekonomik nedenler de vardır. Türkiye’nin jeo-politik konumlarını ve hatlarını kaşıması ve taciz etmesi Almanya’nın “enerji arz köprüsü” olmamızdan rahatsız olduğunu gösteriyor.

 

Kuşkusuz Almanya daha da keskin bir dille Türk Siyasetine ve Türkiye Cumhurbaşkanına yönelik salvolar yapacaktır. 

 

Bunun en önemli ayağı da Alman medyasındaki Bıld Ekolüdür. Bu medya organlarında Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarını  cumhurbaşkanları üzerinden Türkiye’ye karşı kendi algı operasyonlarına maruz bırakma beklentisi vardır. 

 

Bu beklentinin belini kıracak olan da Almanlar’ın dediğinin tam tersini yapmaktır.

SK. Berfend BER

 

Yazarın Daha önceki Makalesi :

 

Türk Turizminin Kaynak Pazarı Almanya Dost mu?