loader
Etsiz Çiğ Köfte Adıyamanın

Etsiz Çiğ Köfte Adıyamanın

Çiğ köfte markalarından birinin genel merkezinde düzenlenen etkinlikte konuşan Etsiz Çiğköfteciler Derneği ...

Etsiz Çiğ Köfte Adıyamanın
Türk Patent ve Marka Kurumu'nun etsiz çiğ köfteye Coğrafi İşaret Tescil Belgesi vermesiyle Adıyamanlı çiğ köfteciler, belgeyi, yöresel müzik, folklor ekibi ve çiğ köfte ikramı eşliğinde kutladı.
 
Çiğ köfte markalarından birinin genel merkezinde düzenlenen etkinlikte konuşan Etsiz Çiğköfteciler Derneği (ÇİĞDER) Yönetim Kurulu Başkanı Sait Aybak, Adıyamanlıların 2000’li yılların başında gıdada inovasyon yaparak çiğ köfteden eti çıkardığını ve daha önce meze olarak tüketilen çiğ köfteye uzun ömür kazandırmayı başardığını söyledi.
 
Aybak, "Meze olarak tüketilen çiğ köfteyi adeta sanayileştirdik. Şu anda Türkiye’de ortalama 30 bin tane çiğ köfte satış noktası bulunmakta. Bu satış noktalarının temsilcilerinin yüzde 85’i de biz Adıyamanlılarız." diye konuştu.
 
ÇİĞDER olarak 2015 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunduklarını hatırlatan Aybak, "Dedik ki bu sektörün sahipleri, temsilcileri biz Adıyamanlılarız. Bunun coğrafi işaret olarak Adıyaman'a tescillenmesini istiyoruz diye bir başvuruda bulunduk. Bugün itibarıyla da bu tescil belgesini bizlere takdim ettiler. Bunun haklı gururunu yaşıyoruz. Belgeyi basınımızla da paylaştık, Adıyaman’ımıza buradan armağan ettik." ifadelerini kullandı. 
 
- "Etsiz çiğ köfte daha sağlıklı, daha doğal, daha uzun ömürlü"
 
Sait Aybak, çiğ köftenin 2000 yılı öncesine kadar etli yapıldığını, etli çiğ köftenin yapıldıktan en fazla 5 saat sonra tüketilmesi gerektiğini, çiğ etin uzun süre bekleyince parazit ürettiğini söyledi.
 
Adıyamanlıların etsiz çiğ köfte uygulamasını hayata geçirerek daha sağlıklı bir tür geliştirdiğini ifade eden Aybak, "Aslında biz etsiz çiğ köftenin patentini aldık. Etsiz çiğ köfte daha sağlıklı, daha doğal, daha uzun ömürlü… Bizler çiğ köfteyi sağlıklı birer yiyecek olarak üretiyoruz. Bakanlık tarafından çıkarılan bizim hakkımızda bir genelge var. Zaten buna göre üretim yapıyoruz." diye konuştu.
 
Şanlıurfa ve Elazığlı meslektaşlarının itirazlarını kardeşçe karşıladıklarını belirten Aybak, "Şanlıurfalı hemşehrilerimiz tescil başvuru sürecinde de itiraz ettiler. Onlar etli çiğ köftenin patentini daha önce aldıkları için ‘bizden başkasına vermeyin’ diye itirazları hala devam ediyor. Ama etsizin patenti biz Adıyamanlılara verildi." dedi.
 
- "Çiğ köfteyi milli bir lezzet haline getirdik"
 
ÇİĞDER Yönetim Kurulu Başkanı Aybak, gelinen noktada Türkiye’nin etsiz çiğ köfteyi sevdiğini ifade etti. 
 
Aybak, pek çok meslektaşının çeşitli ülkelere ihracat yaptığını vurgulayarak, "Bazı meslektaşlarımız üretim tesisi açmak suretiyle orada da Türkiye’de olduğu gibi satış yapıyor. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyaya bu lezzeti tattırıyoruz. Meze olarak tüketilen çiğ köfteyi milli bir lezzet haline getirdik ve başta Türkiye olmak üzere tüm dünyaya sunuyoruz." şeklinde konuştu.
 
Etli çiğköftenin zararları
 
Adı gibi “çiğ” et içeren çiğ köftenin zararlarının başında toksoplazma geliyor. Toksoplazma, çiğ et yeme sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Et pişirildikten sonra parazitlerden arındırıldığı için, “çiğ” et yemek toksoplazma hastalığının vücuda zarar vermesine sebebiyet verebilir.
 
Etli çiğköfte yeme sonucu oluşan Toksoplazma’nın zararları nelerdir ?
 
Kedi, köpek ve çiğ et yoluyla insan enfeksiyon bulaşmasına sebepl olur.
Kas ve eklem ağrıları hastalığın olağan seyrinde sık görülür.
Halsizlik, yorgunluk ve lenf düğümlerinde şişlik gibi zararlarda de bu rahatsızlıklara eşlik eder.
Hamileler için ciddi zararları olabilir. Doğacak çocuğun görme rahatsızlıkları, sarılık ve zeka geriliği gibi zararlar görmesi olasıdır.
 
Toksoplazma’dan nasıl korunabiliriz ?
 
-20 derece etin donduktan sonra tam pişirilerek yenmesi, toksoplazma’yı büyük ölçüde engeller. Etli çiğ köftenin zararlarından korunmak için ise etsiz çiğköfte tercih edilebilir.
 
Yrd. Doç. Dr. Koruk, yaptığı açıklamada, Şanlıurfa'nın yöresel yemeklerinden çiğ köftenin, bölgede her yaş grubunca çokça tüketildiğini belirtti.
 
Çiğ köftenin yapılışı sırasında hijyenik koşulların çok önemli olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Koruk, yemeği yapan kişinin elinin temiz olması, köfte malzemelerinin sağlıklı koşullarda hazırlanması gerektiğini vurguladı.
 
Ancak bölgede üretilen isotun (kırmızı biber) yol kenarlarında veya evlerin damlarında sağlıklı olmayan koşullarda, nemli poşetlerde bırakılarak kurutulmasının küf oluşmasına neden olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Koruk, söz konusu koşullarda yapılan isotun çok fazla tüketildiğini aktardı.
 
Bunun dışında köftede kullanılan yeşilliğin temiz suyla iyice yıkanması, bulgurun sağlıklı olmasına dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Koruk, çiğ köfte denilince akla gelen ilk unsurun çiğ et olduğunu belirtti.
 
Bölgede çokça tüketilen çiğ köftede kullanılan etin vücutta parazitlere neden olabildiğini aktaran Yrd. Doç. Dr. Koruk, bundan ötürü bölgedeki çocuklara bakıldığında yeterince gelişemediğini, kansızlık ve bağırsak parazitlerine sık rastlanılabildiğini söyledi.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler