Bu haber 2784 kez okundu / 7/14/2018

Belli olan tek şey Türkiye’yi nasıl zamanında ırkçılık bıçakları ile böldülerse şimdi de ayni şeyi “gastronomide haçlı seferleri” olarak yapmaya çalışıyorlar. mutfağımızda Türk kelimesinin geçmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar anlayacağınız !

 

Saygıdeğer Aşçılık Camiası; Federasyon ve Derneklerimiz Hakkında Kediyi de Ciğeri de Tartma Zamanı Gelmedi mi? Bu Kadar Adaletsizliğe ve Yanlışlığa Sessiz  Kalmak Uysal Koyun Olmak değilmidir?

 

Şahsen Hiç Bir Zaman Bunlardan Korkmadım, Korkaklardan da Olmadım, Olmayacağım da!!!

Son zamanlarda kimisi Osmanlı mutfağı diyor, kimisi Türk mutfağı, kimisi Osmanlı ve Türk mutfağı, bazıları Anadolu mutfağı, küçük bir kısım ise Mezopotamya mutfağı… Tabi bunların yanında birde bölgesel ve yöresel mutfaklarımız var. Esasında bu başlıklar adı altında konuşan kardeşlerimizin de tam olarak ne demek istedikleri belli değil. Belli olan tek şey Türkiye’yi nasıl zamanında ırkçılık bıçakları ile böldülerse şimdi de ayni şeyi farklı mutfak isimleri ile “gastronomide haçlı seferleri” olarak yapmaya çalışıyorlar. Bizim Mutfağımızda  “Türk” kelimesinin geçmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar anlayacağınız ! 

 

Bir Deniz Mi Daha Büyüktür, Yoksa Dere Mi?

Bizim aşçılarımızı birbirleri ile karşı karşıya getirmek istiyorlar. Gerçek bir Türk mutfağı yada Osmanlı ve Türk mutfağı çatısı altında birleşmelerini istemiyorlar. Füzyon dediler olmadı, moleküler dediler olmadı, dünya mutfağı dediler olmadı, makarnacılar yapmaya çalıştılar italyaya ya götürdüler meslek gönüllüsü kardeşlerimizi başaramadılar. Sandviç ve hot dog yapmak için de amerikaya götürseydiniz bari tam otururdu taşlar yerine. Büyük eksiklik!!!  Tutmadı istedikleri maya… Enterasan olan Kedi bu kadar ciğeri yediyse “gramaj” niye tutmuyor? Ciğeri kedi yemediyse ciğer nerede? Kafama takıldı bir kere bu konu! çözmem lazım…

 

Bizim Dünyadaki Her Ülke Mutfağına Saygımız Var! Biz Medeniyetimiz Gereği İki Tokatla Maydanoz Tarlasını Bozmayız, Ama Karşımızdakiler “İt” Sürüsü;  

Sayın Dernek ve Federasyonlar Baskanları; Bizim coğrafyamızdan çalınmış ürünler içermeyen bir avrupa mutfaklarına yaptırımınız varmı dir? Bizim ürünümüzü bize allanmış pullanmış paketler içerisinde bize satmaya kalkanlara bu gune kadar ne dediniz, diyebildiniz? Bu devran döner!

 

Biz Asil Ve Köklü  Bir Milletiz. Dünyadaki Birçok Coğrafyayı Bizim Satılmış Kurumlarımız veya  Şeflerimiz İle Satın Alıp Kandırabilirler, Onlara bizim Mutfagımızda Kendi Şarkılarını Söyletebilirler, Söyletiyorlarda Zaten;

Ama bu camiayı kandırmaya kalkmasınlar. şahsi  düşüncem saygımızın karşılığını beklerim. Ama ben lafı kime söylüyorum? benim mutfağımın  ürününü yabancı mutfakların hanesine yazdıran yine 30 gr lık teneke parçası madalya uğruna benim federasyon ve derneklerimin hocaları değil mi? Bunlar  “dul” giderek “kız” ım diye geriye gelenlerin ta kendileridir… Üzücü olan bizde bazı dernekler, federasyonlar ve konfederasyonların devletten ciddi ödeneklerinin olmasına rağmen bu konuya aralarında parmak basanın olmamasıdır. Bir dakika siz ne yapıyorsunuz? Nerelerde kutuplaşıyorsunuz? Diyen yok!!! Her biri meşru ve gayri meşru gelirleri ile günü kurtarmak ve koltuklarına kendilerini biraz daha yapıştırma dertlerindeler. 

 

Biri İslam’ı Dikkate Aldığı Söyleniyor, Biri Mahocu, Diğeri Hem Oğlan Evinde Hem Kız Evinde Oynuyor! Peki Mutfağımızı Tanıtım “Projeleriniz”  Nerede Efendim?

Faaliyetlerine bakınca’ da yeteri derecede ilgisiz, aciz, basiretsiz, çaresiz, oyalama taktikleri ve hadi bir seyler yapalım düşüncesine sahip plasız, programsız!!! Yapmış olmak icin bir şeyler yapmak! Birkaç tane yarışma yapmak, yarışmanın ortasında kural değiştirmek, kazanacakların listesini çıkarıp jürilere vermek, kullanılacak gıda markaları kuralları, vs. vs. bunlar mutfağımızın tanıtımı için yeterlimi size göre? Aynı yüzler, kişiler, aynı markalar, aynı jüriler, aynı projeler ile daha ne kadar devam ettirmeyi düşünüyorsunuz? Geliştireceğiz diyorsunuz! Gerçeğini bilmeden neyi geliştiriyorsunuz? Gerçeğini bilmeden geliştiremezsiniz efendim!!! Bu konularda sizin zaten “başkanlar olarak” mutfak tarihimiz hakkında bildiğiniz çok fazla bir şey oldugunu düşünmüyorum. Bilseydiniz etrafınıza “nur” unuz saçılır yüzünüz parlardı… 

 

Daha Bir Aşçılık Kütüphaneniz Bile Yok! 

Mesleki eğitim, mesleki tarih bilgisi, Akdeniz bölgesinde ve Türkiye’nin bir çok yerindeki aşçıların işletmeleri ile yaşadıkları problemler, yattıkları lojman şartları, fazla çalışmalarına istinaden mesai ücreti alamamaları, sigortasız şartlar dikkate almanız gereken bir kaç husus olabilir mi? “….” Bu güne kadar bir meslektaşımıza yapılan haksızlık karşısında hangi işletmeyi, işletmeciyi, oteli yada grubu “kurum olarak” kınadınızmı? Her birinin farklı bir sloganı olsa da amaçları sonuçta hemen hemen aynı kapıya çıkıyor. Oysa araçları aynı yani “bizim mutfağımız”. Cambaza bak cambaza tabiri ile hepsinde aynı çalışmalar… İzlenecek yol yine düşmandan soruluyor! Bu şekilde de hedefe varabileceklerinin hesabı içerisinde ilgili zatı muhterem büyüklerimiz.

 

Her Biri Farklı Bir Telden Çalmasına Rağmen Bir Tane Yiğit Çıkıp Ta; 

Yahu bir dakika bu sizin bahsettiklerinin tamamı vs. vs. Konulardan dolayı “Osmanlı ve Türk mutfağı” nın çatısı altındadır diyemiyor! Hem akademik açıdan hem de alaylı detaylar ve kaynaklar ile birleştirip tabanı aydınlatamıyor. Sizin devletten aldığınız bu ödenekler, maaşlar “helal” mi size acaba? Gerçi helal ve haram kavramı kurumlar ve yetkilileri için çoktan unutulmuş detaylar. Zor oyunu bozar ve menfaatler her zaman on plana çıkar…

 

Ama Söze Geldiği Ve Zorda Kaldıkları Zaman Bir Anda Tanıtım Projeleri Üretilmesi Gereken Mutfağımız Unutularak; 

En iyi solcu, en iyi sağcı, en iyi Müslüman, en iyi Türk, en iyi komünist, en iyi Atatürkçü olarak kendilerine göre alanlarında en iyileri onlar.  Uluslararası mutfaklara karşı mutfağımızı dünyada ön plana nasıl getirmeyi düşünüyorsunuz? Coğrafyamızdan çalınan ve başka ülkelerinin mutfak hanelerinize yazılan ürünlerimiz hakkında düşünceleriniz nelerdir? Mesleki eğitim alanında ne kadar bütçe ayırdınız? Bu güne kadar yaptıklarınız ve yapacaklarınız nelerdir efendim?  “…Ali … Ayşe’yi … Sevdi… Yobaz, şeriatçı, ben daha laikim, komünist, dinci, gerici, vatan haini, mutfakta siyaset olmaz…. Pardonnn bu takdiklerin tamamı siyasetin ta kendisi değilmidir? Siyasetin kralını yapan sizsiniz ama!!!  Mutfağımız nerede kaldı efenim? Alkışlayınız beyleri. 

 

Hani Diyor Ya Bazı Kardeşlerimiz “Mutfakta Siyaset Yok!” 

Mutfakta siyaset olmasaydı bu kadar dernek, federasyon ve konfederasyonlar kurulumuydu dostum? Mutfakta siyaset olmasaydı bu camia da bu kadar para döner miydi, bu kadar kavga, fikir ayrılığı  olur muydu? Siyaset olmasaydı bu yabancı markalar bu kadar parayı ortalığa dökerler miydi? Siyaset ve gelir olmasaydı bu kadar çok bilmiş şefler sessiz kalır mıydı? "Bu yanlışlıklara susan herkesin bu pastada payı olduğu acı bir gerçektir! Menfaatler tarih boyunca değerini hiç bir zaman kaybetmemiştir" Geçin bu işleri!  Siz ancak yanınızdaki çırakları kandırırsınız 17 sinde boyunlarına 17 adet madalya takarak… 

 

Utanmadan Birde O “Çocuklarımız”Dan Derneklerinize Verdiğiniz Madalyalar Karşılığında “Katkı Payı” Adi Altında %900 Gelir Elde Ettiniz… 

Yakışıyor mu size 10 liraya aldığınız madalyaları o çocuklara 50 ile 100 lira arasında paralar ile satmaya!  O çırakta verdiğiniz o madalyalara istinaden önlüğüne 1 metrelik “chef” yazısı yazdırır bir makarnacıda şef olarak ne de olsa şefim diye mesleki öğrenimini bitirir… ne de olsa o bir şef ve 17 madalyası var… haklıdır kendine göre. Çünkü bu arzuyu ona siz verdiniz. Mutlumususunuz?

 

Bir Çarşafın 4 Köşesinden 4 Kişi Çekerse O Çarşaf Yırtılır! 

Bizim mutfağımızda 4 köşesinden değil en az 10 yerinden çarşaf farklı federasyonlar tarafından çekiliyor. Çarşaf kimilerine göre çoktan yırtılmış vaziyette zaten. Bir tane tutup toparlamaya çalışan kurum varmı? Bir kaç tane de ünlü diye adlandırılan şefimiz  4/4 lük Osmanlı sofrası kurup ortasına da şuruptan şerbetten habersiz  2,5 litrelik cococola şişesi dikerek yazılı ve görsel basına lanse edenlere ne demeliyiz? Bu mutfağı gerçek anlamda bir isim altında lanse edebilen varmı? Her biri mutfağımız adına kurduğu cümlenin içine bir ”puştluk” katarak akılları bulandırıyor, yeni meslek gönüllüsü kardeşlerimizin kafalarında soru işaretleri sokuyorlar.

 

Sevgili Meslektaşlarım Size Bu Kurumlar Tarafından Bu Güne Kadar Nasıl Ve Ne Kadar İmkanlar Verildi? 

 

YARGILAYINYARGILAYINYARGILAYIN… Sorun kendinize! Bu kurumların devletten aldıkları para Akdeniz bölgesindeki aşçıların maaşına tekâmüldür neredeyse biliyor musunuz? Siz üye değilmisiniz? Her üyenin harcamaları sorma hakkı yok mu bu kurumlarda? Bu güne kadar kaç tane harcamayı sordunuz dernek yada federasyonunuza? Korkunuz niyedir, nedendir? Size gerekli açıklamayı yapmayan yapamayan bir kuruma üye olsanız ne olur olmasanız ne olur? 

 

3 Liralık İşlere Çıkarılan 3 Bin Liralık Resmi Faturalar İle Biz Nereye Varacağız? 

Duyarsızca birde bunların çoğunluğu devletin parası ile yaptıkları organizasyonlarda İtalyan, Fransız, Amerikan, Alman ve İsrail malı gıda markalarını tanıtıyor ve “tavsiye” ediyorlar. Yahu bu hazır sosları çorbaları tavsiye edeceğinize “kendimiz yapalım arkadaşlar”, mutfağımızın lezzetlerini bu markalara “endekslemeyiniz” diye niye demiyorsunuz? Bir menfaatiniz mi var beyler? Hak ediyorlar, Alkışlayınız başkanlarımızı.

 

Arkadaşlar Sizce Bu Dernek, Federasyon Başkanları Yıllardır Görevlerinden Niye Ayrılmıyorlar? 

Yani bu isi en iyi onlar mı yapıyor? Memleketimizde sizlerin arasında bu kişiler kadar hiç kafası çalışan yok mu? Mevcut kadrolarında bu işi öğrenmiş birileri olamaz mı? Kendi alt kadrolarındaki yöneticilerden Almış olduğum haberlere göre bu işin bilgelikle bir alakası yok. “Mesleki bilgi” ile de alakası yok çünkü aralarında yıllardır aşçılıkla ilgisi olmayan “başkan” da var. Bu işlerin içinde başka bir şeyler var ama ne? Onu da siz çözün artık…

 

Bu Dernek ve Federasyonlar Size Yalan Söylüyorlar! Sizi Kandırıyorlar! 

Devletten aldıkları yetmediği gibi 3- 5 madalya ve başari belgesi, sertifika karşılığında cebinizdekini de alıyorlar, alacaklar. Bunlar rahat, rahatsızlar, bunlar paraya doymazlar, biliyorum sizde şaşırdınız nerede yer alacağınızı. Bunların birde öncü kuvvetleri var her bölgeden seçilmiş aşçılar, restoran sahipleri, şefler bunlara güç devşiren, cahil, ahmak, Man kurt kişilikler. 2+5=11 olacak diye emredilince  “anlaşıldı efendim” diyenler var yönetimlerinde. Zaten bu kişilikler bunun için orada tutulmuyorlarmı? Bu yazıda elbet onlarda kendilerini bulacaklardır. 

 

Özellikle Sevgili Meslek Gönüllüsü Kardeşlerim;

Bunlar sizleri kralın geçidine götürerek orada madalya, başarı belgeleri, sertifikalar ile sizlerin öğrenme arzusunu şahsi menfaatleri gereğince o geçitte geleceğinizi toprağa gömenlerdir. Dernek ve federasyonlar üye rakamsal çoğunluğunu sağlamak amacı ile giriştiği bu tür yaklaşımlardan uzak durunuz. Düşmeyiniz bu tuzaklara. 

 

Sizlerin 17 Yaşında 17 Basari Belgesi, Sertifika Ve 17 Madalyaya İhtiyacınız Yok! 

Avrupa’da ve Amerika’da madalya, başarı belgesi ve sertifika herhangi bir başarıya dayalı olarak verilir. Derneğe üye olma karşılığında yada toplantılara gelmeniz karşılığında değil. Zaten bunları normal şartlarda hak edemezsiniz. Akıllı olun. Gösteriş sizlerin mesleki öğrenimini yok eder. Her şeyin bir vakti vardır. Mesleki başarınız, mesleki ahlakınız ile birleştiği zaman “zanaatkar” olursunuz. Bu öyle kolay bir mertebe değildir, hak etmelisiniz. Başarılarınızı anlatan bir tane “gazete manşeti” 100 madalyadan evladır.

 

Kısa Mesafede Büyük Ödül Hiç Bir Zaman Yoktur;

Olamazda zaten böyle bir şey. Siz ve mesleğiniz bir milli piyango küresi içindeki şans topları değilsiniz. Kendinize ve geleceğinize kötülük etmeyin. Gerçek bir zanaatkar olunca başkaları sizin başarılarınızı görür. Ama bunu siz göremezsiniz, siz anlatamazsınız. Siz kendi başarılarınızı anlatınca bir değeri olmaz. Başkalarının bunu anlatması gerekir.

 

Bunların Hepsi Rahmetli “Nejat Uygur” Unda Tiyatrosunda Belirttiği Gibi;

komiser” oldukları karakollarında kendilerinden kültürlü “bekçi” istemezler. Yanlarındaki yaverler bile özellikle seçilmişlerdir. 2*2 kaç eder dendiği zaman “siz bilirsiniz efendim” diyen, akıllarını başkalarının yönetmesine müsaade eden basiretsizlerdir…. 

 

Ama söz konusu zararı sadece kendilerine değil ülkemizdeki aşçılık camiasına verdiklerini bilmeyen acizlerdir.

 

Gerçek masada dönen hesapları bilmeyenlerdir. Acaba babaları gibi güvendikleri başkanları tarafından “aldatıldıklarını ve kullanıldıklarını” bilseler ne yaparlar?

 

Ben yurt dışında alacaklarımı dolar ile alırken ülkemde dolar yükselirse üzülüyorum. Oysa sevinmem gerekir. Oysa bunlar benim cebim dolsun ülkemde ne olursa olsun diyen “habis ur” lar dır bunlar ve bu ekipleri. Yani Başlarındakilerinin kopyaları….

 

Savaşta Bile Kılıç Hakki Diye Bir Şey Vardır;

Eğer bir coğrafya varsa o coğrafyanın bir tarihi vardır, o coğrafyanın tarihini yazan devlet ve imparatorluklar o bölgedeki her şeyin sahibidirler.  Bu coğrafya bizim coğrafyamız, bu topraklar bizim topraklarımız, bu tarih bizim tarihimiz.  Biz “elhamdülillah” bu coğrafyanın en son “1000” yıllık sahipleriyiz. Daha öncelere gitmeme gerek yok. Önce Selçuklu, sonra Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti bizim imparatorluklarımız ve bizim devletimizdir.

 

Sonuç Olarak Yazımda Herkes Kendine Ait Olan Bölümden Nasibini Alacaktır;

Biriniz dini öne çıkararak, diğeriniz solculuğu ve Atatürkü öne çıkararak , bir diğeriniz sağcılığı öne  çıkararak bir yere varamazsınız. Mutfak tarihimizden bilgiler öne çıkarınız. Meslek gönüllüsü kardeşlerimize kaynakları ile aktarınız. Laf değil icraat yapınız. Etrafınızda sağcı solcu taraflarınız değil mutfak gönüllüsü öğrencileriniz olsun. Siz bir siyasi parti değilsiniz. Bu aşçılık camiasında bir tek siyaset olmalıdır. O da mutfağımızın dünya ülkelerine karşı üstün olduğunun siyasetidir. Bunu laf da değil özde bu mesleğin gönüllülerine anlatınız, öğretiniz ve yaşatınız…

 

Bakınız Tamamını Ben 2 Cümle İle Özetliyorum Size!!! 

İsteyen alır beynine koyar, kullanır, anlar, anlatır etrafına. At gözlükleri takanlar ise görmezlikten ve duymazlıktan gelerek cehaletlerine kahvehane köşelerindeki ucuz siyasetleri ile vazgeçemedikleri eleştirme alışkanlıklarına devam ederler. Çünkü onların ekmeği, suyu, gıdası eleştiridir. 

 

Osmanlı Ve Türk Mutfağı Bir “Derya” Dır. 

Bu topraklar medeniyetlerin var olup yine yok oldukları topraklardır. Dini ile irki ile, dili ile bizim zenginliklerimiz ve kültür değerlerimizdir. Bölgesel, yöresel, geleneksel mutfaklarımız ve daha bir çok mesleki alanda farklı kulvarlarımız da bu deryayı yani “Osmanlı ve Türk mutfağı” nı besleyen “nehirler” dir… 

 

Büyükler Bir Arada Olursa, Birleşirse, Aynı Şeyi Söylerler İse Küçükler De Büyüklerini Örnek Alırlar;

Bunları laf da değil özde ilk önce bu mesleğin gönüllülerine,  daha sonra ülkemizdeki şeflerimize, daha sonra uluslararası çalışan şeflerimize ilgili açıklamalarınız ile anlatınız, öğretiniz ve yaşatınız ki kurumlarınızın devletimizden aldığı maddi yardımlar bu devletin evlatlarına manevi açıdan aktarılarak yerini bulsun. 

 

Yahu Siz Daha Bu Camianın Sorumluları Olarak Ayni Seyi Konuşamıyorsunuz Ki!

Biriniz elma diyor diğeriniz armut, biriniz ak diyor diğeriniz kara!!! Bu camiaya gönül vermiş meslektaşlarımız hanginize inanacak? Siz oralarda sağcılık solculuk yapacaksınız diye değil, bu memleketin mutfağını lâyıkı ile bu memleketin evlatlarına anlatarak mutfağımıza güç vermeye geldiniz. Mesleki açıdan aşçılarımızı farklı düşünceler ile bölmeye değil “tek bir çatı altında” toplayarak onları daha da bilgilendirmek için geldiniz, kuruldunuz. Devletinize, milletinize ve ülke mutfağınıza olan görevinizi yerine getiriniz!!!

 

Camiamıza Derin Saygılarımla

Osmanlı ve Türk Mutfağı Dünya Gönül Elçisi Koord. Has Aşçıbaşı  Ahmet Özdemir

 

| Resmiwebsite | Instagram | Linkedin | Facebook | Google | Academia | TopuzKebab Kaynakca | @-Mail |

 

 




  • Facebook'ta paylaş



Bu Habere Yorum Yap