Bu haber 318 kez okundu / 8/1/2018

Sivil oluşumun erdemini taşıyabilmek omuzlarınızda… Öyle kutsal, öyle onurlu bir görevdir ki layıkıyla yaptığınızda!.. Yürüdüğünüz yolun size verdiği manevi hazzın keyfine doyum olmaz

 

Bir Nefes Sıhhat: Trakya Çölyak Ve Sağlıklı Yaşam Derneği

Adnan KARADÜZ

 

Sivil oluşumun erdemini taşıyabilmek omuzlarınızda… Öyle kutsal, öyle onurlu bir görevdir ki layıkıyla yaptığınızda!.. Yürüdüğünüz yolun size verdiği manevi hazzın keyfine doyum olmaz. Sizinle aynı yolda yürüyen, gönlünü, düşüncesini size adamış bir kitle… Sağınızda solunuzda, arkanızda; sizinle birlikte, yürürken onurlu yürüyüşün emekçileri, savunucuları olurlar.

 

Yüzlerinde hiçbir mutluluğa benzemeyen emsalsiz tebessümler, vicdanın aksi sanki. Ve siz onların sorumluğunu omuzlarınızda hissederek bu onurlu ve vicdanlı yürüyüşün gerçek önderi olabilirsiniz.

 

Sivil oluşumlar özveri ister… Ancak o onuru yüreğinde hissedenler, heyecanını kaybetmeden böyle bir yolda yürüyebilirler. Sivil inisiyatifin bilgili, bilinçli olması gerekir, toplumsal sorunlarda da farkındalık düzeyinin yüksek olması tabi ki. Ancak o zaman bir aydın duruşuyla önderi olduğunuz kitleyle toplumsal bilince katkıda bulunabilirsiniz. Gerçek anlamda yüreğinizi ortaya koyacak kadar özveriliyseniz kendi zamanınızdan, özel yaşamınızdan taviz vererek koşturur, koşturursunuz… 

 

Ne için? Karanlıkta kalmış ve bariyerler arasında sıkışmış dünyalara ışık olabilme arzusu ya da ayakta kalmaya çalışan insan ya da başka canlılara nefes olabilme; cana can, kana kan olabilme… Var mıdır böyle sivil oluşumlar, nadir de olsa; elbette, adı: Trakya Çölyak ve Sağlıklı Yaşam Derneği… 

 

 

 Onurlu yürüyüşünü, heyecanını kaybetmeden artırarak devam ettiren sivil bir oluşum, Trakya Çölyak ve Sağlıklı Yaşam Derneği…  Entelektüel, emekçi, idealist ve örnek bir sivil toplum… 

 

Kısa zamanda kurulmuş olmasına rağmen sanki yılların verdiği bir deneyimle bu görevi sürdürmekteler. Neden mi bu kadar övgü? Sivil toplumun onurunun farkındalar; merhametli, vicdanlı ve entelektüel duruşlarıyla, dedim ya cana can, kana kan olabilme derdindeler…

 

Özveriyle, asla yorulmadan, bireysel çıkarlarını bir kenara atıp toplumsal çıkarları baş üstünde tutarak koşturmaktalar. Onların kutsal amaçlarını anlatabilmek, yanlarında ve yarınlarda hep var olabilmek, benim için ne de çok önemlidir.

 

Entelektüel birikime sahipler… Deneyimle, bilgiyle her çölyaklıya yaşamı öğretmek inanç ve kararlılığı, yüreklerinde; temel ilkeleri ise toplumu bilinçlendirme ve bilgi paylaşımı… Bilgi onların en değerli sermayeleri, bu yüzden entelektüel bir oluşum… Bilgi paylaşımını ve toplumu bilinçlendirme gayretleri takdire şayan…

 

 

İlkokuldan üniversiteye kadar, her seviyedeki eğitim kurumlarında görürsünüz onları. Her yaş grubuna; her çocuğa, her gence Çölyak’ı usanmadan, yorulmadan anlatıyorlar; bazen seminer, bazen çalıştay; bazen de bir iki şiirle heyecan oluşturma... 

 

İl il, ilçe ilçe özveriyle; bazen Tekirdağ’da bazen de Edirne’de; bazen de Çerkezköy’de, Çorlu’da, Muratlı’da… Ve her gittikleri yerde de bilgi teknolojilerini de kullanıyorlar, uzmanlarla, hekimlerle, eğitimcilerle iş birliği de yapıyorlar. Kürsüye çıkıyor Bahar başkan; o da bir çölyaklı; yaşadıklarını anlatırken üniversite kürsüsünde ders veren bir akademisyen gibi... 

 

Teorik bilgi birikimini, yaşadığı zorlukları iç içe, bir bir anlatıyor; bazen düşündürüyor bizleri bazen de duygulanıyoruz onunla. Çölyakın emarelerini, gluten alerjisini, alınması gereken tedbirleri ve bir çölyaklının nasıl beslenmesi gerektiğini, daha birçok şey. Bunu tek başına yapmıyor tabi. Bazen üniversiteden akademisyenlerle, bazen de çölyaklı ailelerle, çocuklarla gençlerle hep birlikte... 

 

Ve her zaman da birlikte koşturduğu iki yürekli, saygıdeğer genç aydın: Semra Öğetmen ve Emre Bey… Sanırım bu iki saygıdeğer, yürekli insan derneğin iki ayağı, iki kolu, onlar olmazsa dernek yürür mü bilemem.

 

 

Bilginin mutfağında onların tuzu biberi, yollarında her zaman onlar var. Resmi kurumlarla iş birliği de yapıyorlar bazen, Halk Sağlığı İl Müdürlüğü, MEB Tekirdağ okulları, özel okullar ve de Namık Kemal Üniversitesi, Trakya Üniversitesi... 

 

Elbette, üyeleriyle aralarında yardımlaşma kültürünü kendi içlerinde asla ihmal etmiyorlar. Glutensiz gıdalar temin edebilmek, fakir ailelere yardım edebilmek adına kendi dünyalarında sessizce yardımlaşıyorlar da. Kendi yağında kavrulan mütevazi dünyalarında büyük yardımlar almadan bu insanlık idealinden asla vazgeçmiyorlar.

 

Ancak sınırlı sayıdaki üye aidatlarıyla ofislerinin kiralarını ödeyerek kalanını yardım amaçlı kullanabiliyorlar. Sonra bu şehirdeki diğer sivil toplumlara bakıyorum. Eski Roman Pazarında camları kirlenmiş, toz tutmuş dernekler… 

 

Şuralılar derneği, buralılar derneği. Almışlar ofislerini belediyeden. SAYIN BELEDİYE BAŞKANIM, Bir nefes sıhhat olan ve insan sağlığı için koşturan dernekler de layık mıdır acaba bir ofisle ödellendirilmeye? Onların daha çok desteklenmesi gerekiyor bence, lütfen!.. kaynak

 




  • Facebook'ta paylaş



Bu Habere Yorum Yap