loader

Gastronomiyle Lig Atlamak

Çağdaş ERTUNA
Yazar:Çağdaş ERTUNA
Bu yazı

Gastronomiyle Lig Atlamak "Çağdaş Ertuna"
Gastronomi ile turizmde bir üst lige çıkılabileceğini TURYİD’in geçen nisan ayında düzenlediği Gastroekonomi Zirvesi’nden beri konuşuyoruz. Neyse ki olumlu adımlar atılıyor, gündemdeki Turizm Geliştirme Fonu da bu süreçte en önemli gelişme.
 
Hakkasan, Wagamama, Busaba gibi restoran zincirlerinin yaratıcısı Alan Yau, “Yemek en güçlü duygu” diye başlamıştı gastronominin önemini anlatmaya. Serotonin ve dopamin hormonlarını salgılamamıza yol açtığı için. 1992’de kendi yarattığı Wagamama markası öncülüğünde o yıllarda dünyada esamesi okunmayan ramen pazarının geçen yıl 24.4 milyar dolar büyüklüğüne ulaştığını anlattı. Şimdi de Londra’da kurduğu Yamabahçe markasıyla pideyi dünyaya tanıtırken 134 milyar dolarlık global pizza pazarına pide ile yaklaşabileceğimize inanıyor. 
 
Türkiye’yi İspanyol, Fransız, İtalyan, Japon ve Çin mutfağı gibi dünyanın en popüler 5 dünya mutfağının ligine çıkarmak için çözümler de açıkladı: “New York, Londra, Tokyo gibi şehirlerde 3 Michelin’li restoranlarla mutfağınızı temsil edin; İstanbul ve Gaziantep’e Michelin yıldızını getirin, Gaziantep’i San Sebastian yapın” dedi.
 
“Sosyal medyada dijital yemek içeriği paylaşın, Türkiye yemekleri ve malzemeleri için ürünün nerden geldiğini açıklayan garanti belgeleri yapın; ticaret engellerini kaldırın, daha çok sayıda uluslararası iş vizesi anlaşması sağlayın. 
 
Devlet katkısından daha çok işletme yararlanabilsin;
pide, döner ve Türk kahvesi gibi Türk ‘comfort food’ sayılabilecek lezzetleri dünyaya tanıtın. Böylece 150 milyar dolarlık gastro turizm pastasından da daha büyük bir dilim alın” dedi. Peki ama ne zaman, nerede?
 
Markalaşmak havalı
Geçen nisan ayında TURYİD’in düzenlediği, farklı ülkelerden yeme-içme sektörünü bir araya getiren Global Gastroekonomi Zirvesi’nde. TURYİD ilk defa böyle bir işe kalkıştı, sektörün her alanından her seviyesinden farklı ismi bir araya getirdi ve gastronominin ekonomiye katkısını örneklerle anlattı. Dünyanın en iyi 51. restoranı seçilen Mikla’nın şefi Mehmet Gürs,“Çorbacıların, lokantacıların TÜSİAD’ı” diye özetledi TURYİD’i. Gerçekten de Turizm ve Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği üyelerinin hayatımızda en az TÜSİAD üyelerinin şirketleri kadar önemli bir yeri var. 
 
KÖFTE TARİFLERİ
Herkesin kafe açmak istediği, restoran sahibi olmak istediği bir dönemdeyiz malum. Üstelik bu dönem çok da uzun süredir devam ediyor. İstanbul’da bir mekan, bir semt hızla parlayıp, hızla yok olurken herkesin içindeki restorancı olma isteğinin bu kadar uzun süre devam etmesi de şaşırtıcı. Yeme-içme sektörü ne kadar zor olsa da dışarıdan eğlenceli görünüyor tabii. Üstelik artık bu alanda markalaşmak da sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada havalı kabul ediliyor. Bkz. Nusret.
 
Bütçe 5 katına çıkacak
Gastroekonomi Zirvesi’nde aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığını bir kez daha anladık. San Sebastian gibi dünyanın metrekareye düşen en çok Michelin yıldızının olduğu Bask bölgesinde gastronomiye devletin nasıl bir teşvik verdiğini gördük, Kore’nin kimchi’yi yaygınlaştırmak ve dünya çapında yapmak için çabasını dinledik. Aklın yolu bir, şimdi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un Turizm Geliştirme Fonu gündemde. 
 
Hedef, Türkiye’yi turizmde bir üst lige çıkarmak, THY ve İstanbul Havaalanı’nın da katkısıyla. Fondaki paranın ağırlıklı olarak özel sektör, otel ve turizm yatırımcılarından oluşan yönetim kurulu tarafından, onların kontrolünde ve onların istediği/ programladığı şekilde harcanacağı da açıklandı. TURYİD Başkanı Kaya Demirer de konuyla ilgili açıklamada bulundu, Türkiye’nin bu yılki 30 milyon dolarlık tanıtım bütçesini 5 katına çıkarmayı amaçlayan Turizm Geliştirme Fonu’na yeme-içme sektörü olarak destek verdiklerini söyledi. 
 
“Yurtdışına da daha çok nitelikli ve lüks restoranların çıkmasını da sağlayabiliriz. Türkiye Tayland, Peru ve İspanya’nın yaptığını yapabilir” dedi Kaya Demirer. Evet, gastronomide Türkiye markasını dünyaya tanıtmak için daha yolun çok başındayız. Ama umalım kısa sürede çok yol alalım. Kaynak; Milliyet