loader
  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

  • 2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

    2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı

"Göbeklitepe nerede? 'Göbeklitepe' nin Önemi nedir?" Örencik köyü yakınlarında bulunuyor...

2019 'Göbeklitepe' Turizm Yılı 
Dünyanın İlk ve En Büyük Tapınağı Göbeklitepe'nin Tüm Görkemini ve Bilinmeyenlerini Açıklıyoruz! Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AKP Grup Toplantısı sırasında 2019 yılının Göbeklitepe yılı ilan edildiğini açıkladı. "Göbeklitepe nerede? Göbeklitepe'nin Önemi nedir?" gibi sorularınız için buyursunlar 'Göbeklitepe' içeriğine ve 2019 yılı için önemine.
Göbeklitepe, Şanlıurfa şehrimizin 20 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Örencik köyü yakınlarında bulunuyor. Neolitik döneme ait olan Göbeklitepe, tarihte bilinen ilk tapınak olma özelliğini taşıyor. Bu nedenle de tarihteki ilk inancın başlangıç kaynağı olarak kabul edilen en büyük tapınak olarak kayıtlara geçmiş durumda. Göbeklitepe'nin bir diğer önemi ise, tarihte bilinen en eski yapıttan daha da eski olması.
 
Örnek vermek gerekirse, Göbeklitepe'nin keşfine kadar bilinen en eski tapınak ise Malta'da bulunmakta ve 5000 yaşında. Ayrıca Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha yaşlı... Göbeklitepe'nin inşası sırasında insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan gruplar halinde yaşamlarını sürdürüyordu.
 
OSMANLI SARAY MUTFAĞIFakat ilginç olan bir durum var ki, küçük gruplar halinde yaşayan insanların Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşıması neredeyse imkansızdı. Bu nedenle tarihte ilk defa insanların kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.
 
Bitki toplamanın yanı sıra hayvan avlayan insanlar mağara duvarlarına hayvan figürleri resmetmişti. Hayvan figürlerinin kabartmalı ve tek şekilde yapılması sanatsal bakışlarının farklılığını da ortaya koyuyor bu şekilde.
 
Taşlar üzerine, akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri işlenmiş durumda. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor. Bazı arkeologlar ise, boyları 3 ile 6 metre arasında değişen T biçimindeki sütunların stilize edilmiş insan figürleri olduklarını düşünüyorlar.
 
İnsanları temsil eden T sütunlarının ağırlıkları 40 ile 60 ton arasında değişiyor. Ayrıca sütunlar üzerinde diğerlerinden farklı olarak aşağı doğru inen şekilde işlenmiş 3 boyutlu aslan kabartması bulunuyor. Böylelikle kullanılan aslan figürleri Neolitik dönemde aslanların Anadolu'da yaşamış olma ihtimalini ortaya koyuyor.
 
OSMANLI ŞERBETLERİ"Göbeklitepe’nin keşfi”
1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi'nde sergilenmeye başlandı.  1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt'in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmiştir.
 
Arkeologlar tapınak yapılarının sıvı geçirmeyecek şekilde inşa edildiğini söylüyorlar. Bu sayede törenlerin içerikleri tam olarak bilinmese de, bir sıvı (kan, su, alkol v.b.) eşliğinde gerçekleştirildikleri fikri oluşuyor. Her bir koldan büyük öneme sahip olan Göbeklitepe ilk olarak 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesi'ne alınıyor.
 
Daha sonra ise UNESCO, Göbeklitepe'yi Dünya Kültür Mirası Listesine aldı.
 
Şanlıurfa'da Göbeklitepe Yılı Heyecanı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un,  turizmde gelecek yılı "Göbeklitepe Yılı" ilan etmek istediklerini açıklaması, Şanlıurfa'da sevinçle karşılandı. Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkanı Müslüm Çoban, Göbeklitepe'nin, Dünya Miras Listesi'ne alınması sayesinde, bölgede bu yıl turizmde ciddi bir artış yaşandığını söyledi.

Turizmde 2019'un "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesinin son derece olumlu bir karar olduğunu vurgulayan Çoban, şöyle konuştu: "2019 yılının Göbeklitepe yılı olması, Şanlıurfa ve bölgemiz için olumlu yönde gelişmedir. Göbeklitepe'nin UNESCO asıl listesine girmesi, uluslararası ve yurt içinde büyük bir heyecan oluşturmuştu. Bu sayede birçok turist buraya gelmek için rezervasyon yaptı. 
 
Şanlıurfa'da şu anda da yoğun bir ziyaretçi durumu söz konusu. Eylül ve ekimde neredeyse 2014 yılındaki yüksek verilere ulaştık. Önceki yıllarda, kasım ayında fazla bir turizm hareketi olmazdı ama bu yıl aynı ayda yoğun bir hareketlilik olacağını, gelen rezervasyonlardan biliyoruz. Bu yılki turizm hareketliliği 2019'un "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesiyle taçlanacaktır. Bu çalışmalardan dolayı Kültür ve Turizm Bakanımıza teşekkür ediyoruz."
 
OSMANLI VE TÜRK TATLILARIGöbeklitepe Kazı Başkanı Celal Uludağ da söz konusu durumun, Şanlıurfa ve Göbeklitepe'nin tanıtımı için çok faydalı olacağını ifade etti.

Göbeklitepe  Hakkında
Şanlıurfa'nın merkez Haliliye ilçesinin, kent merkezine 18 kilometre mesafedeki Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kez 1963'te İstanbul ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında fark edilen ören yerindeki kazılar, 50 yılı aşkın süredir devam ediyor. 
 
Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesince 1995'ten beri ortaklaşa yürütülen çalışmalarda, Neolitik döneme ait, boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40-60 ton olan, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar bulundu.
 
Kazılarda aynı zamanda, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli, dünyanın en eski tapınak kalıntıları ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi çeşitli tarihi eserler de gün yüzüne çıkarıldı. 

Göbeklitepe, yaklaşık 6 yıl önce UNESCO "Dünya Miras Geçici Listesi"ne alınmış, temmuz ayında Bahreyn'de düzenlenen 42. Dünya Miras Komitesi Toplantısı'nda ise Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmişti.
 
Göbeklitepe’nin sırrı ne?
İnsanlık tarihinin en eski medeniyeti. Mısır piramitlerinden binlerce yıl daha eski. Tam 12 bin yaşında. Göbeklitepe’nin sırrı halen çözülebilmiş değil. Bir çobanın hayvanlarını otlatırken bulduğu Göbeklitepe, dünyanın en eski arkeolojik keşfi. Bugüne kadar yalnızca yüzde 5’i gün yüzüne çıkarılabilmiş. Hakkında pekçok iddia, söylenti ve modern-efsaneler mevcut.
 
YÖRESEL MUTFAKLARHazreti İbrahim’in Tapınağı olduğunu, Sirius’a tapmak için inşaa edildiğini, henüz bütün sırları aydınlatılamayan Stonehenge ile paralel ve benzer bir inanç olduğunu söyleyen arkeolog, tarihçi, astronomlar var. Sümerler‘den kaldığını savunanlar da çıktı fakat Sümer teorisi yapılan tarihleme ile uyuşmuyor.
 
Göbeklitepe’deki tapınağın henüz kazılmayan Karahantepe, Sefertepe ve Hamzantepe’deki tapınaklarla birlikte bir dörtlü olduğunu savunan tarihçiler de mevcut. Kemik bulunamamasının nedenini mezar geleneği olmamasına ve ölülerin “Güneşe gömülmesi” yani açık havaya bırakılan cesetlerin yırtıcı kuşlarca yenildiği kuşların göğe yükseldiğinde ölülerin ruhlarının da göğe yükseldiğine inanıldığını savunan tarihçiler bulunuyor.
 
Göbeklitepe için dünyanın en eski tapınağı, “Dinin doğdu yer” ve hatta “Cennet Bahçesi” (Aden Bahçesi) deniliyor. Tarih kitaplarını tamamen değiştirdiği gerçek ama “Cennet Bahçe”si olabilir mi?
 
Kazıları yöneten Alman Arkeolog Klaus Schmidt, “Tüm kanıtlar gösteriyor ki burası insanlığın doğduğu yer. Göbekli Tepe, Adem’le Havva’nın yaşadığı Cennet Bahçesi’ndeki bir tapınaktı” açıklamasıyla bütün ilgi çekmeyi başarmıştı.
 
Cennet Bahçesi Harran Ovası’nın tepesinde olmasa bile yepyeni bir tartışma başladı. Bunun arkasından popüler kültür ürünü roman, belgesel ve hatta komplo teorileri ortaya çıktı. Örneğin Tapınak Şövalyeleri’nin kutsal kaseyi yüzyıllar sonra dönüp oraya sakladığı gibi söylentiler de var.
 
ZEYTİNYAĞLILARAlman arkeolog Schmidt, kutsal kitaplarda yer alan Adem ile Havva’nın kovulduğu Cennet Bahçe’sini Şanlıurfa’da olduğunu iddia ediyor. Göbekli Tepe’nin kutsal kitaplarda tasvir edilen yer olduğunu ileri süren arkeolog Klaus Schmidt, bulguların bunu ispatladığını savunuyor. 
Schmidt, 14 bin yıl öncesine ait buluntulardan yola çıkıp Adem ile Havva’nın yasak elma ağacının meyvesinden yiyerek kovuldukları yerin “Göbekli Tepe” olduğunu ileri sürüyor.
 
Göbeklitepe Nasıl keşfedildi?
1994’te sürüsünü otlatan bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Göbekli Tepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu, yetkililere götürdü. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye giderek incelemelere başladı.
 
Kazılarda çıkarılan 45 tane T şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor. Bu anıtlardan her biri 15 ton ağırlığında ve 6 metre yüksekliğinde.
 
Mısır’daki Büyük Piramitlerin 4 bin 500 yaşında ve İngiltere’deki Stonehenge’in 6 bin yaşında olduğu düşünülürse, bu kazının dünyanın gelmiş geçmiş en önemli arkeolojik kazısı olduğu belirtiliyor.
 
Göbeklitepe Cennet Bahçesi mi?
Schmidt’e göre artık çorak olan Göbekli Tepe, bir zamanlar çok bereketli bir bölgeydi. Ancak insanlık, çevrenin bozulmasına yol açarak bu “cennet”in yok olmasına sebep oldu. Göbekli Tepe’de bulunan taşlar, M.Ö. 8000’de toprağa gömüldü.
 
KEBAB TARİFLERİSchmidt, kutsal kitaplardan da alıntı yaparak iddiasını savunuyor. İncil’in Yaradılış bölümünde cennet bahçesinin Asur’un batısında olduğu yazıyor. Göbekli Tepe de burada. Cennet Bahçesinin 4 nehirle çevrelendiği, bunlardan ikisinin de Fırat ile Dicle olduğu biliniyor. Asur tabletlerinde Beth Eden adlı bir medeniyetten bahsediliyor. Yeri Göbekli Tepe’nin bulunduğu yer tarif ediliyor. Tevrat’ta da bahçenin Suriye’nin kuzeyinde olduğu belirtiliyor. Eden kelimesi Sümerce Ova anlamına geliyor. Göbeklitepe de Harran Ovası’nın hemen içinde.
 
Reading Üniversitesi’nden Steve Mithen, “Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü” diyor.
Göbeklitepe’ye Sirius İddiası
Milano Polytechnic Üniversitesi’nden İtalyan arkeo-astronom Giulio Magli, Göbeklitepe’nin Stonehenge gibi, gök cisimlerinin hareketlerini takip etmek ve onlara tapınmak için yapıldığını iddia ediyor. Magli, iddiasını yaptığı simülasyonla Göbeklitepe inşa edildiği dönemdeki gökteki yıldızların konumlarının tespit ettiğine dayandırıyor.
 
İtalyan astronom, Dünya’nın kendi eksenindeki hareketinden dolayı yıldızların son bin yılda konumlarının değiştiğini, bir zamanlar ufuk çizgisine yakın beliren yıldızların farklı konumlarda yükseldiği ve görüldüğünü, yeniden belirmeleri için de binlerce yıl geçebileceğini söylüyor. 
 
Sirius, Ay, Venüs ve Jüpiter’in ardından gece karanlığındaki en parlak dördüncü gök cismi. Magli, antik Mısır takviminin Sirius’un hareketlerinden yararlanılarak hazırlandığını, binlerce yıl önce Göbeklitepe’nin bulunduğu enlemde benzer amaçlara hizmet etmiş olabileceğini söylüyor. “Sirius 9300 yıl önce ufuk çizgisinin altında görünüyordu. Gökte aniden beliren bir yıldızın, bir dinin doğumuna sebep olduğunu düşünebiliriz, bence Göbeklitepe bir yıldızın doğumu üzerine inşa edildi”dedi.
PİLAVLARGöbeklitepe
Göbeklitepe Höyüğü, 1963’te Şanlıurfa’da fark edilen tapınma alanıdır. Dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir köylü sayesinde anlaşılabilmiştir.
 
Şanlıurfa’ya 80 dakikalık bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün işbirliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup, her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır.
 
Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda bir Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı.
Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar günyüzüne çıkartıldı. Bölgenin önemi ise günyüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır.
 
Harran ovasını kuzeyde sınırlayan dağ silsilesinin en yüksek noktasında yer alan, topografik özellikleri ile geniş görüş mesafelerine hakim bir konumda bulunan Göbekli Tepe, avcı toplayıcı insanların yarattığı bir kült merkezidir. Arkeolojik araştırma tarihinde neolitik dönem için düşünülen modelleri, teorileri alt üst eden verileri günümüze ulaştırmaktadır.
 
Göbekli Tepe, çapı 30m. ye ulaşan yuvarlak ve oval planlı, sayışı 20’yi bulan yapılardan oluşur. Bunlardan 6 tanesi kazı sırasında ortaya çıkarılmış, diğerleri jeomanyetik ve georadar yöntemleriyle yapılan ölçümler sonucunda belirlenmiştir. Bu ölçümlerle elde edilen sonuçlar Göbekli Tepe’nin neredeyse 12000 yıl öncesinde insanoğlu tarafından seçilen ve yaratılan büyük bir buluşma merkezi olduğunu, günlük yaşama yönelik mekanlarla değil, törensel amaçlı inşa edilmiş, anıtsal yapılarla kaplı olduğu görüşünü desteklemiştir.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Foto Galeri Haberleri