loader

Lezzet Membaı Şehirler

Adnan ŞAHİN
Yazar:Adnan ŞAHİN
Bu yazı 214 kez okundu

Lezzet Membaı Şehirler: Giresun & Trabzon
 
İnsanı heyecanlı ve bir o kadar misafirperver ve becerikli. Çok fazla ekilebilir toprak olmaması bu çalışkan ve üretken insanları yıldırmamış. Onlar topraklarında yetişen her ürünü kullanmayı ve özel lezzetler ortaya çıkarmayı başarmışlar. Yeşilin sınırsız tonları arasında sahil ile dik yamaçlar arasında çok da kolay olmayan bir hayat. Karadenizlilerin mutfak kültürlerini biraz derinlikli incelerseniz, her metrekare toprak parçasını ne kadar ustaca kullandıklarını görürsünüz. 
 
Bu toprakların kıyılarında hamsi efsane olmuş; mısır ekmeği, karalahana ve envai çeşit her mevsimde başka yenilebilir otlar bölgenin bir uçtan bir uca lezzetli gerçeği. Karadeniz’in iç kesimlerinde ise bambaşka bir dünya var. İç Anadolu’dan oldukça etkilenmiş bu bölgelerdeki bereketli topraklarda tahıl ve pirinç başrolde.
 
Açıkçası benim için Doğu Karadeniz Giresun’da başlar. Lezzet arayanlar Batlama Hamsi ile şaşırabilirler. Giresun girişinde sizi Şoray Balık karşılar ama ne karşılama, ben leziz balıklardan daha çok şahane Sakarca, Bezelye Tavasına hayranım; denge, teknik, lezzet hepsi bir arada. Sonra Batlama Deresi’nin hemen yanından Kulakkaya Yaylası’na çıkış başlar, hiç bitmesini istemezsiniz manzaralı yolun. 
 
Ama unutmayın Kulakkaya Yaylası’nda Gırıkbahçe var. Sevgili Zeki ve Şükran çiftinin muazzam ev sahiplikleri yanında Isırgan Yağlaşı, Tereyağında Yumurta, Yumurtalı Pazı Kavurma, başka hiçbir yerde yiyemeyeceğiniz Karalahana Çorbası gibi lezzetler sabırsızlandırır sizi ve hepsi birbirinden şirin sevimli gençlerle kaynaşırsınız şömine başında. Zeki’den hikâyeler ile akşam olmuştur. Artık yüksek ve temiz oksijenin de etkisi ile rota oteldir. 
 
Bu yükseklikte acaba iyi bir konaklama şansım var mı diye düşünürken görkemli silüeti ile sisler arasında tamamı ahşap, işçiliğine hayran kalacağınız Zifin Otel ve hikâyesi sizi heyecanlandırır. Ertesi gün sabah erken olacaktır, çünkü dağ havası beş saatlik uyku ile sizi zıpkın gibi yapar. Gırıkbahçe’de rüya gibi bir kahvaltı ve ver elini Giresun. Ben atom karınca olarak görüyorum sevgili Oğuz ve eşi İlknur Hanım sokak başında Türkiye’nin açık ara en iyi dondurması ile beklerler sizi. Sakın karıştırmayın, mekân rahmetli babasının adı ile Halil Usta diye anılır. 
 
Yanındaki Giresun Bıçakçısı Haluk Yücesan etkileyici bıçaklar ve hikayeler ile silinmez izler bırakır bırakmasına da merak ederim bu her biri birbirinden değerli turistik değerlerin farkında mı acaba Giresun Belediye Başkanı, Giresun Valisi? Açıkçası sanmıyorum ve yanılmayı çok isterim. Neyse yolculuk daha derinlere, Görele’ye doğru yol alırsınız. Hedefte Trabzon var. Görele’de sevgili Şükrü Gödek’e ait Destan mola noktanızdır. İster sabah kahvaltısı, ister ise şahane Karadeniz pideleri ile öğle yemeği. Bu arada en özel çaylardan almak için doğru yerdesiniz. 
 
Görele’nin meşhur dondurması için özel alan oluşturmuş ve bir küçük ilçe belediye başkanı olarak özel işlere imza atmış Görele Belediye Başkanı her şeyden önce turizmin ilçesine katacaklarının farkında.
 
Trabzon’a varmadan Akçaabat’ta Komaroğlu olmazsa olmaz durağınızdır. Akçaabat Köfte zirve yapmıştır bu mekânda, yoktur eşi ve benzeri.  Artık Trabzon başlar. Açıkçası belediye hizmetleri şaşırtabilir. Çok zor coğrafi koşullardaki Akçaabat ve Trabzon, çok ciddi belediyecilik örnekleri… Trabzon deyince akla elbette No:On Yöresel Ürünler geliyor. Özel ve lezzetli ürün adına ne ararsanız bulursunuz. Trabzon’dan ileri gitmek için ne yalan söyleyeyim çok fazla sebebim yok. O canım Rize yaylaları ülkemizin yeni pahalı lokasyonlardan biri olmuş, bu arada biraz da berbat olmuş. 
 
Arap turistlerin istilasında bu durum esnafı etkilemiş olsa gerek, fiyatlar konusunda oldukça ilginç durumdalar. Kalite yerlerde fiyatlar tavan. Ama Çayeli var, her şeye rağmen lezzete çağırır. Rize’yi transit geçip Çayeli Lale’ye ulaşmak ve lezzetin doruklarına varmak lazım. Ömer Temurci yönetimindeki Lale tek başına bir klasik.
 
Elbette Karadeniz’in içlerinde Şebinkarahisar, Gümüşhane uçlarında zirvelerinde Şavşat, Yusufeli gibi lezzet durakları var. Ama bu kadar sığıyor, bir başka zaman Doğu Karadeniz’e tekrar döneceğiz inşallah.
 
Akçaabat Köfte
Malzemeler:
(1Kg Akçaabat Köfte İçin)
750 g dana eti
175 g bayat ekmek
60 g dana iç yağı (etin sertliğine göre)
1 tatlı kaşığı tuz
2 diş sarımsak
 
Hazırlanışı:
Kasaplar tarafından kemiksiz ve kıyma hâline getirilen etler; bayatlamış Trabzon ekmeği, tuz, sarımsak ve iç yağ ile harmanlanır. Elle yoğurulan kıyma belli gramajlarda porsiyonlanarak son şeklini alır. Daha sonra porsiyonlanmış olan köfteler; ambalajlanarak soğuk ortamda 2 saat dinlendirilir. Dinlendirilmiş olan Akçaabat köfteleri ızgarada pişirilip servise hazır hâle getirilir.
 
Fasulye Turşu Kavurma
Malzemeler:
Kavurmalık fasulye turşusu (Konserve olabilir)
2 adet soğan
Yağ (sıvı ya da tereyağı)
1 tatlı kaşığı salça
 
Hazırlanışı:
Kavuracağımız kadar turşu kavanozdan çıkartılarak biraz suda bekletilir. Tavada yağı kızarttıktan sonra piyazlık kesilmiş soğanlar eklenerek pembeleşene kadar kavrulur. Salçası da eklenir. Suda bekletilen fasulyeler yemeklik gibi doğranarak (bütün de olabilir) tavaya alınır. Biraz soğan ve salça ile karıştırılır. Yarım çay bardağı kadar su eklenir. Kaynadıktan sonra servis tabağına alınarak servis edilir.
 
Türkiye’nin En İyi Dondurmacısı Uzido
Yeşilin onlarca tonu ve insanların renkliliğinin yarıştığı coğrafya ile hareketli türkülerini hayata dönüştürmüş Doğu Karadenizliler… Heyecanlı görünüşlerinin ardında samimi, sağlam insanlar… Tıpkı Oğuz Uzal ve ailesi gibi… Türkiye’nin açık ara en iyi dondurmacısı Uzido’dan bahsedeceğim size. Yıllar önce babası birçok meslek alanıyla uğraşırken aklına dondurma yapma fikri gelmiş ve dondurma yapmayı denemeye başlamış Halil Usta. Denedikçe başarılı olmuş. Başarısına inandıkça da diğer mesleklerden uzaklaşıp dondurma dükkânı açmış kendisine Giresun’da. İlk olarak Halil Usta Balkaymak ismini vermiş dükkânına. Babasını kaybettikten sonra kendi yolunu çizmeye karar veren Oğuz Uzal ise kendine yeni bir marka ismi ararken, soyadının ilk iki harfini ve Giresun şivesinde “yapıyor yerine yapi, uzuyor yerine uzi” gibi konuşulduğu için devamına  “i “harfi eklemiş, sonuna da dondurmanın “do” hecesini koyarak ortaya çıkan “Uzido” markası ile devam etmiş baba mesleğine.
 
Hiçbir katkı maddesi, renklendirici içermeden meyvenin en saf hâlini kullanarak şaşırtıyor damakları Oğuz Uzal. 2000’li yıllar Uzido için dönüm noktası olmuş. Dondurmayı geliştirip damak tadı edindikçe, farklı çeşitler ortaya çıkarmaya başlamış. Daha Önce hiçbir yerde tatmadığınız kadar çeşit çeşit dondurmaları tadabilirsiniz. Bu lezzet zamanla önce çevre illere de yayılmış, yani talep artmış; ancak kalite hep aynı kalmış.. İncirden, Giresun’un cevizinden, İsabella üzümünden öyle bir lezzet çıkıyor ki karşımıza ne siz sorun ne ben anlatayım. Sıradanlığı aşmanın en kolay ve güvenli yolu kendin olmak, bulunduğun yere ve topraklara sahip çıkmaktır diyoruz hep. Sağlıklı, lezzetli ve bize ait olan Anadolu toprağının değerine inanan insanların varlığına inançla…
 
Pancar Çorbası
Malzemeler:
1 demet pancar
½  bardağı haşlanmış mısır
1 su bardağı haşlanmış fasulye
1 çay bardağı yarma
½ çay bardağı pirinç
½ çay bardağı bulgur
2 tane çarliston biber
2 yemek kaşığı sıvıyağ
2 yemek kaşığı mısır unu
1 adet kuru soğan
Tuz
 
Yapılışı:
Pancarlar iyice yıkanır, doğranıp suyun içinde bırakılır. Daha sonra çorbayı pişireceğimiz tencereye su koyup, suyun içine sırasıyla yarma pirinç, bulgur, mısır, fasulye ve çarliston biberi doğranıp ilave edilir. Çorba kaynayınca süzdüğümüz pancarlar eklenir. Biraz pişince karıştırılarak bir miktar su ile çırpılmış mısır unu yavaş yavaş ilave edilir. Topaklanmamasına dikkat edilir. Diğer yandan bir tavada yağ ile beraber soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Kaynayan çorbanın içine ilave edilir ve yeteri kadar tuz eklenir .Çorba pişince ateşten alınır. Üzerine pul biber serperek mısır ekmeği ile servis edilir. Çorbanın piştiği, pancarın ezilip ezilmediği kontrol edilerek anlaşılır.
 
Isırgan Yağlaşı
Malzemeler:
 
2 demet ısırgan otu
5 çorba kaşığı un
5 diş sarımsak
1 yemek kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı nane
Tuz
Su
 
Yapılışı:
Isırgan otları iyice seçilip bir güzel yıkanır. Daha sonra bir tencerede kaynayan suyun içine atılıp haşlanır. Haşlanan ısırgan otları bir kabın içine süzülür. Bir miktar kendi suyundan, bir miktar da normal sudan katılıp ezilir. Daha sonra un ve tuz eklenerek, ocakta muhallebi kıvamını alana kadar pişirilir. Ayrı bir tavada tereyağı eritilir, üzerine sarımsak ve nane eklenir. Eriyen yağ karışımı ocaktaki ısırganın üzerine dökülür. Sıcak olarak servis yapılır.





Benzer Makaleler