loader

Beslenme Odaklı Genel Bir Değerlendirme;

İbrahim SELAM “Matbah-ı Has Amire”
Yazar:İbrahim SELAM “Matbah-ı Has Amire”
Bu yazı 588 kez okundu

Beslenme Odaklı Genel Bir Değerlendirme;

Sevgili arkadaşlarım saygıdeğer  meslektaşlarım, değerli dostlarım, bir başka yazımda yine sizlerle birlikteyiz;

Son yıllarda gerek ülkemizde ve gerekse dünya da beslenmeyle ilgili inanılmaz çarpıklıklar gözle görülmektedir. Düzensiz ve sağlıksız beslenmeler, bir de zamansız beslenmelerle birleşince ortaya hiç te hoş olmayan görüntüler çıkmaktadır. Çağımızın hastalığı düzensiz, sağlıksız ve dengesiz beslenmelerle meydana çıkan obezite hastalığıdır.

Bu yüzden yazı başlığımı beslenmeye genel bakış olarak adlandırdım. Gelin şimdi önce ülkemiz başta olmak üzere avrupa ve diğer dünya ülkelerinin beslenme konusundaki  hassasiyetlerine bir göz atalım. Tarih boyunca insanlığı ilgilendiren en önemli sorunlar arasında beslenme ve karın doyurma önemini sürekli korumuştur. 

Tarih boyunca insanlar barınma karın doyurma ve düşmanlarından korunma olarak özetlenebilen üç ana gereksinimlerini öncelikle çözümlemek zorunda kalmışlardır.

Bunların içinde beslenmenin ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Yüzyıllardır uğraşılmasına karşın , bugün dünyamız hala kötü beslenen insanlarla doludur. 

Kötü beslenme denince üç şey aklımıza gelir.

A) yetersiz

B) dengesiz

C) aşırı beslenme

Vücudun büyümesi, gelişmesi ve organların işlevlerini yerine getirebilmesi için, kısaca gerçek anlamda sağlıklı yaşayabilmek için kişi besin öğeleri adını verdiğimiz yapı taşlarını yeterli ve hepsinden belli oranda dengeli tüketmek zorundadır. 

İnsanoğlu hayatı boyunca tek bir besin maddesi ile beslenemez,

Tek bir besin öğesi ile yaşanmayacağı gibi, tutarlı tutarsız her şey birbirine karıştırılarak yenmemelidir. Bunlar pek çok toplumlarda görüldüğü gibi, ister normal gereksinimden az ister fazla alınmış olsunlar, sonuçta düzensiz besin alınımında bir dengesizlik oluşacaktır.

Beslenme konusunda bireylerin eğitimi önemli rol oynamaktadır.

Pek çok toplumda görenekler ve gelenekler beslenme sorununun önemli boyutlara ulaşmasına neden olabilmektedir. Aynı sorun aşırı beslenme olgusu içinde geçerlidir.

Toplumlar beslenme konusunda yeterli miktarda eğitilmedikçe ,aşırı beslenen kişi sayısı azalmayacak aksine artacakdır. Bugün amerika ve bazı avrupa ülkelerinde olduğu gibi toplum obez olmaya mahkumdur. Aşırı beslenme şişmanlık, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp beyin ve böbrek hastalıklarını davet eder. Bu tür hastalıklar hem yaşam kalitesini düşürür, hem de ömürlerin kısalmasına neden olur.

Türkiye beslenme açısından dünyanın sayılı mutlu ülkelerinden birisiydi.

Besin üretimi hem kendisine yetmekte olup, aynı zaman da fazlasını da satabilme kabiliyetine sahip bir ülke görünümündeydi. Ama son zamanlarda üretilen yanlış politikalar nedeniyle üretip dışarı sattığımız besin maddelerini artık dışardan ithal etmek zorunda kaldık. 

Toplum olarak beslenme alışkanlığımızda daha çok tahılla beslenme alışkanlığı olarak karşımıza çıkmakta bunun da tek nedeni ekonomi yani alış gücümüzün olmayışıdır. Bu nedenledir ki besin üretimine gerekli önem verilmeli aynı zamanda modern bir yapıya kavuşturmalıyız.

Şöyle bir düşünün ki her tarafımız denizlerle çevrili, göllerimiz ve nehirlerimiz çok çok fazla, fakat ülkemiz balık tüketemiyor, çünkü deniz ürünleri inanılmaz pahalı ve bu fiyatlara halkımızın balık ve deniz ürenleri yiyebilmesi neredeyse imkansızlaşıyor. Ayrıca belki de hayvancılıkta dünya da inanılmaz söz sahibi olabileceğimiz bir konuma sahipken, maalesef bu konuda da inanılmaz sorunlarımız var.

Nüfusumuzun büyük bir çoğunluğu artık kırmızı eti sadece kurban bayramlarında görebilir hale geldi, ya da kasap dükkanlarında veya büyük alışveriş merkezlerinin vitrinlerinde görebiliyorlar, herkesin nusret'e gidecek hali yok.

Diğer bir başka konu sebze meyve ve narenciye konusu

Üreticide 25 veya 50 kuruş, alışveriş merkezlerinde, semt pazarlarında manavlarda marketlerde 3 tl, 5 tl, 10 tl inanılır gibi değil, nohut pirinç mercimek bunları saymıyorum,, en ucuzu 5 tl den başlıyor.

Ayrıca bu kadar zeytin üreticiliği yapmak ve bu kadar zeytinyağı üretebilen bir ülkeyken kişi başı zeytinyağı tüketimimiz yıl da 2 kg, yani günde 6 gram civarında zeytinyağı tüketebiliyoruz, çünkü çok çok pahalı, 2 kiloluk bir sızma zeytinyağı en düşük 35 tl den başlıyor.

Yunanistan yılda 22 kg, italya yılda 24 kg ve ispanya bile yılda kişi başı ortalama 18 kg zeytinyağı tüketirken, türkiye'de yılda kişi başı sadece 2 kg zeytinyağı tüketebiliyoruz.

Bu durum çok çok acı ve üzerinde çok düşünülmesi gereken bir durum 

Doğal olarak besinleri yalnız üretmekle kalmayıp, bunları halkın alabilme gücünü oluşturabilmek, bolca tüketebilmelerine imkan ve olanak sağlamak, aynı zaman da besin öğeleri yönünden daha zengin ve kaliteli olmalarına  gereken önemin verilmesini sağlamaktır.

Ülke olarak kişi başı yıllık et tüketimimiz amerika'nın  altıda biri kadardır, yani amerika'da yaşayan bir insan bizim ülkemizde yaşayan bir insandan 6 kat daha fazla et tüketmektedir.

Bu istatik'ler bu seneyi kapsamamaktadır, nedenlerini açıklarsak sizlerin de bildiği gibi ülkemizde et satış fiyatları inanılmaz derece yükselmiş durumdadır, ülkemizdeki bir çok ailenin evine et girememektedir, veya çok az miktarlarda girebilmektedir, 

Düşünsenize asgari ücretlerle çalışan bir topluma dönüşen bir ülke durumundayız ortalamaya vurursanız, et ve et ürünlerinin fiyatları ortada, nasıl haftanın en az iki günü evinize doyurucu şekilde et veya balık alabilirsiniz? Ancak ve ancak kurban bayramlarını beklemek zorundasınız, bayramlar da ya kurban kesebilirsiniz, veya kurban kesenlerin getirdikleri ile idare edersiniz. 

Zaten son zamanlarda bir çok kesim doğru dürüst kurbanlarını pay bile yapmıyor, kanı dışarıya, eti içeriye misali  sevgili okuyucular beslenme konusu ve ülkemizdeki beslenme dengesizliği sadece et ve et ürünleri ile sınırlı değildir.

Beslenmeye genel bakış dediğimizde insanlar sadece yiyecek ve içeceklerle beslenmezler, aynı ölçülerde inanç, huzur, aile, akrabalık, dostluk, arkadaşlık, sevgi, saygı, samimiyet, dürüstlük, bağlılıklarda insanların manevi yönden doyuma ulaşmaları için çok büyük bir gereksinimdir.

Yani insanların ruhen ve manen de iyi beslenmeleri gerekmektedir, son yıllarda maalesef tüm bu bizi biz yapan bizi insan yapan duygularımızdan da çok uzaklaştık,

Yani genel olarak hiçbir şekilde iyi beslenemiyoruz.

Sevgili arkadaşlar yeniden konumuza yani sağlıklı beslenme ve yeterli beslenmeye dönecek olursak yediğimiz besinlerde proteinlerin önemi çok büyüktür,

Proteinlerin vücudun büyüme ve gelişmesinde , eskiyen ve yıpranan dokuların onarımında çok önemli bir öge olduğu göz önüne alındığında , proteinden yoksun bir beslenmenin önemi de kendiliğinden anlaşılır.

Protein yetersizliği için de bulunan bir hamile bayandan doğacak çocuk ana rahminde gelişmeyecektir. Özellikle beyin gelişmesi yönünden sorun yaratacak boyutlara varacaktır, sağlıksız doğan bir bebek  sağlıksız bir şekilde büyütülürse yaşadığı topluma hiçbir şey veremediği gibi bir çok sorunun'da başlangıcı olacaktır.

Çünkü yetersiz ve sağlıksız beslenen toplumlarda olayı sadece bir bebeğe bağlayamayız, çünkü böyle ülkelerde sağlıksız bir toplum  meydana getirilirse  o ülke-de birlik beraberlik ve gelecekten bahsedemeyiz, ancak ve ancak terör-ün hırsızlığın, anarşinin, tecavüzlerin, ve kimsenin kimseye güvenmediği ülkeler haline geliriz.

Bu gibi durumlarda,  zaten ortada birlik ve beraberlik içinde yaşayabilen ülke falanda olmaz. Orta doğu ve afrika ülkelerinde bu gibi ülkelerin sayıları çok çok fazla, çünkü hiçbir yönden yeterli beslenmelere sahip değiller, ne ruhen, ne manen, ne de madden, zaten birbirlerine inanma ve güvenme duyguları da yok denecek kadar az olan ülkeler.

Sevgili arkadaşlar sağlıklı dinamik huzurlu geleceğe güvenle bakabilen yeni nesillere güçlü bir ülke bırakmak istiyorsak, bunun ana nedenleri ekonomik alım gücü ve sağlıklı yaşamdan ve sağlıklı beslenmekten geçer, ben sağlam kafanın sağlam vücutlarda olduğuna inananlardanım,

Sevgili okuyucular dengeli düzenli ve sağlıklı beslenmenin hiçte kolay olmadığı ülkemizde, ailelerin bilinçlendirilmesi yani eğitimi şarttır. Dengeli ve düzenli beslenmek ne kadar ekonomik bir gereklilik arz etsede, bence bilinçli beslenme diyeceğimiz beslenme eğitimi de şarttır.

Yediğimiz gıda maddelerinin ne kadarı protein, ne kadarı yağ, ne kadarı karbonhidrat, ne kadarı mineral içeriyor bilmeliyiz.  Hepsinden dengeli biçimde almalıyız. Kur’an da allah(cc) her şeyi denge içinde yarattık diyor. İşte bu dengeyi bozmadan yürütürsek hayat kalitemizde iyi olur. Ömrümüzde uzun ve bereketli olur.

Son sözüm tüm annelere ve tüm babalara, çocuklarınıza yeterinden çok daha fazla zaman ayırın, uyduruk ahlaksız evlilik programları, ahlaksız diziler, ahlaksız programlar, survivor-lar, yetenek sizsiniz-ler, o ses türkiyeler sizlere hiçbir şey kazandırmaz.

Tüm bu rezil programları izlemekten vazgeçin, çocuklarınıza ve ailelerinize zaman ayırın. Belki de çocuklarınıza maddi ve zenginlik yönünden çok fazla bir şey veremezsiniz. Onlara iman zenginliği aşılayın, birlikte namaz kılın, şükretmeyi öğretin, en büyük zenginlik bu değil midir? 

Belki de çocuklarınızın her gün karınlarını tıka basa doyurup istedikleri kıyafetleri eşyaları alamayabilirsiniz, ama onlara gereğinden fazla zaman ayırırsanız, onları canı candan canı gönülden dinlerseniz, çocuklarınızın düşüncelerine ortak olup onları ciddi bulursanız, onlarla oyunlar oynayıp çizgi filmler izlerseniz inanın ki çocuklar çok çok mutlu olacaklardır. 

Çocuklarımızı sevgi saygı inanç ve güler yüzlerimizle doyuralım, sağlıklı nesiller yetiştirmek umuduyla, hep birlikte güzel ve sağlıklı bir geleceğe.

Bir başka yazımda buluşmak üzere,  allaha emanet olun

İbrahim selam “matbah-ı has amire”






Benzer Makaleler