Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_16

Şerhte keklikten söz edilmezken, altı adet kaz ile 10 adet ördek kayda geçmişti.Tarçın ve safran gibi baharat da listeye dahil edilmemişti, oysa zerdeye safran konmuş olmalıydı. Sadece 220 miskal

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_15

mönüdeki çeşitler birbirinin ardından tek tek sunuluyor olsaydı, bütün böreklerin, etlerin, çorbaların ve diğer çeşitlerin sıra takip eden bir listesini bulmayı beklerdik. Bu yüzden birkaç çeşidin

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_14

Bütün bunların yanı sıra peynir, kaymak ve şekerle yapılan dane, ıspanaklı ve köfteli dane-i bulgur, ta’am-ı çömlek, erz-i şir (bir tür sütlaç), sabuniye ve şekerle hazırlanan bir tatlı daha vardı. Muhtemelen tatlı olan bir başka çeşit de ‘idiye diye kaydedilmişti, burada

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_13

Ziyafet, börek ve çömlek aşı ikramının ardından balık kavurması ve balık çorbasıyla sona ermişti.Elimizdeki defterde sıralanan muhtelif ziyafetleri karşılaştırdığımızda, sosyopolitik yapıdaki hiyerarşinin

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_12

ikramının ardından balık kavurması ve balık çorbasıyla sona ermişti.Elimizdeki defterde sıralanan muhtelif ziyafetleri karşılaştırdığımızda, sosyopolitik yapıdaki hiyerarşinin ziyafetlere yansıdığını görüyoruz. Rütbenin yüksekliği, sunulan yemek

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_11

ehl-i divan sofralarının en çarpıcı özelliklerinden biri mönüde tatlı bulunmaması. Yine de, zaman zaman, şeker kullanımını gösteren defterde “hoşab-ı ehl-i divan:... [kıyye]” gibi kayıtlar buluyoruz. Bu durumda, genellikle kuru bazen de taze meyvelerden yapılan bu

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_10

Onlara sunulan şurba-i makiyan kırk tavuktan, paşaların çorbası ise on dört tavuktan yapılmıştı; ancak ehl-i divan üyelerinin başka kümes hayvanlarından yiyip yemedikleri belirtilmemiş. Toplam 132 güvercinin, 90 ni vezirlere, 32’si ağalara, ıo’u ise darüssa’ade ağalarına ayrılmış, 16 kaz ile 33

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_09

Aslında padişahın içmesi; içecek olarak yalnız bulunduğundan, başka bir içeceğin olmadığından dolayı söz konusu olan bir olgu gibi görünmektedir. Ancak D’Ohsson eserinde “...müslümanlar içecekleri şeyler hususunda da yiyeceklerinde olduğu gibi titizdir...

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_08

içecek olarak yalnız bulunduğundan, başka bir içeceğin olmadığından dolayı söz konusu olan bir olgu gibi görünmektedir. Ancak D’Ohsson eserinde “...müslümanlar içecekleri şeyler

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_07

Başta Padişah olmak üzere kullanılan bütün porselen tabaklar; özel bir topraktan yapılan hamurun gizli bir teknikle işlenmesi sonucu yemeklere konulması, muhtemel zehirlerden etkilenerek parçalandığında bir çeşit emniyet sübabı olarak kabul görüyordu.

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_06

Mutfak denilince ilk akla gelen “aşçılar”dır. Aşçılar Acemioğlanlardan seçilerek görevlendirilirler, çeşitli aşamalardan geçerek aşçı Unvanına sahip olurlardı. Her mutfak için aşçı adayları; Şakirtlik (çıraklık), Halifelik (kalfalık) kademelerinde

Osmanlı ve Türk Mutfağından Dipnotlar_05

Fatih Sultan Mehmet’in sofrasında Karidye (karides), balık yumurtası (beyzai mahi) kurutulmuş balık (çiroz) kekikli morina baliği, ve istiridye varken günümüzde bunlara haram diyen saygıdeğer mi, değmez mi bilmiyorum ama haram diyen