loader
Tarihin Lezzet Kütüphanesi

Tarihin Lezzet Kütüphanesi

Anadolu Mutfağının Önemi Vurgulandı"Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ve bölgesine ait...

Türk mutfağı Brüksel'de tanıtıldı & Tarihin Lezzet Kütüphanesi Anadolu
 
Belçika'nın başkenti Brüksel'de kurulan TURBO Ofisi'nin bu yılki faaliyetleri kapsamında 2 gün boyunca Göbeklitepe ve Türk mutfağının tanıtımı yapıldı.
 
Anadolu Mutfağının Önemi Vurgulandı
"Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ve bölgesine ait damak tadı konuklara sunulurken, etkinliğin sloganı olarak ise "Bilgi tat almaksa, en büyük kütüphane Anadolu" ifadesi kullanıldı. Ünlü aşçı ve etin ustası olarak bilinen Cüneyt Asan da Göbeklitepe ve Şanlıurfa mutfağına özgü yemekleri katılımcılara ikram etti.
 
Gurur Gecesi
Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Levent Gümrükçü de tanıtımın yapılmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Türkiye adına gururlu bir organizasyon gerçekleştirildiğini aktaran Gümrükçü, "Gerçekten bizim için gurur gecesi bugün. 
Medeniyetlerin beşiği olarak bilinen Anadolu'muzun, gerçekten medeniyetlerin beşiği olduğunu kabul eden başka örneği olarak Göbeklitepe'yi burada tanıtmaktan gurur duyuyoruz. Bu tanıtımı gastronomi üzerinden yapmakta ayrı bir güzellik oldu. 
 
12 bin yıl önce bulunacak ürünlerden sergilenen menüde hem Şanlıurfa'mızı, hem Göbeklitepe'mizi hem de Türkiye'mizi güzel bir şekilde temsil ettik. Bu kapsamda emeği geçen başta Şanlıurfa Büyükşehir Belediyemize ve paydaş kurumlara teşekkür ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
İnsanlık tarihinin en eski medeniyeti. Mısır piramitlerinden binlerce yıl daha eski. Tam 12 bin yaşında. Göbeklitepe’nin sırrı halen çözülebilmiş değil…
 
Bir çobanın hayvanlarını otlatırken bulduğu Göbeklitepe, dünyanın en eski arkeolojik keşfi. Bugüne kadar yalnızca yüzde 5’i gün yüzüne çıkarılabilmiş. Hakkında pekçok iddia, söylenti ve modern-efsaneler mevcut.
 
Hazreti İbrahim’in Tapınağı olduğunu, Sirius’a tapmak için inşaa edildiğini, henüz bütün sırları aydınlatılamayan Stonehenge ile paralel ve benzer bir inanç olduğunu söyleyen arkeolog, tarihçi, astronomlar var. Sümerler‘den kaldığını savunanlar da çıktı fakat Sümer teorisi yapılan tarihleme ile uyuşmuyor.
 
Göbeklitepe’deki tapınağın henüz kazılmayan Karahantepe, Sefertepe ve Hamzantepe’deki tapınaklarla birlikte bir dörtlü olduğunu savunan tarihçiler de mevcut. Kemik bulunamamasının nedenini mezar geleneği olmamasına ve ölülerin “Güneşe gömülmesi” yani açık havaya bırakılan cesetlerin yırtıcı kuşlarca yenildiği kuşların göğe yükseldiğinde ölülerin ruhlarının da göğe yükseldiğine inanıldığını savunan tarihçiler bulunuyor.
Göbeklitepe için dünyanın en eski tapınağı, “Dinin doğdu yer” ve hatta “Cennet Bahçesi” (Aden Bahçesi) deniliyor. Tarih kitaplarını tamamen değiştirdiği gerçek ama “Cennet Bahçe”si olabilir mi
 
Kazıları yöneten Alman Arkeolog Klaus Schmidt, “Tüm kanıtlar gösteriyor ki burası insanlığın doğduğu yer. Göbekli Tepe, Adem’le Havva’nın yaşadığı Cennet Bahçesi’ndeki bir tapınaktı” açıklamasıyla bütün ilgi çekmeyi başarmıştı.
 
Cennet Bahçesi Harran Ovası’nın tepesinde olmasa bile yepyeni bir tartışma başladı. Bunun arkasından popüler kültür ürünü roman, belgesel ve hatta komplo teorileri ortaya çıktı. Örneğin Tapınak Şövalyeleri’nin kutsal kaseyi yüzyıllar sonra dönüp oraya sakladığı gibi söylentiler de var
 
Alman arkeolog Schmidt, kutsal kitaplarda yer alan Adem ile Havva’nın kovulduğu Cennet Bahçe’sini Şanlıurfa’da olduğunu iddia ediyor. Göbekli Tepe’nin kutsal kitaplarda tasvir edilen yer olduğunu ileri süren arkeolog Klaus Schmidt, bulguların bunu ispatladığını savunuyor.
Schmidt, 14 bin yıl öncesine ait buluntulardan yola çıkıp Adem ile Havva’nın yasak elma ağacının meyvesinden yiyerek kovuldukları yerin “Göbekli Tepe” olduğunu ileri sürüyor.
 
Nasıl keşfedildi?
1994’te sürüsünü otlatan bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Göbekli Tepe’de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu, yetkililere götürdü. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye giderek incelemelere başladı
Kazılarda çıkarılan 45 tane T şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor. Bu anıtlardan her biri 15 ton ağırlığında ve 6 metre yüksekliğinde.
 
Mısır’daki Büyük Piramitlerin 4 bin 500 yaşında ve İngiltere’deki Stonehenge’in 6 bin yaşında olduğu düşünülürse, bu kazının dünyanın gelmiş geçmiş en önemli arkeolojik kazısı olduğu belirtiliyor.
 
Cennet Bahçesi mi?
Schmidt’e göre artık çorak olan Göbekli Tepe, bir zamanlar çok bereketli bir bölgeydi. Ancak insanlık, çevrenin bozulmasına yol açarak bu “cennet”in yok olmasına sebep oldu. Göbekli Tepe’de bulunan taşlar, M.Ö. 8000’de toprağa gömüldü.
 
Schmidt, kutsal kitaplardan da alıntı yaparak iddiasını savunuyor. İncil’in Yaradılış bölümünde cennet bahçesinin Asur’un batısında olduğu yazıyor. Göbekli Tepe de burada. Cennet Bahçesinin 4 nehirle çevrelendiği, bunlardan ikisinin de Fırat ile Dicle olduğu biliniyor.
 
Asur tabletlerinde Beth Eden adlı bir medeniyetten bahsediliyor. Yeri Göbekli Tepe’nin bulunduğu yer tarif ediliyor. Tevrat’ta da bahçenin Suriye’nin kuzeyinde olduğu belirtiliyor.
Eden kelimesi Sümerce Ova anlamına geliyor. Göbeklitepe de Harran Ovası’nın hemen içinde.
Reading Üniversitesi’nden Steve Mithen, “Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü” diyor.
 
Sirius İddiası
Milano Polytechnic Üniversitesi’nden İtalyan arkeo-astronom Giulio Magli, Göbeklitepe’nin Stonehenge gibi, gök cisimlerinin hareketlerini takip etmek ve onlara tapınmak için yapıldığını iddia ediyor. Magli, iddiasını yaptığı simülasyonla Göbeklitepe inşa edildiği dönemdeki gökteki yıldızların konumlarının tespit ettiğine dayandırıyor.
 
İtalyan astronom, Dünya’nın kendi eksenindeki hareketinden dolayı yıldızların son bin yılda konumlarının değiştiğini, bir zamanlar ufuk çizgisine yakın beliren yıldızların farklı konumlarda yükseldiği ve görüldüğünü, yeniden belirmeleri için de binlerce yıl geçebileceğini söylüyor. Sirius, Ay, Venüs ve Jüpiter’in ardından gece karanlığındaki en parlak dördüncü gök cismi.
 
Magli, antik Mısır takviminin Sirius’un hareketlerinden yararlanılarak hazırlandığını, binlerce yıl önce Göbeklitepe’nin bulunduğu enlemde benzer amaçlara hizmet etmiş olabileceğini söylüyor. “Sirius 9300 yıl önce ufuk çizgisinin altında görünüyordu. Gökte aniden beliren bir yıldızın, bir dinin doğumuna sebep olduğunu düşünebiliriz, bence Göbeklitepe bir yıldızın doğumu üzerine inşa edildi”dedi.
 
Göbeklitepe
Göbeklitepe Höyüğü, 1963’te Şanlıurfa’da fark edilen tapınma alanıdır. Dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir köylü sayesinde anlaşılabilmiştir.
 
Şanlıurfa’ya 80 dakikalık bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün işbirliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup, her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır.
 
Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda bir Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı.
Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar günyüzüne çıkartıldı. Bölgenin önemi ise günyüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır.
 
Harran ovasını kuzeyde sınırlayan dağ silsilesinin en yüksek noktasında yer alan, topografik özellikleri ile geniş görüş mesafelerine hakim bir konumda bulunan Göbekli Tepe, avcı toplayıcı insanların yarattığı bir kült merkezidir. Arkeolojik araştırma tarihinde neolitik dönem için düşünülen modelleri, teorileri alt üst eden verileri günümüze ulaştırmaktadır.
 


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler