loader
Baklalı Enginar Tarifi

Baklalı Enginar Tarifi

Baklalı Enginar Tarifi, Yöresel Mutfaklarımızda Yapılan Sebzeli Yemeklerimizden Olan Baklalı Enginar...

 
Yöresel Mutfaklarımızda Yapılan  Sebzeli Yemeklerimizden Olan Baklalı Enginar Zaman Zaman Osmanlı Saray Mutfağında Önemli Menülerin İçerisinde Sebzeli Yemekler, Zeytinyağlılar Başlığı Adı Altında  Kendi  Kategorisinde Yerini Almıştır.
 
Baklalı Enginar Tarifi
Baklalı Enginar Kullanılan Malzemeler
 
*   4 Enginar, 
*   1 Limon, 
*   5 Bardak Su, 
*   1 Yemek Kaşığı Un, 
*   500 Gram İri Taze Bakla, 
*   1 Orta Boy Soğan, 
*   4 Yemek Kaşığı Zeytinyağı, 
*   2 Yemek Kaşığı Limon Suyu, 
*   1 Adet Havuç
*   2 Tatlı Kaşığı Toz Şeker, 
*   Tuz, 
*   Karabiber, 
*   1 Demet Dereotu. 
 
Baklalı Enginar Yapılış Tarifi
Çukur bir kaba 5 bardak su ile birlikte yarım limonun suyunu ve unu koyun, karıştırın. Enginarların dış yapraklarını kopartın, saplarını kesin, ortasındaki tüyleri bıçak ve bir kaşık yardımı ile alın, bekletmeden yarım limon ve kararmamaları için her taraflarını ovun ve unlu limonlu suya baklaları ayıklayın, tanelerin bir yüzlerini bıçakla çizin, yıkayın. 
 
Soğanın kabuğunu soyun, bütün olarak ortadan ikiye bölün. Yayvan bir tencereye enginarları, Havuçları, baklaları, iki yarım soğanı, 2 kaşık zeytinyağını, içinde enginarların beklemiş olduğu limonlu unlu sudan 1 bardağın, limon suyunu, şekeri, tuzu, karabiberi koyun, ağırlık yapması için üzerlerine porselen bir tabağı ters çevirip kapatın. Tencereyi ateşe oturtun, kaynadıktan sonra ateşi kısıp en az yarım saat pişirin. 
 
Bakla ve enginarlar yumuşayıp piştikten sonra tencereyi ocaktan alın, soğanları çıkartın, soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra servis tabağına alın, kalan 2 kaşık zeytinyağını üzerlerine gezdirin, kıyılmış dereotu serpip sofraya getirin. Enginarlar büyükse arzu ederseniz ikiye bölebilirsiniz. 
 
Enginarlar körpe ve küçükse dış kabuklarını üzerlerinde bırakabilirsiniz. Körpe enginarları tek başına pişiriyorsanız soğan koymanız gerekmez. Rakı dostları soyulan enginar kabuklarını kaynatıp suyunu sabahları aç karına içmenin karaciğeri tamir ettiğine inanırlar. 
 
Evliya Çelebinin Seyahatnamesindeki Kayıtlarında Bakla;
6.300 çadırlık hacı kafilesiyle Şam' dan Mekke'ye giderken, kendisi ve adamları için yiyecek ve su satın almıştı. Yolda durdukları Tarhana Hanı'nda vakıf şartı olarak bütün hacılara yüzlerce kazan aşure aşı ve tarhana aşı dağıtılmıştı. Sonra Havran' da verilen on günlük mola sırasında herkes büyük pazardan yine erzak aldı. 
 
Bu durakta kafileye her biri dört keçi tulumu su taşıyan iki bin deve ve arpa ve bakla taşıyan bin deve katıldı. Ancak meydana gelen fırtına ve selde çok sayıda hacı öldü ve malları kayboldu. Bunun üzerine yiyecek fiyatları fırladı, bir vukıyye peksimet üç altına satılmaya başlandı. Korkunç soğuklar afetin boyutunu daha da arttırdı. Maan şehrinde hayatta kalan hacılara arpa, un ve peksimet yardımı yapılmıştı [IX 286-295].
 
Normal şartlarda bile hacılara yeterince yiyecek sağlamanın mesele olduğu görülüyor. Mısırlı hacıların Mekke' den dönerken açlıktan ölmemeleri için tüccarların verdikleri iki üç bin deve yükü bakla, arpa, pirinç, un, bal, yağ ve peksimet ve yüzlerce deve yükü Nil suyu, hacıların dostlarının da verdikleri binlerce kutu nöbet şekeri, helvalar, tatlılar ve yoğurt, askerlerin gözetiminde dönüş yolunun ortasında bulunan Ezlem'e götürülürdü.
 
Yabancı Seyyahlaradan Gerlach;  
birçok meyve sebzenin İstanbul’da “turfanda” olarak çıktığı dönemler hakkında bilgi verir. Mart ayında badem, Nisan ayında bakla ve enginar yemek mümkündür. Mayıs’ta taze fasulye ve turp satılmaktadır.
 
Muhtelif gezginler sarayın meyve-sebze ihtiyacını karşılamak için İstanbul’un içinde ve civarında pek çok bahçenin bulunduğunu belirtmektedir. Padişaha ait olan bu bahçelerde acemioğlanlar çalışmakta, yetiştirilen sebzelerin mutfağın ihtiyacından fazla olan kısmı halka satılmaktadır.


  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler