loader
Süzme Saray Aşuresi

Süzme Saray Aşuresi

Osmanlı Mutfağından günümüze kadar gelen ve saray tatlısı olarak anılan aşurenin farklı bir türü

Süzme Saray Aşuresi Tarifi;
10 Kişilik 
Süzme Saray Aşuresi Kullanılan Malzemeler
 
*    200 gr. Kuru fasulye (1 su bardağı)
*    200 gr. nohut (1 su bardağı)
*    100 gr. kuru hakla (1/2 su bardağı)
*    350 gr. keşkeklik buğday (1 ,12 su bardağı)
*    2.5  lt. su (10 su bardağı)
*    250 gr. tozşeker (1  su bardağı)
*    100 gr. badem
*    100 gr. çamfıstığı (1/2 su bardağı).
*    100  gr  kuşüzümü ( 1/2 su bardağı)
*    100 gr kum kayısı
*    100 gr. ceviz içi
*    2 çorba kş. gülsuyu
 
Süzme Saray Aşuresinin Tarifi ve Yapılışı:
Fasulye, nohut ve baklayı bir gece öncesinden ayn ayrı soğuk suya koyup, şişmeye bırakın. Her birini yumuşayıncaya kadar ayn ayn haşlayıp. süzdürün. Nohutların kabuklarını soyun.
 
Buğdayı yıkayıp süzdürün. Su ile tence reye koyup, bir tasım kaynatın. Sonra ateşi kısıp, buğday çatlamaya başlayıncaya kadar pişirin . Pişen buğdayı ezerek karıştırın. Çorba kıvamına gelince tencereyi ateşten alıp: 
 
buğdayı ince bir süzgeçten temiz bir tencereye süzdürün. Süzgeçteki buğdayı posası kalıncaya kadar iyice ezip, temiz tencereye geçirin.
 
Buğdayın içine haşlanmış fasulyeyi, nohut u ve baklayı katıp, karıştırın. Şekeri, bademi, fıstığı, üzümü,  kuru  kayısıyı,  ceviz  içini  ve  gülsuyunu da ekleyerek tencereyi ateşe oturtun.  Üzümleri  pişinceye  kadar yaklaşık 5 dakika pişirin.
 
Aşureyi kasele re boşaltıp, üzerine kişniş üzümü ve kırmızı şerbetlik şeker serperek servis yapın. Afiyet olsun.
 
Süzme Saray Aşuresi "Saray Tatlısı” unvanına sahip olmuş, yüzyıllar boyunca Osmanlı Saray Mutfağında aşure kazanı kaynamış ve pişen aşure halkla paylaşılmıştır.
 
Aşure Hakkında Tarihimizden Bazı Dipnotlar;
Genelde şölen niteliğindeki yemeklerde; tavuk, ekşili tavuk, güvercin, piliç, ekşili piliç, börek, bohça (poğaça), tatamaç (mantı benzeri bir yemek), ıspanak böreği, çorba, katı çorbası, kefal çorbası, baklava, çeşitli dolmalar, kebaplar  ekşi aşı, muhallebi, pilav, tavuklu pilav, kıymalı- sade ve ballı börekler bulgur pilavı, zerde, yahni, paça, kabak reçeli (kabak tatlısı olabilir) aşure, turşu çörek, gözleme, girde (açılmış yufka) nukul (bir çeşit tatlı), tarhana çorbası, simit, erişte ördek, kuzu kebabı, tavuklu börek, aşure, çeşitli soğuk şerbet ve hoşaflar sofrada yer almaktadır.
 
Burada, muhtemelen nar şurubu (nardan) ile çeşnilendirilmiş kıymadan sonra, konuklara biri kavurma olmak üzere iki farklı tavuk yemeği ikram edilmişti. Ardından balık çorbası ve balık kavurması (kavurma-ı mahi), şurba-i piliç ve hepsi şeker ile yapılan me’muniye, aşure, sembuse, muhallebi ve kafes (ya da kakış?) gibi tatlılar ve bal (‘asel) ile yapılan mahmudiye gelmişti.
 
Dernschwam, bazı eksik bilgilerle de olsa aşureden de söz eder ve balın Türkler tarafından çok makbul bir yiyecek olduğunu kaydeder.
Misafirlere reçel ikramı da Osmanlı adetleri arasındadır. Neave de bir Türk evini ziyaret ettiğinde hizmetçi kızlar “gül ve portakal reçelleri ile dolu kristal kavanozlar” ile ikramda bulunur, o da beğendiği reçelden bir kaşık alır, yine tepside sunulan suyu içtikten sonra kaşığı tepsideki bir kavanoza koyar. Topkapı Sarayı’nı ziyaret ettiği sırada da kahve ile gül ve bugün artık neredeyse unutulmuş olan menekşe reçeli ikram edilir.
 
Kalabalık olan hacılar için ise avlanarak karınlarını doyurmak mümkün değildi. Evliya Çelebi, 6.300 çadırlık hacı kafilesiyle Şam' dan Mekke'ye giderken, kendisi ve adamları için yiyecek ve su satın almıştı. Yolda durdukları Tarhana Hanı'nda vakıf şartı olarak bütün hacılara yüzlerce kazan aşure aşı ve tarhana aşı dağıtılmıştı. Sonra Havran' da verilen on günlük mola sırasında herkes büyük pazardan yine erzak aldı. 
 
Osmanlı Devleti zamanlarından günümüze kadar gelen ve saray tatlısı olarak anılan aşurenin farklı bir türü olan süzme saray aşuresi tarifi
 
Bu hikaye;
ilk çiftçilikle birlikte ortaya çıkan toprak bereketi ve buğdayın kutsallığı ile ilgili inançlar da bağdaşıyor. Nitekim, buğdaydan yapılan aşure türü yemekler, İngiltere' den Çin'e kadar dünyanın birçok yerinde kutsal günlerde yapılmaktadır [Tannahill 96; Frazer 338]. 
 
Cibril-i Emin sonra Adem'e ekmek yapmasını öğretmiş ve bu nedenle Adem ekmekçilerin piri sayılıyordu. Aşure ile ilgili olarak Hazret-i Nuh'un gemisi karaya oturunca şükran sunmak için kalan erzakların kazana koyulup pişirildiği hikayesini anlatıyor [IV 45].

 



  • Facebook'ta paylaş

Yorumlar

  • Yorumlayan: Esma Kazancı
    9/27/2018 Email: esmakazanci********

    Aşura tarifi gayet iyi olmuş bayıldım tadına.

Bu Habere Yorum Yap