loader
Uzun Kabak Yemeği Tarifi

Uzun Kabak Yemeği Tarifi

Uzun Kabak Yemeği Tarifi; Kabak soyularak küçük küçük doğranır. Soğan yağda kavrularak...

Uzun Kabak Yemeği Tarifi
Uzun Kabak Yemeği Tarifi'nin Malzemeleri
                                                                                   
*   6-8 Kişilik
*   Pişirme Süresi: 30-35 dakika
 
*   2 kg Uzun Kabak
*   250 gr Haşlanmış Et
*   1 Kase Haşlanmış Nohut
*   1 Adet Kuru Soğan
*   1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
*   Tuz
*   Su
 
Uzun Kabak Yemeği'nin Yapılış Tarifi
Kabak soyularak küçük küçük doğranır. Soğan yağda kavrularak, haşlanmış nohut, et ve kabaklar ilave edilir.
 
Üzerine çıkacak kadar su eklenerek kısık ateşte pişirilir, dinlendirilerek servis yapılır.
 
Fasulye, patates, hindi, kakao, mısır, bazı kabak çeşitleri Amerika kıtasının keşfinden sonra, yani 15. yüzyıldan sonra Osmanlı mutfağına girdi. Kuru fasulye Amerika’dan gelmeden önce börülce ve bakla vardı..!
 
Osmanlı Saray Mutfağındaki Bazı Yemeklerde;
Yemeğin planlamasından sorumlu olan görevli ziyafete renk katmak için üç ara çeşit koymuştu: kavuçma-i çüban, zırba-ı ‘asel (bir çeşit muhallebi) ve kurutulmuş kabaktan yapılan bir yemek. 
 
Yabancı seyyahların kaynaklarında;
Anadolu’da yetiştirilen sebzeler arasında patlıcan, lahana, bezelye, fasulye, hıyar, havuç, maydanoz, kırmızı pancar pirinç, nohut, barbunya, bakla, soğan, turp bulunmakta. Dernschwam’ın verdiği bilgilere göre  İznik’te hıyar ve kabak üretilmektedir. 
 
KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR!
Vaktiyle bir derviş berbere gidip:
- Vur usturayı berber efendi, der.
Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer.
Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:
- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.
‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder.
Fakat kabadayının tıraş esnasında dili de durmaz, sürekli alay eder derviş ile:
'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar.
Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler.
Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir.
Berber dervişe bakar, sorar:
- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:
- Vallahi gücenmedim ona.
Hakkımı da helal etmiştim.
Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var.
O gücenmiş olmalı !
 
"Elbet zuhûra gelir ne ise hükm-i kader
Hakk'a tefvîz-i umûr et ne elem çek ne keder"

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler