loader
Kirazlı Köy Sofrası “Fedai Ünal”

Kirazlı Köy Sofrası “Fedai Ünal”

Bu ara ne hikmetse, Aydın ve civarında dolanıyorum hep. Geçen hafta ‘Hacıoğulları Kebap’ yazmıştım. Aynı hafta, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun yöreye kazandırdığı

 

Kirazlı Köy Sofrası “Fedai Ünal”

Bu ara ne hikmetse, Aydın ve civarında dolanıyorum hep. Geçen hafta ‘Hacıoğulları Kebap’ yazmıştım. Aynı hafta, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun yöreye kazandırdığı Arapapıştı Kanyonu’ndaydım. Dün de bir arkadaşımla ani bir kararla yine Aydın civarında aldık soluğu. Akşam ezan vaktine kadar işimizi bitirdik. İftarı Aydın’da farklı bir mekanda yapalım derken, arkadaşımın yemek yiyelim dediği restoran Ramazan münasebetiyle kapalıymış. Aklıma Kuşadası’nda yılların gazetecisi, bir dönem aynı kurumda çalıştığımız sevgili dostum Latif Sansür geldi. Saat biraz geç olmasına rağmen aradım. 

 

Sağolsun bizi öyle bir yere yönlendirdi ki, yarım saatte yemeğimizi yer kalkarız derken saat 01.00’de anca ayrılabildik restorandan. Merak ettiniz değil mi? Hemen söyleyeyim yerini. Aydın Ortaklar’dan Kuşadası’na doğru gelirken sol tarafa Çamlık’a sapıp Kirazlı tabelasını takip edeceksiniz. Yaklaşık 7-8 kilometre sonunda bu şahane, yeşil yol sizi “Köy Sofrası”na götürecek.

 

Açık konuşmak gerekirse, saatin geç olması sebebiyle bizimle pek ilgilenileceğini düşünmedim desem yalan olur. Ağaçların arasından ve eski köy evlerinin kenarından sürdürdüğümüz yolculuk loş ışıklı, sessiz ama bir o kadar da huzur dolu bi mekanda son buldu.

 

Misafire yaparmış gibi

Ben oruç tutan arkadaşımın bir an evvel orucunu açıp yemeğini yemesi için telaşlanırken, o benden önce restorandan içeri dalıp etrafı gezinmeye başladı. Çünkü gerçekten adımımızı içeri atar atmaz basit, keyifli, otantik ve çok keyifli bir hava ile karşılaştık. Genç garson arkadaşımız hemen masamıza gelip siparişimizi alırken ben de herzamanki meraklı halimle çoktan yemeklerin yapıldığı mutfağa dalmıştım bile. Mutfaktan içeri adım atar atmaz üç güzel hanım ile karşılaştım. İlk sorum “aşçınız yok mu?” oldu.

 

Sanki onlar aşçı olamaz, yemek yapamazlarmış gibi oldu sorum ama, oldu bi kere. “Aşçı yok. Biz yapıyoruz yemekleri” deyince, bu sefer iyice saçmalayıp “hepsini de siz mi yapıyorsunuz?” dedim. Hep birlikte kahkahalara boğulduk benim saçma sapan sorularımla. Ama bi yandan pek güzel oldu. Sıcak, samimi bir sohbet havası yakaladık. Durdu Çetindağ ev hanımı, Yaren Uluçay Halkla İlişkiler okumuş, Gizem Özsoy da moda tasarımcı aslında. Öyle samimi, öyle doğal ki hepsi de. Hem verdiğimiz siparişleri hazırlıyor hem de benimle sohbet ediyorlar.

 

 

Hepsi de Kirazlı Köyü’nden. Eve gelen misafire yemek yaparmış gibi hazırlıyorlar yemekleri. Siparişlerle birlikte ben de dönüyorum masamıza.  Oturur oturmaz masaya yürürken gözüme kestirdiğim sarmadan bi tane alıyorum. 

 

Muh-te-şem! 

Taze yaprak sarmasını uzun zamandır böyle kıvamlı ve tam ayarında pişmiş yememiştim. Ufak ufak masamızdaki lezzetleri tadarken, güleç yüzlü bir hanım geliyor masamıza. “Mutfaktaki sohbetinizi duydum, biraz meraklısınız sanıyorum. Nasıl beğendiniz mi yemeklerimizi?” diye soruyor. Ve başlıyor muhabbet. Hanımefendinin adı Emine. Eşi Nihat Fırat Bey ile birlikte işletiyorlar burayı. Tam 25 sene önce Kuşadası’ndaki işlerini bırakıp, tabir yerindeyse köylerine geri dönmüşler.

 

Emine Hanım Kirazlı Köyü’ne gelin gelmiş. Benim en baştan beri aradığım aşçı aslında o. Mutfaktaki üç şahane hanımefendiye kaptanlık ediyor kendisi. Bundan 25 sene önce eşi Fırat Bey ile Aydın ve kendi köyleri Kirazlı’ya ait yemekleri yapmaya başlamışlar.

İkisi de bu işe gönül vermişler. Restoranda kahvaltılık olarak önünüze gelen tüm reçeller, peynirler, zeytinler ya kendi yapımları ya da Kirazlı Köyü ürünlerinden oluşuyor.

 

Yerli tohum kullanarak organik tarım yapıyorlar küçük çapta.  Restoranlarına zeytinyağı ve tereyağı dışında yağ girmiyor. Bu arada kendi sirkelerini kendileri yapıyorlar, ki sizlere de kendi sirkenizi yapmanızı ve salatalarda sıklıkla kullanmanızı tavsiye ederim.

 

Bu arada sohbet sürerken, biz arkadaşımla birlikte yörenin bi yiyenin bi daha vazgeçemeyeceği tıkırdağını, düğünlerin vazgeçilmezi yuvarlamayı, yaz sofralarının efsanesi sarımsaklı yoğurtlu kızartmayı mideye indirmeyi ihmal etmiyoruz. Bi kere ben yuvarlamayı çok sevdim. Bu yörede düğünlerde yapılan bir yemekmiş. Kızartma sıcak sıcak geliyor sofraya. Sarımsaklı yoğurt da pek yakışıyor kendilerine. Ve tıkırdak! Aslında öyle ahım şahım bi şeye benzemiyor. Altı üstü kurutulmuş biber. Fakat arkadaş ne biber, ne biber!

 

 

Keşkek, özel incik

Kuru biberleri çok hızlı bir şekilde kızgın yağda kızartıp, sarımsaklı yoğurt eşliğinde sıcak sıcak servis ediyorlar. İddia ediyorum yemelere doyamayacaksınız. Sonra keşkek var. Kuzu boynu ve dana gerdan eti ile hazırlıyorlar Anadolu efsanesi keşkeği. Pazar günleri de özel incik yapıyorlarmış. Onu tatmak kısmet olmadı. En kısa zamanda tadacağız inşallah.

 

Lezzetli yemeklerin üzerine tatlı gibi geliyor bu şen muhabbet. Hızlıca bi zengin kalkışı yapıp hemen yola çıkalım diyoruz. Ama nafile Emine Hanım “olmaz” deyip, bahçesinin sarı kirazları ile uğurluyor bizi. “Sarı gül gibi ayrılık getirmesin” diyecek oluyoruz, “olmaz öyle şey, kiraz bu, aşıkların meyvesi, görün bakın gene geleceksiniz” deyip yolcu ediyorlar eşiyle birlikte.  Arkadaşımla yola çıktığımızda midemizde, beynimizde doymuş bi halde sevgili dostumun kulaklarını çınlatıyoruz.

“Yaşa be Latif, ne güzel insanlara göndermişsin bizi. Yaşa!”

 

Arapapıştı Kanyonu çok güzel, ama!

Geçen hafta kalabalık bir kamp gurubu olan Nomads (Göçebeler) ile Aydın Arapapıştı Kanyonu’ndaydık. Şunu söylemeliyim, muhteşem bi yer. Bozdoğan ve kanyon arasındaki yol harika. Kanyonun bulunduğu köyde, köylünün ve Bozdoğan Belediyesine ait olduğunu öğrendiğimiz tesislerde çalışanların kampçılara gösterdiği ilgi ve yardımsever tavır gerçekten çok güzeldi.

 

Ancak bu muhteşem yeri yurdun uzak illerinden otostopla görmeye gelenleri, Bozdoğan Kanyon arasında çalışan belediye otobüslerinin sanki şehir içindeki kadar duraklar birbirine yakınmış. İki durak arası 500 metreymiş gibi durak haricinde almıyor olmalarına bir anlam veremedik. (Ki daha önce benzer organizasyonda Karaburun Belediyesi kampçıları merkezden kamp alanına otobüsleri ile ücretsiz taşımıştı.)

 

Ayrıca belediyenin kanyondaki gezi teknelerinin bulunduğu iskelenin hemen alt kısmına kurulan kampa giden yola, belediye çalışanlarının ısrarla, yolun tam ortasına araba park etmelerini, motorcuların ve araçlarıyla gelen kampçıların yollarını engellemelerini hiç anlayamadık.  Bi tarafta canla başla gelenler mutlu olsun diye çalışan belediye görevlileri, diğer tarafta asık suratlarla mutsuzluk dağıtan başka görevliler! kaynak

 



  • Facebook'ta paylaş

Bu Habere Yorum Yap

   
 
 

Benzer Haberler